30 Mart 2015 Pazartesi

 

Günler ya da geceler bazen hiç bitmeyen koca boşluklar halini alabiliyor. Bir taraftan kahve içerek diyer taraftan beyninden geçenleri boşboş bakarak ekran üzerinde oynatırsın. Ellerin sanki senin değilmiş gibi bedeninle birlikte fazlasıyla hareket kabileyeti azalmıştır. Yorulmuşsundur artık bunca zamandan beri olan her şey şarkılarla birlikte kafanın içerisinde dönüp dururlar bir oradan bir oraya

Herhangi bir laf anlatma çabasına girmeye çalışmazsın ama içinde patlamak üzere olan birikmiş onca şey vardır. Kafanda olanlar çok berraktır ama dökülen kelimeler ise bir o kadar bulanık ve üstü kapalıdır. Her seferinde biraz daha iyi anlatmak için çabalarsın ama onları çözmek için gereken derinlere doğru hafif bir dokunuştan ibaretti.

29 Mart 2015 Pazar

Özgürlüğü bulduğumu sanıyordum. Aslında özgürlüğün başkası demek olduğunu bilmek çok uzun zaman aldı.

Hiç bir zaman fazla bir şey istemedim. Sadece başlayan değil, dinleyen olmakmış benim özgürlüğüm. Rahat olmakmış, kasmadan ve germeden bunu hissetmekmiş. Sıcak bir şeylerle kendi sıcaklığını harmanlayan bir bedenmiş tüm özgürlük.

Fazlasına gerçekten lüzum yok.

Royal Thunder - Parsonz Curse

25 Mart 2015 Çarşamba

Konuşmaktan sıkılmadım. Her zaman başlayan olmaktan yoruldum.
Hem dinleyici olmakta benim için iyi bir fikir aslında

19 Mart 2015 Perşembe

Siyah

Siyah ve vurdum duymazlığın buluştuğu o siyahlar içerisinde biraz dağılmışlığın kattığı ayrı bir büyü aşikardı. Siyahın o çekiciliği sanki ilk defa kendisini bu kadar belli eder gibiydi. Beğeni değildi bu olsa olsa bir tutku belki de ötesinde tanımsız bir duyguyu ifade edebilecek türden alabildiğine deri kokusunu tam içerisine gömmüş bir mevzuydu.

Kimi zaman biraz daha salaş olabilir ama o büyüyü yok edecek desenlerin çekilmezliğinden uzak olmalıydı. Belki daha sıradan düz şeylerde yeterliydi. Biraz bağdaş kurmuş havası olsun demenin nasıl bir anlam taşıdığını bilmezken bunu anlatmakta da fazla uzaktaydım. Belki bir kaç bardak fincan kahve ve o hiç bozulmayan samimi surat ifadesi her şeyi yeterince duru kılan bir hayalin oluşmasına sebep olabilirdi.

Niye bu kadar rahat ve pislik içerisine sürünen kocaman bir kara delik içerisine gömüldüğümü anlamsızca çözmeye çalışıyordum. Aslında o kocaman boşluğu dolduran büyük bir rahatlık duygusu olduğunu farkettim. Her ne kadar kirli olsa da gittikçe cekici bir hal almaktaydı. Belki de döküp saçmak doğamızdaydı ve böyle yaşamayı seviyorduk özümüzde kim bilir...

9 Mart 2015 Pazartesi

Beklerken

Bazen sadece bir şarkı vardır beyninin içinde her ne olursa olsun kimse bastıramadan kendini tekrarlamaktan başka bir şey yapmaz. Seni nedeni bilinmez bir yalnızlığın içerisine tercih hakkını tanımadan sürükler. O saatten sonra olması gereken yoktur. Sadece ne yapılması gerektiği sorusunun cevabı önemlidir. İnsan kendini sorgulamaktan bunaldığı bir hal alır oysa her şey o kadar havadadır ki iş can sıkıntısından öteye geçmeyecek kadar kısır boyutların içerisinde döner durur. Merak içerisinde düşüncelerine dahil etmek istediklerini süratle aramaya başlarsın. Ne yapacağının pek bir önemi yok sadece erişmek aslında işin çok daha fazlasıdır. Neyin sorgulaması olduğunu ulaştığın an unutabilirsin ama o beyninin bir kenarında bulduklarını bıraktığında tekrar hortlamak için senin boş bir anını kollamakta üstüne yoktur. Zaten tüm olan bitenin alaksızlıktan başka bir açıklaması olamaz. Tahmin edilen gibi gitmeyen o salak işlerden başka biri değildir. Hep böyle olmasının gerçek suçlusu ortaya o görünmez buhran kırıntılarından başkası değildir. Suçlu bulunmuş olsa bile çözüm fazlasıyla kendini şansın kollarına bırakmış bir şekilde öylece durur ve bekler...