25 Ekim 2013 Cuma

13 Ekim 2013 Pazar

Neyin tantanası

Arife gününü yarım gün olarak bildiren şirketim yüzünden yarın erken saatte iş yerinde olmam gerekiyor. Peki ne için? Aslında koca bir hiçten başka bir şey değil. Finans sektöründe çalışan insanları anlıyorum. Çünkü borsa açık olacağından o kurumların bunu çalışanlarından istemesi gayet mantıklı bir istek peki yazılım ile uğraşan adam yarım günde dünyayı mı kurtaracak diye merak edip duruyorum.

Biraz serzeniş dolu bir girişten sonra diğer mevzulara geçebilirim. Çok fazla ara verdim. Aslında bu planlarımın dahilinde olan bir şey değildi. Yaklaşık bir kaç aydır ciddi şekilde elimde olanların beni mutlu edeceği şekilde yaşamalıyım mottosunu sürdürmeye çalışıyorum. Bunlar nedir? Bilgisayar oyunları ve bazen çıkıp canımın istediği bir şeyleri yemek oluyor. Genelde oturup tek başıma yemek yemek benim için halen çok güzel bir aktivite sayılmasa da idare etmeye çalışıyorum.

Hayatımın sonuna her şeyin artık böyle gideceği üzerine hayatımı kurdum. Hazır havalarda soğumuşken tam oyun oynamalık kıvamdayım. Aslında bakarsanız çoğu şeyden elimi eteğimi çektim. Biraz bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıktayım. He dokunan da yoktu ya o ayrı mesele. Geçen gün telefonumun şarjının bittiğini bile ne zaman farkettim bilmiyorum.

Aslında beni biraz olsun rahatlatan denize karşı otururken kimin olduğu umrumda olmadığı birilerinin dinlemesi. Bana çözüm bulmasını ya da yorum yapmasını beklemiyorum ama biraz olsun anlasa sanki hayata karşı inancım biraz olsun kendini korumaya devam edecek.

Şimdi ise tuzsuz bir hayat yaşıyorum. Yemeğe o tuzu koymayı unuttuğumuzda nasıl yavanlaştığı duygusunu herkes bilir. Her ne kadar kendimi alıştırmaya halen çalışsamda ister istemez o tuzu arıyor gibiyim ve sonra yine kendimle çelişiyorum. Yalnızsın işte ve yalnız başına öleceksin. Neyin tantanasını yapıyorsun halen!