24 Haziran 2013 Pazartesi

Özlem duyduğum bir kuşak

Belki daha önceleri de söylemişimdir. 50'li seneler benim için ayrı bir başkadır. İnsanların giyim tarzı ve medeniyete uyum sağlamaya çalışması ile birlikte koca bir yoktan var oluş. O müthiş büyük motorlu arabalar ve müthiş müzikler ile süslenmiş bir dönem. Tabi ki bir o kadar da kötü olayları beraberinde getirse de dikkat çekmek istediğim yer diğer yanıdır.


20 Haziran 2013 Perşembe

O bile sıkıcı

Sıkıcı, berbat denemeler yazmak yerine şuan yazmamayı tercih ediyorum. Çünkü öyle sıradan bir ruh hali içerisindeyim ki her şey bana çok uzak duruyor. Haliyle bu durum da kendini çoğu yerde gösteriyor. Boş boş yürüyerek kafamı dağıtayım diyeceğim de o bile kurtarmıyor. O bile sıkıcı...

11 Haziran 2013 Salı

Biraz itiraflı olacak

Bugün yazma hevesimi kıran biraz da Gezi Parkı üzerinde yaşanılan olaylardı. Bu konu ile ilgili bir şeyler yazmayacağım. Çünkü fazlasıyla haberdarsınızdır. Amacım siyaset yapmadan mevcut hassasiyetimi bildirmek istemektir.

Günler geçerken çeşitli hayaller içerisinde, mutlu olma güdüsü ile kaybolur gideriz. Etrafta her ne olup bitiyorsa, istemesekte bizi hedef alır. Zaman ile toparlanmaya başlar, düzenli bir hayatın temellerini atarsın. Arada bir sallanıp yıkılsa da daha iyisini inşa edersin. Benim hayatımda ki en olumlu düşünce şekillerimden biridir. Bir işi geride bırakıyorsam, önüme gelecek iş ondan çok daha iyi olacağıdır. Hep böyle bir inanç içerisinde yola çıktım.

Tabi iyimser denilebilecek tek yönüm de bu olsa gerek. İnsan tanımak konusunda pek aynı şeyleri söyliyemiyor olacağım. Her insan biraz daha dışarıdan izliyor. Sen onunla konuşmazsan o senin suratına bile bakmıyor. Hayır! Tatmin edilecek egolarım yok. Sadece biraz olsun ilgi belki de kendini işe yarar tanımlamak için gerekli saygıdır.

Zoraki olaylardan oldum olası nefret etmişimdir. Kimseye doğum günümü söylemem ya da çok hoşlandığım basit bir pena vardır. Bu gayet sıradan bir hamburger fiyatına alınabilir bir şeydir. Tahmin edilebileceği gibi her çeşidinden kendim de bizzat satın alabilirim. Fakat o küçük şey insanların size değer verdiği konusunda inanılmaz değerli bir hatıradır. Kullanmaya kıyamazsınız. Bütün bu mana aslında basit bir cisime değil onu alan kişiye yüklenir.

Bir şey açıklamam gerekirse, bu zamana kadar hayatım da aldığım tek süpriz hediye çalıştığım ilk şirketimdendi. O da artık zaman ile bir ritüel oluştuğu için herkese alınan pek bir özelliği olmayan sıradan bir durumdu. Fakat yine de o an ne yapacağımı bilememiştim.

İnsan bilmediği bir duygu karşısında afallar. Hani sıcak nasıl diye merak ederek sobaya parmağını sokarsın da  canın yanar. Ben o sobaya hep parmağımı sokmaya çalıştım ama bir türlü mümkün olmadı.

Her neyse insan sadece bir şeylere anlam yüklemek ister.
O da hiç mümkün olmaz.

5 Haziran 2013 Çarşamba

Standart hayatlar

Hayatın akışına bir türlü akıl, sır erdiremeyişim doğrudur. Şöyle ki; İşlere yeni adapte olurken aslında pek çok şeye vakit ayırabiliyorken kalkıp yazı yazamamak filan ya da ne dinliyor olduğumu bile unutmak bir hayli garip duruyor. Çünkü vakit olmadığın da insan vakit dilenerek araya bir şeyler sıkıştırmak ister ki şuan yaptığım buna yakındır. Diğer taraftan boş vaktin varken nasıl heba ettiğini anlamıyorsun.

Tabi kafayı sulandıran diğer mevzular da malum ülkemiz üzerinde ki olaylar. Bu konular da çok tarafsız kaldığım söylenemez. Yaptıklarımı burada açık açık söyleme gereği de duymuyorum. Bu da bir süreçtir. Elbet bunu da atlatacağız. Tek temennim senaryonun sonu mutlu bitsin.

Konu her paragrafta dağılırken, aynı benim şuan olduğum gibi...
Yine çok standartize bir yaşam döngüsüne girdim. Bir şekil de esnetip kırmak lazım.
Aslında ruhsal ve zihinsel bir durum diyebiliriz. Aynı düşünceler içerisinden nasıl çıkılır bilen var mı?..