21 Şubat 2013 Perşembe

Denersin

Cuma gününe bağlandığımız bu akşam üzerime hafiften haftasonu rehaveti çöküyor. Sadece haftasonu rehaveti değil aslında, biraz da haftanın bütün günleri her saat çalışmak ve kafa yorgunluğu da işin içine girince haftasonunu mum ile arıyorsun.

Cuma akşamı için şöyle oturup hayallere dalmak istiyorum. Biraz hayatın akışının ne tarafa gittiğini, nerede yanlış yaptığımızı, o eski şeylere neler olduğunu konuşmak istiyorum. Derinden bir of çekerek hayatta güzel olabilecek şeyleri konuşmak istiyorum.

Bitmeyecek bir akşamın sonunda o lezzetle o soğuk havada hafiften eve doğru yürümekte güzel olur.

Uzun süredir yapmadığım hep geyik yaparak vakit geçirmeye çalıştığım gerçeği vurdu. Yoğunluk ise beni iyice doldurdu. Bazı şeyler hiç birşeye çözüm olmayacağını bile bile yapmak istersin. Sırf yeni bir güne biraz daha rahat bir şekilde kalkmak için denersin.

20 Şubat 2013 Çarşamba

İstedim

Çok değil bir kişi duygularıma katılsın istedim. İnsanların değer yargıları içerisinden sıyrılıp değerli olmak istedim. İnsan olmak istedim bir o kadar daha doğrusu ben insandım da sadece yaşadığımı birilerinin hatırlatmasına ihtiyaç duydum. Ayakta gideceği yeri belli olmayan içi çürümüş bir zombi gibi oradan oraya gitmekten sıkılmış bir mahlukat olarak.

Bu kadar zor olmamalıydı insanları yakalamak.

14 Şubat 2013 Perşembe

Bir günün özeti

Bugün fena bir gün değildi. Uzun zamandan sonra kendimi yeniden enerjik hissetmeyi başarmıştım. Sabah saatlerinde ertesi akşam rahatça dinlenmiş olmanın verdiği rahatlık yansıdı. Her ne kadar servise yetişememiş olsamda benim için metro ile işe gitmenin verdiği keyif ayrı bir güzeldi. İnsanların içine karışmak onları izlerken vakit geçirmek çoğu zaman tercih ettiğim bir olgudur.

Geçen haftalarda şirketten istekte bulunduğum kartvizitim bugün öğlen saatlerine yakın gelmişti. Çok fazla işime yaramayacak olsa da insanın hoşuna gidiyor. Hatta farklı bir haz veriyor desek yeridir. Tabi bu kadar çıkışın bir inişi de olacaktı. İşler yüzünden öğlen yemeğine çıkamayacaktım. 20 dakika da işlerimi bitirdim ve geri kalan sürede yemek için dışarı çıktım. Fakat yemeği yerken hiç aklıma gelmeyen bir sebepten dolayı yaptığım iş üzerinde küçük bir hata gerçekleşmiş. Tabi hata küçük olsada yaptığınız işin bütün değerinin kaybolmasına yetiyor. Hata yapmamak için elimden geleni yaparken, hata yapmak insanıda negatif etkiliyor.

Her neyse düzelttik, işleri yoluna koyduk. Akşam olunca da hava durumunun yarından bozacağını göz önünde bulundurarak kaç haftadır internette bakıp bulamadığım siyah kablolara geldi sıra. 4 tanesini 40 TL'den aşağı bulamadığım kabloları aramaya başladım. Bir tane adam elinde 2 tane olduğunu söyleyerek kazık atmaya çalışacaktı ama gözüm tutmadı adamı çıktım dükkandan derken bir kaç dükkan sonra dükkanın birinde buldum. Adam paketi uzatıp "bu mu?" diye sordu. Hem aradığım kabloydu, iyi bir markaydı ve paketin içinde 2 tane vardı. Bir tane daha olup olmadığını sordum. Başka bir paket daha verdi. 40TL'yi gözden çıkartan ben 4 adet kabloya esnafın 3 saniye düşünüp "5 versen yeter" demesiyle kendimden geçtim. Bildiğin tezgaha parayı atıp kaçtım.

Perşembe'nin de Cuma gününe bağlanmasıyla biraz daha gevşeyen bünye bugün iyiden iyiye rahatladı.
Bugün beni yalnız bırakmayan güzel şarkımı da paylaşmak istedim.

In Flames'in eski albümleri ayrı bir güzeldi işte...




13 Şubat 2013 Çarşamba

Sorularım var

Çok kişi görürsün ama az kişi tanırsın. Garip bir kavram halini aldı hayatımda tanışmak zira sadece yüz yüze gelirsin çoğu insanlarla ve yanından gelip geçerler. Bilmiyorum insanlar ne zaman birileriyle tanışmak ister ya da tanışılacak kişinin ne özelliklere sahip olması gereklidir.

Herşey spontane gelişiyorsa eğer, o spontane nasıl gelişir bir şekilde öğrenmem gerek.

Sadece hayata bir yerinden başlamak istiyorum ama hiç bir cevap bulamadığım bir sürü sorularım var.

10 Şubat 2013 Pazar

Hayat anlamsız

Patlamanın eşiğine gelirsiniz. Ne yazdıklarınız keser sizi ne de söyledikleriniz. Fikirler beyninizin içerisinde dönüp dururken onları asla anlamlı cümlelere dönüştüremezsiniz. Çok yoruldum yine ve çok doldum. Hayatımda senelerce ağlayamamış olmama rağmen ilk defa oturup adam gibi ağlamak istiyorum. Belki biraz olsun boğazımdan itibaren her yerimi saran o düğümler çözülür diye.

Oysa öyle bir realistim ki halen bunun da bir işe yaramayacağını düşünüyorum. Sadece yanına oturup suratına bile bakmadan birileriyle konuşmak istiyorum ama koca şehir İstanbul'da pekte mümkün olabilecek davranışlardan biri değil. Zamanında deneyipte başarılı olamadığım girişimlerimde olmuştur.

İnsan hayallerini, düşüncelerini evirip çevirip kendine anlatınca bir yerden sonra sıkılıyor. Oturup yazıyorsun bir kenara ve tekrar ben okuyorum. Sonuç hep aynı yani. Peki çözüm arama yoluna gidersem nereden başlayacağımı hiç bilmiyorum.

Hayatta yalnız başıma kalmamak için pek çok yol denedim. Epey bir süre ne yaşadıysam yılmadım. Toparlandım. Hep ben güçlü adamım diye kendime gaz vermeye çalıştım. Pes etmeyi zayıflık olarak görüp olabildiğince uzaklaştım. Sonuç hakkında merakınız varsa söylemeliyim ki uzun bir süreden sonra değişmeyen bir yaşantı karşısında iflas bayrağınızı çekiyorsunuz.

Şimdi halen sahilde oturup simit'i bir tek martılarla yiyebilirim. Halen oturup kendimle dertleşir, problemlerime kendim cevap arayabilirim. Benim için yaşam oturup tek başına santranç oynamak gibi biraz.

Her neyse sonuç bu kadar çıkıyor işte içimdekiler. Dökemiyorum bir türlü, anlatamıyorum. Zaten anlatabileceğim kimse de yok.

Hayat bazen çok anlamsız.

9 Şubat 2013 Cumartesi

Anlamsız istek

Bu aralar kafamın içerisinde dönüp duran dumanlı hava ile birlikte hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. İşlerin yoğunluğu beni oyalasa da bir aşamadan sonra can sıkıcı bir hal alıyor. Az da olsa kendime vakit ayırabilmek istiyorum. Aslında tek istediğim işin özünde biraz olsun mutlu olmak. Hayatımda sanki insanların bana yaklaşmaması için kurulmuş koca bir kalkan var ve ben bunu göremiyorum.

Sıra arkadaşınız ile sınavda aynı cevapları yazarsınız ama farklı notları alırsınız. Ama o kötü notu o değil de niye sizin aldığınızı hiç bir zaman bilemeyeceksinizdir. Hal böyleyken neyi yanlış yaptığınız, yenilgilerinizin sebebini bilemiyor olmak yenilerini doğurup duracak. Adeta bir Murphy gibi her denemenizde yanılacaksınız ve hiç biri başarılı olmayacak.

Bir yerden sonra artık yere bakarak yürümeye başlıyorsunuz. Nerede bir çift görseniz o yüreğinizi burkan duyguyu bir nebze olsun hafifletmeye çalışıyor işte insan. Ne kadar başarılı olduğu tartışılır tabi ama uzaklaşıyorsun insanlardan çünkü öyle yapmak zorundasındır.

Kendine uğraşlar bulup onların peşinde koştururken kendini kaybetmek. İnsanlar ya da ikili ilişkilerde ki başarısızlıkları başka yerlerde başarıya dönüştürmeye çalışmakta denilebilir. Bu gayet açık yüreklilik ile söylenebilir.

Fakat mevzu şu ki olmuyor. Sanki bir malzeme eksik. İnsan ne kadar yalnız yaşamaya alışsa da "keşke birileri olsaydı" demekten kendini alamıyor.

Her neyse sonra biliyorsun birşey olmayacağını, yolda yürüdüğünde yanında olanın bir tek sokak aydınlatmaları olduğunu ve bütün rüyalar buhar olup havaya karışıyor.

Asla seni bırakmayan yalnızlığın o günde seninle birlikte geliyor. Bir gün daha hayatında bir süpriz olmadan geçip gidiyor. Bazen insan gerçekten hayatına sihirli bir dokunuş istiyor. Anlamsız ama öyle.


Son yaşadığım en garip olay her yerde karşıma bu şarkının çıkması. Oysa ki filmini şarkıyı defalarca duyduktan sonra izlemeye karar verdim. Yani bilinç altıma yerleşmesi için bile herhangi bir sebep yok.


Yalnız.

Ne güzel(!) buralarda da yalnız başımayım.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Şans çarpanı

Son zamanlarda ne düşündüğüm ya da ne hissettiğim konusunda kendimin bile pek bir fikri yok. Hayatın neresindeyim ve ne yapıyorum sorularına artık cevap veremiyorum. Standart bir döngü içerisinde kendime uğraşlar bularak var olan zamanı değerlendirmek adı altında kullanma gayreti içerisindeyim.

Tabi insan uğraştıklarını bazen sadece ihtiyacı olduğu için değil de motivasyonunu yükseltmek için yapar. Kişisel tatmin çok önemlidir ama birilerinin "süper olmuş" sözlerine ihtiyaç vardır. Hele ki yalnız biriyseniz ve elinizde motivasyonunuzu yükseltecek tek konu bu ise durum biraz daha önem taşıyor.

Bazen sırf birilerini bilmediği bir yerde gezdirmek bile aynı tatmini verebilir. İşin özü bir kişinin sizden birşeyler istiyor olmasıdır. Buna biraz işe yaramakta denilebilir. Tabi bunun yanında insanlar sizin yanınızda olmak istediğin de böyle bir istekte bulunabilirler.

Sonuç olarak ben hiç işe yarar bir adam olamadım. Belki de beni en çok yıpratan şey ise buydu. Filozof ya da fikir babası olmak değildi amacım tabi sadece bir nebze olsun farkedilmekti insalar ya da insanlık tarafından ama ben beceremedim. Sebebini bilmediğim başarısızlıklar yaşadım.

Sebebini bilmiyordum çünkü insanlarla insan gibi iletişim kurabiliyorken farkedilemiyor olmak için başka etmenlerinde işin içinde olması gerekiyordu. Ben bunu hep şans kavramına yordum.

Sokağa çıkıp koskoca bir cadde üzerinde yürüdüğünüzde aynı özellikte sadece bir ya da birkaç kişinin meşhur olma ihtimali vardır. Belki bazıları bunu gerçekten çok haketmesine rağmen erişemez. Kim bilir 2 adım önünde giden bir kişi zaman farkıyla onun önüne geçer.

Diyorum ya; dört dörtlük bir insan dahi olsanız şans çarpanınız yüksek değilse hep belli bir yerde kalırsınız.
Dünya dönüp dururken siz ne yaparsanız yapın onu yakalayamazsınız. Zaten bir gün şans faktörüne çomak sokmayı başardığımda büyük ihtimal ile bir kitap filan yayınlarım. Yakın zamanda da Buda gibi heykellerim filan yapılmaya başlar.

2 Şubat 2013 Cumartesi

O fark neydi

Artık eskisi kadar konuşmak istemiyorum. Günlerim biraz daha sessiz sakin geçiyor. Her hafta bulduğum çeşitli uğraşlar ile semtleri gezip bulduklarımı alıp eve gelip dinleniyorum. Hafta içi desen kafamı işlere verip çalışıyor oradan direk eve geçiş yapıyorum.

Yapılabilecek çok şey var aslında ama sanırım benim azim mekanizmam tamamen iflas etti. Bazı insanlar hiç birşey yapmazken etraflarında bir sürü insan tarafından taktir görüp, farkediliyorken. Çaba göstermiş olup hiç birşey elde edemiyor olmak fazlasıyla can sıkıcı.

Olmuyor işte, hiç birşey olmuyor. Zaten artık etrafımda birileri olsun diye bende çaba göstermiyorum. Ama halen merak ediyorum. İnsanlara hitap edemediğim ne vardı? Herkesin yaptığı ve benim yapamadığım neydi?

Sanırım hiç bir zaman öğrenemeyeceğim.
Neyse koyver gitsin nasıl olsa öleceğim.