29 Ocak 2013 Salı

Gün gelir

Hayat gerçekten tuhaf gerçeklerle dolu. Bir gün aynı şeyleri konuşup, aynı kararlara varan kişiler gün geliyor hayatlarını 180 derece döndürüyor. Bunun sırrı ya da mevzu nedir o kadarına erebilmiş değilim ama kimi insan sana en yapmam dediklerini yaptırır kimi ise onları asla yaptıramaz.

Bu biraz kadınlar kendilerini güldüren erkekleri sever AMA yine o kadınlar, sevdikleri erkeklere güler. Tabi burada konu sevmek kelimesinin de üzerinde bir yer. Her seven insana koca koca planlarını çöpe attıramazsınız.

Fakat galiba şöyle bir gerçek var. O planlar yerine siz yenilerini empoze edebiliyorsanız insanlar planları çöpe atmayı değil de takas etmeyi kabul ediyor.

Şimdilik bu kadar...

Zaten bu aralar kendimden bile bi haberim. Neyin kafasını yaşıyorum fikrim yok.

13 Ocak 2013 Pazar

Neden hep ben?..

Uzun süreler takmaz, görmezden gelmeye çalışırsın. Hatta bazı şeylere alıştığın bir dönemde karşında gördüğün o kişi bir anda kurmuş olduğun dünyayı silkeler. Kıskançlık bile denilebilir aslında belki de fazlasıyla...

Fikirlerine hiç önem vermediğin ve hatta aynı eleştirileri duyduğun kişinin yanında birilerini görüyorken halen yalnız olmak.

Çok saçma bir bakış açısı, gereksiz bir kıyasa girmek.

Fakat insan bazen neden diye soruyor. Neden kaybedenim?..

12 Ocak 2013 Cumartesi

Yeni gitar, yeni denemeler

Gerçek kayıtlardan önce yeni gitar için deneme kaydı. Şarkının slow bölümüne kadar tam gaz girdim.
Prof. kayıt olmadığı için gitarın çatır çutur tel sesleri gelmesi normal bilginize...



Veeee bayılarak bu şarkıyı çaldığım yeni favori penam


6 Ocak 2013 Pazar

Bu sefer başka

Bazen yazmak zorunda olduğun için yazarsın ki o kesinlikle belli olur. Eğer ticari bir amaç varsa işin içerisinde orada işler solabiliyor. Büyük baskılar, kaybedilen duygular olabiliyor. Ben en çok bana o yazma duygusu geldiğinde karamalama yapmayı seviyorum. Tabi karalama yapmak deyimi her ne kadar eskide kalsada durumu anlatmanın en güzel yollarından biri denebilir.

Oturup sayfalar boyunca yalnızlık ve etrafında bağlantılı birçok konuya değinerek kocaman bir olay kurgusu yaratabilir. Bunların üzerine bir kaç sayfa yazı yazabilirim. Tabi burada o kadar sayfalar yazmak için gerçekten olayın içerisinde kendini bulman gerek yoksa konu belli olsa bile havada kalan mevzular olabiliyor.

Bütün bunların dört dörtlük olduğunu varsayarsak en büyük sorun ise 600'ün üzerinde yazı yazmış olmama rağmen bunları bir türlü sağlam bir kolaj haline getiremiyor olmam. Bir konu üzerinde ne kadar farklılık yaratabilir ya da ne kadar değişik yerlere değinebilirsin diyebilirsiniz. Bunların tümünü yapabiliyor olduğumu düşünmeme rağmen oturup şunları derle deseler işte tek yapamadığım kim bilir belki de zorlamadığından kendimi beceremediğim bir konu. Hep istedim böyle güzel kolajlar çıkartmayı o bir gerçek. 200-300 yazı okuyup şöyle 50 sayfalık bir kolaj çıkartabiliyor olmayı.

Her neyse belki de şimdi zamanı değildir. Fakat kafama nereden geldiyse komik yazılar üzerine yoğunlaşma fikri var. Etrafta çok fazla devlet meselesi tartışır gibi tespitlerde bulunan insanlar var. Özellikle twitter ile çoğalan bu furya bir kesimde laf sokma meraklısı, aşk acısı üzerine yazan insanlarla garip bir karma haline geldi.

Bunların bir kısımı komik olma çabası içerse de gerçekten mizah kategorisinin yanından geçmeleri bile pek mümkün değil. Ülkede kişiye komik gelen bir olayı ya da o an komik olanların her yerde güldüreceği gibi bir inanç olmalı ki bu şekilde davranıyorlar.

Yazıyı biraz toparlamam gerekirse belki komedi üzerinede yazarım he? Nasıl olur?..

1 Ocak 2013 Salı

Hatasız kul olmaz

Bilenbilir, ben hep belli bir tür müzik dışında başka birşey dinlemeyen bir insanım ki, bunun en önemli sebeplerden biri de özellik ile Amerika menşei'li grupların gerek en iyi gitarların üretildiği bir ülke, gerekte bunların temini ve ücretlerinde hiç bir sıkıntı yaşamadıkları için pek çok ülkeye oran ile müzik konusunda hızla gelişmiş ve bunları müziklerine yansıtıyor olmaları.

Bunun yanı sıra oradaki insanlar müzik konusunda daha çeşitli olmalarıda ayrı bir faktör. Türkiye gibi müzik yapmak için çıkan insanların %99 para için yapmıyor. Bu yüzden de herkes kendi zevklerine göre birşeyler üretebiliyor. Durum böyle olunca, haliyle halkta çeşitliliğe açık olduğundan dolayı sevdiğimiz ama Türkiye'de bulamadığımız o müzik türlerini hep yabancılardan dinlemek zorunda kalıyoruz.

Yoksa Türkiye'de güzel Stoner albümü yaptılar da biz gidip albümü alıp destek vermedik mi?..

Neyse efendim şimdi bu Türkçe şarkının nereden geldiğine değinirsek. Orhan Gencebay'ın 60. sanat yılına özel çıkan bu albümü müzik marketlerde görmemenin imkanı yok. Bende çok methini duyunca merak ettiğim bir kaç yorumu dinlemişliğim vardır. Çünkü Orhan Gencebay'ın yorumu, alt yapısından çok ne kadar iyi sözler yazdığı konusunda bilgim vardı. Geçen gün salonda açık olan bir programdan bu şarkıyı duydum ve aklıma geldi. İlk dinlediğimde sözlere çok dikkat etmemiş olmalıyım.

Şarkıyı tekrar dinlediğimde o sözlerin ne kadar güzel olduğunu farkettim. Özellikle bana göre orjinal halinin alt yapısına bakıldığında daha bir toparlanmış ve daha bir güzelleşmiş. O zaman bu güzel sözlerle sizi başbaşa bırakıyorum.



Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni
Dermansız dert olmaz, dermana sal beni
Kaybettim kendimi, ne olur bul beni
Yoruldum halim yok, sen gel de al beni.

Feryada gücüm yok, feryatsız duy beni
Sevenlerin aşkına, ne olur sev beni
Sev beni...

Bu feryat, bu hasret öldürür aşk beni
Uzaktan olsa da, razıyım sev beni
Razıyım sev beni...

Ümitsiz yaşanmaz, sevmemek elde mi
Can demek, sen demek, gelde gör bendemi
Sözümde sitem var, kalptemi dildemi
Tez elden haber ver, o gönlün eldemi

Feryada gücüm yok, feryatsız duy beni
Sevenlerin aşkına, ne olur sev beni
Sev beni...