31 Mayıs 2012 Perşembe

Konuşmak

Eskisi gibi hayata lanet eder kafaya gelmek istemiyorum ama hayatı şöyle güzelce masaya yatırmaya ihtiyacım var. Her ne kadar hiç birşeyi çözemeyecek olsamda en azından bunu istiyorum.

Electric Wizard - Scorpio Curse

Stoner metal'de yeri bambaşka olanlar

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Karmaşa


Hayat bizim çözemediğimiz kadar garipliklerle dolu şekilde ilerliyor. Aslında bizim elimizde hiç birşey yok iken yeşerttiğimiz küçük umutlarla neşeleniyoruz. Gariplikte biraz burada başlıyor. Hiç birşey aslında değişmiyor sadece ağıza çalınan bir parça baldan ibaret yaşamak istediklerin ama oysa ki sadece hayallerinde yaşadıkların ve gerçek bu kadar yakınken hayallerle yaşamak insanın hayatına huzursuzluk verecek kadar karmaşa yaratmaya yetiyor.

Kararlarınızı uygulamaya koyduğunuz da karşınızda ki insan faktörü yani sizin iradenizden bağımsız şekillenecek bir sistem devreye giriyor. Hepsi farklı reaksiyonlar alabileceğiniz bir sürü insan var. Oysa ki kimi zaman en büyük derdiniz biraz konuşmak olduğunda bile yanınıza tek bulabileceğiniz kişi bankta tek başına oturan yaşlı amca oluyor.

Etrafındakileri sürekli uzak tutan bir bünye pek çok zaman normalden fazla ilgi çekebiliyor. Biz insan denilen mahlukatın ne kadar dengesiz bir bünyeye sahip olduğunun en büyük açıklaması sanırım.
Oysa biraz ilgi bir insanı yaşatmaya yeter.
Biraz daha fazlası ise huzur verir.

Sanki gerçekleşmeyecek bir hayali kapılmak gibi tüm bunlar. Kimse hayatın da bir sefer olsun mutlu olacak diye birşey yok, bunu haketsen bile hayatın kendi kuralları var.
Sevilmek işte bu kadar imkansız, bu kadar zor.

29 Mayıs 2012 Salı

Bu kadar işte

Biraz yemek ve kahve hayat bazen bu kadar işte, istediğin kıyafetler üzerinde kısa kollu bir t-shirt incecik bir hırka. Kimse umrunda değil kulaklığın dışında ama tek yanında ki o hayata bağlayan tek şey müzik. Hiç bir hayalim ve umudum yok hayata karşı hepsi tükendiler. Tek hayatta kalma sebebim yağmurda yürürken eşlik eden müziğimdir. O da yetmeyecek birgün biliyorum. O gün zaten ben de olmayacağım.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Kısa kısa


  • Kendimi yeniden dişlerimi sıkarken buluyorum.
  • Ciddi mana da çalışmaktan hiç bu kadar sıkılmamıştım.
  • Önümüzde ki hafta izine çıkıyorum.
  • İzinden sonra Microsoft sertifika sınavlarım var.
  • Askerlik olayları yüzünden girmem gereken bir açık öğretim sınavlarım var.
  • Halen şu dönem ortasında iş görüşmesine çağıran bir yer ile karşılaşmadım tek yer haricinde.
  • Hayatım da yapmam gereken işlere gerekli önemi göstermiyormuş hissini üzerimden atamıyorum.
  • Kafam fazlasıyla dağınık toparlayamıyorum.
  • Stoner müzik dünyasının afyonudur. Net!..
  • Bir sokak festivali için jazz, blues her zaman güzeldir.

Öyle işte...

27 Mayıs 2012 Pazar

Riotgod - Crossfade

Yine çok sağlam stoner bir parça buldum. Kendileri şuan benim en büyük aşkım.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Maceralı bir gün

Maceralı bir gün daha geçti. Önce terkedilmiş birinin yalnızlığıyla yüzyüze geldik ondan kurtulduk derken gecenin kapanışında sarhoşlarla uğraştık. Neyse ki kazasız, belasız günü kapatabildik.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Saçmalamak

İnsan ne konuşacağına bilemediği zamanalar vardır. Oturup saçmalarken bir taraftan kafasında başka şeyler düşünür. Ne konuşacağını bilememek o kadar kötü birşeydir ki herşey bittiğin de kendini saf aptal olarak görürsün. Oysa aslında senin için her zaman ne konuştuğunun bir önemi yoktur fakat bunu karşında ki hiçbir zaman bilemez.

Susmak insanı düşüncelerin kollarına bırakır. Hayaller içerisinde gezerken mutlu kılsa da gerçekte işlerin asla öyle ilerlemeyeceğini bilmek aslında bir yıkımdır.

Saçmalamak en azından bir çabadır ama kimi zaman insanın ona bile gücü kalmıyor.

22 Mayıs 2012 Salı

Planlar

İnsan kendine plan yapınca tutamıyor galiba. Kendimi hiç zorlamayacağım diyordum şimdi 7.5 kilo ile çalışıyorum ama bu gerçekten yeterli bir kilo umarım bunun üzerine çıkmayacağım.

Fakat akşam ton balığı kadar güzel bir yiyecek yok.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Otsu yaşam

Kendi kendime ben böyle değildim diyorum. Yani kolay kolay pes etmezdim hiç birşeyden ama şuan herşeyden o kadar sıkıldım ki sırf para kazanmak adına çalışmaktan başka birşey değil yaptığım. Eskiden yaptığım işten zevk alırdım, severek ve isteyerek yapardım. Şimdi ise bir yerlere kaçabilmek için küçük anlar arıyorum.

Elimden gelen birşey olmadığı için ne kadar isteksiz de olsam haftanın beş günü gidip birşeyler yapmaya çalışıyorum. Sisteme tamamen hakim insanlar olsa belki bazı şeyleri yapmak çok daha kolay olacak ama herşey başka bölümlere dağılmış durumda biraz kimin eli kimin cebinde durumları var.

Öyle işte dilimde ki tek laf
Bu da gelir, bu da geçer.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

17 Mayıs 2012 Perşembe

Bir akşamın boşa geçmesi

Chrome'un senkronizasyon ayarını kullanmak istedim ve hiç dikkat etmedim. O da gidip iş yerinde kullandığım sekmeler getirdi ve herşeyim uçtu.

Backuptanda dönemedim herşeyi sıfırladım mecbur.
Kabus gibi bir akşam sonlandı sonunda.

Yalan Rüzgarı

Bugün merak ettim ve baktım. Kanım dondu şerefsizim.

Wikipedia

Prosedürler

Hayatı prosedürler ile dolu bir doğrultuda yaşamak bazen oldukça sıkıcı oluyor. Prosedürlere bırakılamayacak kadar hızla ilerleyen bir yaşam döngüsü içerisinde biz insanlar herşeyi zamanın kucağına bırakıyoruz belki de onun kucağında avunmaya çalışıyoruz daha doğru bir anlatım biçimi olsa gerek.

O kadar fazla zamanı pek çok kez tek bir cümle kurmak için harcıyoruz.
Belki de hepimiz korkağın tekiyiz.

Diablo 3

Sonunda Diablo 3 elime ulaştı ama hoşuma gitmeyen iki olay oldu.
1 ay öncesinden ön sipariş vermeme rağmen oyunun çıkış tarihinden 1 gün sonra elime geçmesi ve normal fiyatından sadece 50 kuruş indirimli almış olmam.

Dün ancak kurup hesabımı aktive edebildim. En yakın boş zamanımda koreliler gibi 4 saatte bitirmeyi umuyorum.

13 Mayıs 2012 Pazar

Müziği hisset

Bazen müzikten kendimi alı koyup uyuyasım bile gelmiyor. Hele müziği yapan kişi müziğine ve seyircisine saygılıysa orada insanın duyguları daha bir perçinleniyor.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Kısıtlamalar

Biraz daha zorlarsam sanırım iş dünyasında anarşizm adında bir kitap çıkartacağım. Gerçekten çok saçma şeyler dönüyor ve kimsenin bu gidişata dur dediği yok. Çünkü bizi koruyacak, kollayacak bir kurum yok. Şuan belki kime sorsam durumdan şikayetçi olur ama Türkiye'de ki hayat şartları ve özel sektör olduğu için kimse gıkını çıkartmaz.

Yöneticilerin interneti kısıtlaması çalışanın motivasyonunu olumsuz yönde etkiler. Ben bulduğum problemlerin cevaplarına ulaşamadığım için işin aksadığı ve uzadığını biliyorum. Aynı zamanda benin yaptığım iş yaptığım şeylerin 5-10 dakika çalışmasını beklemekle geçiyor ve bu arada iki siteye göz atamamak insanın kafasını dağıtmasının önüne geçiyor.

Kaldı ki sadece internetle kısıtlamak şimdi söyleyeceğim yanında gülünç geliyor. Artık telefonlarda yasaklanacak. Siz öyle iş yerinde laylaylom saatlerce konuşamayacaksınız. Hatta belki de mesaj bile atamayacaksınız. Telefondan nasıl olsa internete bağlanıyorum kafasına hiç girmeyeceğim.

Evet sizden ot gibi çalışmanızı istiyorlar. 8 saat at gözlükleriyle durmadan kim çalışır?
Ben diyorsanız yaşam amacınızı tekrar gözden geçirin derim.

8 Mayıs 2012 Salı

Bazen atlamak

Bazen insan gözünün önündekini göremiyor. Oysa ki karşındaki insanın gözünü oynmak yerine göstermek ne kadar güzel oluyor. Bencil olmaktan ziyade bencilce düşünebildiğimizi gösterebiliyoruz. Sanki tek zorluğu biz yaşıyormuş, biz çekiyormuş gibi davranıp duruyoruz. Karşımızda ki insanın dikkat ettiği şeyleri görmüyoruz, görmediğimiz içinde taktir edemiyoruz. Herşey zincirleme gidiyor.

Birinin önemini ve değerini çok iyi bilirsin ama nelere dikkat ettiğini insan bilemeyebiliyor ama gördüm. Küçücük bedene sığamayan kocaman bir kalp gördüm.

Ben birini tanıyorum herşeye rağmen büyük yükler taşıyan ama ne mümkün yardım edebilmek.

6 Mayıs 2012 Pazar

Bazen herşey ertelenir

- Evet. Dershaneye giden gençleri görüyorum. “şu ara âşık olamam. Hayatımın sınavına hazırlanıyorum!” diyorlar. Paparazzide boy gösteren popçu, “Yeni albüm bütün zamanımı alıyor. Hayatımda aşka yer yok” diyebiliyor. Ya da ‘ideal çift’, reklam yapmak üzere bir firmayla sözleşme imzalarken, bir yıl, en azından uluorta, başka kimseyle birlikte olmayacağına dair söz verebiliyor. Oysa ‘aşk’ derken, bu kadar hesap kitaba gelmeyen bir şeyden söz ediyoruz biz. “şimdi kaza geçirmeyeceğim, çünkü işim çok” demek gibi bir şey bu! Aşk gelir ve vurur, deprem gibi. Kariyer hesabı veya başarı hırsı için ertelenebilecek, kaçınılabilecek bir şey değil ki...


kaynak





4 Mayıs 2012 Cuma

Hayat devam ederken

Bir ilki gerçekleştirerek maddeler halinde yazacağım bu sefer.

  • Stresli 2 günden sonra sonunda tatil günü gelip dayanıyor.
  • Halen hangi telefonu alacağıma tam manasıyla karar veremedim.
  • Telefon fiyatları çok pahalı.
  • Bankalara gıcık kapıyorum her talebimi reddediyorlar sonra şubeye gidince "AAAA aslında kabul edilmesi lazım" demelerinden nefret ediyorum.
  • Cumartesi Meşhur Kanatçı Haydara gidiyorum. Ziyafet var.
  • Artık daha az bilgisayar, daha çok hayata vakit ayırıyorum.
Öyle işte hayat devam ediyor bir şekilde

1 Mayıs 2012 Salı

753.yayın ve merak

Tam tamına 753. yayın. Yazı diyemiyorum çünkü arada bir kaç tane video, resim gibi şeyler vardır
ve garip bir şekil de 370. izleyicimin kim olacağını merak ettim.

Kayboluş

Her adım sanki bir kayboluş. Herşey gün geçtikçe tükeniyor, zaman adeta ilaç olacağına damarların içinde reaksiyonu gittikçe artan zehirmişcesine benliğini ele geçiyor. Yok oluyorsun yavaş yavaş yine eskisi gibi içine çekiliyorsun derinliklere belki de bir daha çıkmamak üzere eskisinden bile hızlı ve umursamazca dönüyorsun.

Ucu bucağı belli olmayan bir yere bırakılan bir insan gibi önce etrafta birşey bulabileceğin umuduyla geziniyor sonra dizlerinin üzerine çöküyorsun. Vücudunu bıraktığın yer üzerinden gökyüzüne bakarak

"Herşey bu kadarmış" diyorsun.