30 Nisan 2012 Pazartesi

İnat

İnatçılık bir insan da bulunabilecek en kötü huylardan biridir. Çok masum gözükür aslında belki de kişi kendi burnumun dikine giderim diye bununla övünebilir ama kesinlikle kötü sonuçlar doğuran bir özelliktir.

İnatçı olmak bir insanı değişimlerden uzaklaştırır. Değişimlerden uzaklaşan bir insan daha iyisine ulaşmaktan her daim uzaktır. Bir şeyi yaparken ben bunu biliyorum demek yerine yapacağın işi hiç bilmiyormuş gibi araştırıp bilgilerini güncel tutmak ve bir adım daha öteye taşımak mümkünken inatçılık buna engel olur.

İnatçılık ile bir insanın düşüncelerine saygısızlık etmeyi de birbirine karıştırmamak gerek. Fikirleri ona empoze etmeye çalışmak, ondan bir ben daha oluşturmaya çalışmak tehlikeli ve kötü davranıştır. Karşında ki insanı olduğu gibi kabullenmeyi bilmeli insan.

Aslında inatçılığın bir çok konu ile bağı var. Önemli olan ve üzerine değinilmesi gereken kısım ise asıl olarak bir dostun senin için bir şey söylüyorsa o gerçekten senin göremediğin birşeyi görüyor demektir. Her zaman haklı çıkacak değildir ama önemli olan inadı kırmak, haklı olabileceği üzerine bir ara yol çizebilmektir.

Canım

Birine canım diyebilmek için onu kendi canından fazla seviyor olmak gerekir. O yüzdendir ki canım kelimesinin benim için yeri çok özeldir. Öyle herkese söylenmemelidir insan iki defa düşünmelidir birine canım diyecekken. Oysa günlük hayatta çok alelade hale gelmesine rağmen bence birine içten söylenebilecek en güzel yalın kelimedir. Tabi birini gerçekten canınızdan çok seviyorsanız.

29 Nisan 2012 Pazar

Boşver

Bazen hayatta herşeyi kaybedersin seni tek ayakta tutan şey olan hayallerini bile. İnsanın yaşamaktan vazgeçtiği en büyük an yine hayallerini kaybettiği an da başlar. Hep bir şekilde kendine bir sebep yaratır başlangıç yaptığını zannedersin. Hani zemin kattan daha aşşağısı olmaz ya artık o noktadan sonra çıkacağını zannedersin oysa bu işin sadece iyimserlik kısımıdır. Düştüğün yerde kalırsın ve yerinde saymaya devam edersin.

Aslında hayat o kadar boş ki hep onu doldurma çabasına giriyoruz bu yüzden. Ben ise diyorum ki bırak boş kalsın. Siktir et, boşver, koy götüne.
Ne dersen artık.
Yaşamaktan sıkılmakta denebilir.
Nasıl olsa öleceğiz.

Bıktım moda kafasından

Şu kadınların moda dışında uğraştıkları birşey yok mu?
Moda ile ilişiği olmayan ilk kadına evlenme teklif edebilirim.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Stoner üzerine çalışma

Kısa bir stoner metal riff çalışması
Ritim hızı bilinçli olarak düşüktür. Çünkü stoner metalin en önemli özelliklerinden biridir.

26 Nisan 2012 Perşembe

Kral Paradoksu

Kral ülkenin yalancıları arasında bir yarışma açtı. "İşte bu yalan," diyebileceği bir yalan uydurana bir küp altın vadetti. Yalancılar akın akın saraya gelip yalanlarını söylediler, fakat yalanlar ne kadar akıl almaz olursa olsun kral hep, "olabilir, niye olmasın ..." gibi cevaplar veriyordu. Böylece hem eğleniyor, hem de bir küp altından olmuyordu. Derken kahramanımız elinde boş bir küple huzura çıktı ve konuştu: "-Rahmetli dedeniz bir savaşa çıkacaktı, ancak o günlerde hazinede yeterli para yoktu. Dedeniz dedemden bu küple bir küp altın borç aldı ve 'bu borcumu torunum torununa ödeyecek,' diye söz verdi. Şimdi, dedenizin borcunu bana ödemeniz için buraya geldim." Kral, "işte bu kuyruklu bir yalan!" deyince adam, "o halde ödülümü alayım," dedi. Kral, "ımm şeyy doğru da olabilir" deyince adam, "o halde borcunuzu ödeyin" dedi.

Alıntıdır

İstatistikler ile biz

Bu kesim muhtemelen pek çok şeyden habersiz yaşıyor. Bu kesimin büyük bir kitlesini "Ben anlamam evladım" diyen orta yaş üzeri kesim oluşturduğunu düşünüyorum.


Eveeeet gel gelelim en önemli şeye tabi ki TV insanlar hayatını resmen bunun önünde çürütüyor. En kötü yanı öğretici hiçbir şey olmaması ve beyin fonksiyonlarını çok fazla düşürüyor olması. Yazık bu insanlara gerçekten.


Tam Türk filmi usulü gibi geldi bu grafik. Pembe panjurlu evler, boy boy çocuklar filan.


Benim için en önemli grafikte budur. Madem %2.8 kişi mutsuzum hatta çok mutsuzum diyebiliyor. O zaman Halil Sezai nasıl patlama yaptı sorarım ben bu insanlara. Demek ki halkın en az %50 'si yalan söylüyor diye bir istatistik çıkarmak hiçte saçma olmaz. 


Baskılı şeyler okumak günümüzde o kadar zorlaştı ki hiç kategorisine girmem gayet olası aslında ve sadece kitap ile sınırlandırıldığı için böyle bir olay bana kalırsa komik.


İşte Türk kasının gerçek sebebi de tam olarak budur. Gerçi biz spor yapıyoruz da ne oluyor diyeceğim de onu da ileride göreceğiz.




24 Nisan 2012 Salı

Sil baştan


Aslında hepimizin hayat ile bir alıp veremediği var fakat kimi zaman alınıyoruz kimi zaman umursamıyoruz. Zaten hayat dediğimiz şey değişimlerle dolu garip bir olgu. Bazen diyorum ki insanlar değişmese daha iyi olabilirmiş. Bütün karar mekanizmasının ilk gün ki kadar yerli yerinde kalması insanlar için niye bu kadar zor algılarım asla buna ulaşamayacak sanırım.

Geçmiş olgusundan her geçen gün biraz daha nefret ediyorum. Bazen durup bir kaç saat öncesine dahi gitmek istemiyorum. İnsanlar o kadar berbat bir değişime itiyor ki anlatmak gerçekten zor. İnsanlar da doğanın bir parçası olarak yaşadığı olaylar doğrultusunda savunma mekanizmasını geliştiriyor haliyle bu da aslında öyle bir mekanizmanın ürünü.

Seneler geçiyor insanların geçmiş hesapları gittikçe kabarıyor, belki de sırf kendi verdiği yanlış kararlar bu yükün artmasına sebep oluyor resmen hamallığını yapar hale geliyorlar. Tam bu nokta da asıl mevzu es geçtikleri kendi hayatlarının yanında başka insanları da beraberlerinde götürmeleri ki işin en can alıcı yanı burasıdır. Bir insan ile belki 1 ay önce başka şeyler konuşabiliyorken diğer ay yaşadıkları sonucunda oynayan bir zemine inşaat yapmak ve onu ayakta tutmak fazlasıyla sağlıksız.

Her geçen gün insanlar bunun için uğraşıyorlar farkında olmasakta pek çok kişi başarısız oluyor. Hayata sil baştan başlamak gerekebilir yoksa sepette ki tek bir çürük elma sepete yeni eklenecek her elmayı da elbet bir zaman sonra çürütür. Tabi kimi insan yalnız yaşamak ister bu onun seçimi diyeceğim ama yaradılış olarak asla mümkün olmayan birşeydir.

Seneler geçtikçe yükün artması ve insanlarla iletişimin zorlaşması gerçekten çok kötü bir olay.


Serbest yaşam

Son zamanlar da ne kadar kısıtlandığım konusunu haftasonları her seferinde biraz daha hisseder oldum. Kıyafet zorunluluğu her zaman en nefret ettiğim şeylerden biriydi oysa ama belki fikrimin değişebileceğini işlerinde biraz olsun standarta oturacağını düşünmüştüm ama gerçektende halen böyle birşeyin ne kadar lüzumsuz olduğunu tekrar gördüm. Mesleğim aslında rahat hareket edebilme imkanı sunuyor çünkü kullanıcı ile asla yüzyüze gelmiyorsun bu da beraberinde fazlasıyla bir rahatlık getiriyor. Yani eğer ben istiyorsam işimi sokakta herhangi bir yerde bağlandığım internet aracılığıyla da görebiliyor olmam lazım ki yapmadığım iş değildi. Hayat biraz böyle esnek olmalı. Hele ki cıvıl cıvıl yaz günlerinde bir bina için tıkılı kalmak motivasyonu da her daim olumsuz etkiliyor bu çok ciddi bir gerçek. Fazla birşey değil eskisi gibi ince bir kirli sakal ve rahat kıyafetler, rahat ayakkabılar istiyorum. Sadece işimi yaparken özgür olmak istiyorum.

22 Nisan 2012 Pazar

Zaman öldürmek

Bir haftasonunu daha katlettik. Sanırım haftanın en güzel yani 4 gün çalışıyor olmak olacak. Tek iyi şeyin bu olduğunu söyleyebilirim

Mim 27

1.Mesleğin seni mutlu ediyor mu? Zaten 14 yaşından beri program yazdığımdan dolayı fazlasıyla mutlu ediyor.

2.Dilediğin meslek miydi? Evet 8 yaşından beri istiyordum.

3.Yalnız mı ilişkide mi yaşamayı tercih ediyorsun? Yalnızlık Allah'a mahsustur diyorum.

4.Tatsız durumlardan kaçınmak için yalan söyler misin?Dürüst ol Yalan söylemek işleri her zaman karıştırır ve bozar. O yüzden hep doğruyu söylerim. Bir şeyi bozduysan bile bozdum demeyi bilmek lazım.

5.Yabancı dil konuşuyor musun? İngilizce denebilir ama konuştuğum söylenemez. Sevmiyorum zaten tamamen mecburiyet.

6.Rüyandaki evde oturuyor musun?Taşınmak ya da yurt dışına gitmek istiyor musun? Rüyamda ki ev değil fakat konum olarak çok güzel bir yerde oturuyorum. Yurt dışına bırak taşınmayı seyahate bile gitmek istemiyorum.

7.Mobilya değiştirmeyi seviyor musun?  Her zaman iyisini bir sefer alma taraftarıyım sonrasında da değişiklik pek söz konusu olmaz.

8.Çevreye hayvan korumaya hiç katkın var mı?  Hayvanları severim ama ekstra bir katkım yok. Doğal şartlarında yaşamaları taraftarıyım.

11.Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın? Uzun bir süredir hiç oynamıyorum. Bazen gözüme takılırsa piyango bileti alırım öylesine.

19 Nisan 2012 Perşembe

18 Nisan 2012 Çarşamba

Go kart sezonu gelmiş

Hayvan gibi go kart'a gitmek istiyorum. Şöyle sağlam pist tavsiyeleriniz varsa o da güzel olur. Hatta kapışırım diyenler varsa onları da beklerim ama pek şansınız yok nihaha!

17 Nisan 2012 Salı

Yazılımcı olunmaz doğulur

Günün birinde yanlışlıkla filan olurda bir yazılım grubunda işe alımlara bakarsam. Adam dünyanın en iyi yazılımcısı olsa dahi okuduğu üniversite yazılım değilse ya da küçüklüğünden beri bilgisayarla uğraşmamışsa o adamı işe almam. Yok arkadaş beceremiyorsunuz işte sizde programlama kafası yok ne diye sektörü zorluyorsunuz. Programlama öyle höt diye kitap, defter okunup girilecek bir meslek değil ki kaldı ki bunun veritabanı, web, mobile, oyun vb. bir sürü dalı ve alt dalı mevcut. Özet olarak gidin mesleğinizi yapın lan!..

12 Nisan 2012 Perşembe

Elma soyucu

Çok güldüm ya annem almış getirmiş tam tembel işi ama iyi iş çıkarıyor =)

Disturbed - Run

Sevdiğim nadir nu-metal gruplarındandır.

Megalomanlar

İnsanlar internet ortamında tam bir megaloman moduna giriyorlar. Hiç birşeyi beğenmiyorlar, herşeyin en iyileri onlar ve en çok onlar ilgi görüyor. Nasıl bir bastırılmışlık yatıyor bunca şeyin arkasında anlamak mümkün değil.

10 Nisan 2012 Salı

Kaybedenler yolu

Bazı kararlar vardır. Dürtülerin doğrultusunda yapmak zorunda hissettiğin ama aslında gerçekten mutlu olmamayı bile göz aldığın bir yol. Sağlıksızca saçma sapan kararlarını peşi sıra aldığın pek çok zaman durumu idrak ettiğinde vazgeçmeye çalıştığın ama başarılı olunmayan kararlar. Mutsuz kararların hiç biri güzel olamaz. Seni elbet bir gün en derin yerinden yakalarlar. Bazen her şey düşündüğünden farklıdır. Aslında sen öyle olmasını istediğin için öyle düşünürsün ama gerçekler bambaşkadır. Gün geçtikçe bunu görmeye başlarsın ve aslında tek kaybedenin olduğunu görmen fazla zaman almaz.

Metal ağaçlandırması

Daha önce bununla ilgili küçük bir çalışmam olmuştu blog üzerinde ama şimdi kafamda olan şey daha kapsamlı ve örnekli güzel bir çalışma olacak. Vakit ayırıp yapmaya çalışacağım. Ulaşılabilecek en farklı türleri size tanıtmayı planlıyorum. Elbet beğeneceğiniz farklı şeyler çıkacaktır.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Cloudkicker - Dysphoria

Tek kişilik bir djent projesi. Enfes bir kayıt. Tür olarak post metal denilebilir.

Sınavlar

Açıköğretim sınavlarına girdim bu haftasonu ve sabah erken kalkmaktan bıktığımı söyleyebilirim. 1 saat 5 dakika da bütün sınavı verdim. Yani ortalama 43 saniye de bir soru yanıtlamışım. Gayet iyi gözüküyor.
Sınav için toplam verilen süre ise 3 saat 20 dakika. Bu duruma göre baya hızlı sayılabilirim =)
Ama resmen o sabah erken kalkma bitirdi beni üzerine bir de yorgunluk binince tam pestil.

4 Nisan 2012 Çarşamba

Tek birşey

Bu aralar canım cok yanıyor. Ne anlatılacak cinsten, ne de insanların anlyabileceği cinsten birşey. Sadece anladıklarını zannediyorlar ama baktıkları sadece kendi pencelerinden ibaret. Artık acı yok diye kendimi avutuyormuşum meğer sadece basit şeylerle yeniden bu kadar etkileneceğim aklımdan geçmezdi.

İlk defa elimde değil. Bu bedenimi saran acıyı farkında olmadan bir hastalık gibi kaptım. Yine kırıldı direncim, yine saçmalıcam. Artık birşeyler düzelsin çok fazla şey istemiyorum tek birşey tek...

3 Nisan 2012 Salı

Bilgisayar uğraşıları

Resimdeki benim kasamın bana bakan yüzüne yapıştırdığım bilgisayarımın içerisinde ki parçaların kutularından çıkan çıkartmaları. Daha bir farklı ve güçlü hava kattığı kanaatindeyim.

Son "MY SSD" çıkartmasınıda biraz önce yapıştırdım ve kablo değişikliği yaptım. 15TL verip aldığım kablo mevcut olan kablodan daha düşük bir performans gösterdi ve ben parama değil onu oraya takmak için gösterdiğim emeğe yandım. Çünkü bütün kabloları dolanmasın diye arkadan dolaştırdığım için bir hayli uğraşıyorum. Neyse şimdi yeniden değiştirme zamanı

2 Nisan 2012 Pazartesi

Alestorm - Keelhauled

Folk metal neşelendirir.

Koşuşturmaca

Yine bir pazartesi sabahı ve yine cuma akşamına duyulan özlem. Yeni aldığım SSD diskin bile tam tadını çıkaramadan başladı yeni bir hafta ve herşey bir o kadar sıkıcı geliyor. Bu haftasonuna kadar yapmam gereken işler toplandı. Bir hayli yoğun geçicek gibi gözüküyor.

Bazı sorumluluklar çok kolay gelirken bazıları nedense çekilmez geliyor.
Garip, sürekli birşeyler yapma peşindeyiz ve yetiştirmek. Nereye kadar koşuşturacağız ki?