25 Kasım 2012 Pazar

Tanımlamalar içerisinde

İnsanlar kendilerine yakın hissettiği ya da iyi hissettiği ne varsa yanında olmasını istedikleride onlardır. Bu kimi zaman sadece bir müziktir. Müziğe beni bağlayan en büyük etmenlerden birinin aslında beni anlatıyor olması
Belki de kendimi anlatamadığım pek çok yere hükmediyor dinlediklerim. Özellikle parçalarda yakaladıkları inişli çıkışlı ritimler ve içine güzelce serpilmiş bir parça hüzün tüm hayatımı sanki film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiriyor.

Aksini bildiğim halde haykırmak istiyorum tüm hayata küfürler savurarak, sanki birşeyleri düzeltecekmiş gibi. Çokça kullandığım "olmayınca olmuyor" deyimiyle başbaşa kalıyorum tam o sırada, yanında ise biraz müzik alıyorum. Kendimi dinlemek yerine, biraz olsun kendimi anlatmak istiyorum ama sanırım anlatabileceğim kimse de yok. Yazmak, çizmek anlatmanın tadını vermiyor. O ruhu yakalamak hislerinin içinden nasıl çıktığının hareketlere yansıması başka bir durum.

Hayat bazen o kadar karışık bir hal alıyor ki sanki sırrı çözecekmiş gibi düşünüp duruyorum. Boğulacak gibi olduğum pek çok zaman oluyor. Altı üstü istediğim sade bir yaşamdan fazlası değilken kendi kendime neyin filozofluğunu yaptığımın cevabını veremiyorum. Tek bildiğim yaptıklarımın en büyük amacının kendimi oyalamak olduğu, kandırmakta denilebilir.

Ama insan bu işte boş boş gezerken ne yaparsan yap düşünüyor. Yolda karşında gördüğün binlerce insan varken hiç birisiyle diyalog haline geçemeyecek olman ve sırf ilk defa görüyorsun diye aradaki ilişkiye verilen "yabancı" isimi ne kadar garip. Görüyorsun ama dokunamıyorsun sanki ekran karşısından bütün olan biteni izler gibi öyle bakıyorsun.

Vazgeçtik herşeyden sırf yabancıyız diye, biraz daha yabancılaştık kendimize, insanlığa...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder