21 Kasım 2012 Çarşamba

Hayatın farklı dinamikleri

Hayatın yaşam dinamikleri hiç bir zaman düşünüldüğü kadar kolay değildi. Aslında küçük bir çocuk bile bunu farkedebiliyor olsa da idrak mekanizması yeterince gelişmediği için farkındalığı uzun zamana yayılıyordu. Koca adam gibi ortada dolaşanlar çocukların böyle olmasının en temel nedeni hayatın yaşatmış olduğu düzeninin bir parçasıydı. Yalnız başınıza kaldığınızda konuşacak ya da şımarıklık yapacağınız insanlar etrafınızda olmadığı zaman koca birer adam olursunuz. Az konuşur, çok dinler, çok öğüt verirsiniz.

Eğer olur da etrafınıza gelen bir kaç kişi olursa onlarıda sizi dinlemekten bunaltırsınız. Senelere yayılmış o kadar fazla anlatılacak olay vardır ki konuşmaktan çenenize giren ağrıdan yemek dahi yiyemez olursunuz. Hemen yaftayı da yersiniz "geveze" diye oysa ki sadece konuşmayı çabalıyorsundur. Pek çok insanın günlük hayatında çokça yaptığı bir eylem onlara normal gelsede heves işte insan bir anda atamıyor ve deniyorsun.

Kimi zaman sırf canına tak ettiğinde yaptığı aptallıklarla içine sıçtığı hayatını anlatır insanlar görme engelli bir sokak satıcısı olur, bankta yatan bir şarapçı olur. Amaç sadece rahatlamaktır. Bir insan ile arkadaş olacaksın diye bir kural yoktur. Bazen zorunlu ihtiyaçlardan bir diğeridir konuşmak, ilgi beklemek.

İlgi beklemek demişken hayat işte o kadar berbattır. Yanınızdan geçen insanların büyük bir yüzdesi suratınıza bile bakmaz. O kadar değersizsiniz ki evde bulunan televizyon bile insan için daha değerlidir. Belki de ilgi beklemek için önce ilgiyi çekmemiz gerekirdi ama o da bizim hamurumuzda yok.

İşte hayat küçük ilgi ve sevgi beklentileri içerisinde geçip giden bir hayatın içerisinde zaman akıp gidiyor. Beklentiler asla beklenti olmantan çıkmıyor en fazla hayale dönüşebiliyorlar. Onlar ise sabah çalan alarm ile uçup gidiyor. Küfürler içerisinde başlıyorsun yeni bir güne ve aynada o meşhur sözü söylüyorsun fısıltı şeklindeki çatallaşmış sesinle;

"Hayatı kendin ile yaşamayı öğren"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder