8 Kasım 2012 Perşembe

Gecenin cazibesi

Havanın kararması ve gecenin çökmesiyle, saatlerce yürüyerek içimdeki ben ile konuştuğum o saatler, gün içerisinde ki herhangi bir andan daha fazla kıymetli sayılabilir. Belki çok güzel şeyler düşünemiyor insan ama kendiyle dertleşebilen biri için bir nebzede olsa rahatlık sağlıyor. Günün bittiği idrakına varırken hayallerinin bittiği somut gerçeklerle yüzleştiriyor. Hayal kuracak herhangi bir şeye sahip olmamak, gün bitimini değişik kılan bu gerçekçilik olsa gerek.

Aslında gecelerin bir güzel tarafı ise dikkat ettiyseniz sokakta gezen insanların yalnız başına olması. Belki de beni çeken bir diğer tarafıda bu sebepti. Pek çok kişi çekip evlerine gitmiş. İnsanlar birlikte olduğu kişileri eve bırakmış. Yolda tek başına yürüyen insan o kadar fazla ki yalnızlığını hissettirecek bir unsur göremiyorsun. Kapalı dükkanların oluşturduğu sessiz ve tekinsiz havanın içerisinde bu durumun cazibiyeti uzun süredir aklımın ucundan dahi geçmemiş.

Herşeye rağmen geceler güzeldir. Gündüz gibi sizi çift kişilik hayatlara sürüklemez. Tek başınıza havanın teninizi okşadığı bir yerde kimselere görünmeden usulca oturabilirsiniz. Kimse bu yüzden size garip bakışlar savuramaz. Karanlık sizi korur.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder