9 Ocak 2012 Pazartesi

Kaos

Akşam sıkılan damlanın üst solunum yolları üzerinde oluşturduğu yakma hissi saatlerce devam etmiş. Rüyasız bir gecenin sabahında kahvaltının seni beklediği bir sofraya doğru yarı uyanık şekilde ilerlerken bedeninde ki ateşten elbise her adımda biraz daha soğuyor. Burundan alınan kısıtlı hava yüzünden akciğere kadar kurumuş gırtlak birazda olsun sıcak bir sıvı arzular olmuş. Mecburiyetten alınan yolun ilerisinde yağmurla birlikte basan rutubet kokusu biraz daha perçinliyor yanmayı.

Etrafında koşuşturan ve sadece önüne bakan insanlar ibaret hale gelen bir hayat kucaklıyor. Ona insanların nasıl kandığını izliyorum. Tuzaklar içerisinde o kadar mutlu yaşıyorlar ki hayretler içerisinde kalıyorum. Her geçen gün biraz daha evcilleştirilen insanların sayısı durdurulamaz şekilde artıyor. O kadar güzel şekillendirilmiş bir yapıyla uygulanıyor ki deneyler insanlar üzerinde tek düzenli yaşamı insanlar reddetmek yerine hayatlarının en büyük parçası ve amacı haline büyük bir isteklilik ile yaşamlarına yansıtıyorlar.

Her geçen gün tek bir düzenin nasıl yapılandırıldığının adımlarını görmekte hiç sıkıntı çekmiyor. Ben sadece biraz daha geri adım atıyorum. Çünkü işlerin içine girdikçe sadece bulunduğun bölümdeki kısmı hareketliliği anlarsın ama uzaktan baktığında işleyişin tamamını görür ve sonuca ulaşırsın. Biraz daha uzaklaştım bu aralar, kimsenin bilmediği şeylerle ilgilenerek.

İnsanlar neden kendilerini mutlu zannediyor'un en büyük cevabı oldukça açık. Su aldığını bilmediğin bir gemi içerisinde rahat ve neşeli şekilde yolculuğunu sürdürebilirsin ama eğer kaptanın yanında ne olup bittiğini görüyorsan o neşeden geriye hiç birşey kalmaz. Sadece önüne bakmak üzerine itilen insanlık aslında yine aynı tek düzeliğin ağı içerisinde olduğunun farkında bile değil. Bazen kafamızı kaldırıp ufuğa doğru bakmak gerekir.

Geçmiş ise insanlara kurtulamayacağı bir bataklık gibi sürekli battığı düşüncesi içerisine sokularak herşeylerini mahfetmelerine yol açar olmuş. Kendilerini kurtarmak için olur olmaz dallara tutunarak onların çekmelerini bekleyen koca bir felaketten öteye gidemeyen gidişatı çırpınmadan kabul etmişler. Oysa doğru bir dala tutunup onu kendi var gücünle ona doğru ilerlemek yapılabilecek en basit şey iken insan o bataklığı kurutacak kudrete bile sahip olduğunun farkında değil.

Hayat tam bir kaostan ibaret hale gelebilir bir çok zaman ama insan o beynine yerleşen ve zamanla bütün bedenini kaplayan tarifsizlik ile onun sağladığı güç sayesinde mücadele edersin. Onu tanırsın, yüzleşirsin ve bir daha kimseyi tanımaya bile gerek duymazsın. Bir kişi hayata bedeldir. F.

6 yorum:

  1. öyle bi nokta ki bu; takatin kalmadığında ellerini avuçlarına bırakabiliyosa eğer; arkandakiler önemsizdir. Bilmem anlatabildim mi?

    YanıtlaSil
  2. Yemeği yiyince aklım başıma geldi. Çok iyi anladım :)

    YanıtlaSil
  3. Her şeyi görmek bilmek insanı ne denli mutsuz ediyor öyle değil mi?

    YanıtlaSil
  4. Mutsuzluktan ziyade realist oluyorsun. Biliyorsun hiç birşey toz pembe değil. Bu hayat görüşünden ben gayet memnunum açıkçası bana zarar vermiyor. Aksine insan herşeyin tadına daha çok varıyor.

    YanıtlaSil
  5. bir çok kişi hayata bedeldir, onların yanında olmak her şeye...

    YanıtlaSil
  6. nerede çokluk orada bokluk

    YanıtlaSil