23 Kasım 2011 Çarşamba

Sen iyi oldukça...

Düzgün ve huzurlu bir hayat isteği oluşuyor insanın doğasından ötürü ama birşeyler ters gidiyor. Hayat denilen olgu her daim süprizleri içinde barındırdığını bilmeyen küçük çocuklar olarak herşeye dokunarak, sıkarak öğrenmeye çalışıyoruz. Kimisi canımızı inanılmaz derece yakıyor, kimisi süper duyguların içerisine bırakıyor.

Hayat olgusunu karşımıza çıkan kötü şeylerin aslında yaşamın ta kendisi olduğunu idrak ettiğimiz an da kafamızın içerisinde bir ışık hüzmesi oluşuyor Evreka! Hayat aslında kötülüklerle iyilikleri sevdiren garip dengesi olan birşey olduğunu o gün anlıyorsun. Müthiş bir hevesle kafanın içerisindeki film şeridini tavana yansıtarak bakıyorsun olaylara hepsi adeta puzzle parçaları gibi birbirini tamamlıyor. Kötülüğü görmeden, iyiliğin değerini anlayamıyacağın ve hayatta kolay olanın kötülük olduğu, kimi zamanda üzerinden prim yapıldığını.

Herşey aslında diğerlerinden ayırt edilmek istemekle başlıyordu, yanına biraz da mücadeleci ve hırslı bir ruh eklenince, kötü olmanın kolay olduğu şu hayat akışı üzerinde insanların birbirine zarar vererek bunu işin gidişatı olarak göstermeleri, olması gerekenin bu şekilde insanların sürekli birbirlerini dürtekliyerek anlaşmayı benimsemiş olmaları çok saçma geliyordu.

Seneler içerisinde hayat muhasebesi yaparken bazen kendimden başka iyi olmayı seçen ve sen iyi oldukça kötü reaksiyon vermeyecek birini göremeyeceğimi zannederdim. Oysa ki yanılıyormuşum, hayatın kötü yanları gibi güzel yanılgılarını farkettim, verdiğin değerin bozulmadan artarak sana geri döndüğünü gördüm. İşte o günden itibaren melankoli, huzur, mutluluk gibi duygular benim için bir kere daha yenilendi. Uzun aralıklarla yazılar yazan ben elime koluma düşüncelerime hakim olamıyor sürekli birşeyler karalama ihtiyacı sarmıştı. Hepside yorgun ama enerji dolu bir gece kelebeğini görmem ile başladı.

Buraya kadar birşeyler karalamaya çalıştım fakat bundan sonrasında kelimelerim kifayetsiz kalıyor çünkü o burada ki bir teşekkürden çok daha fazlasını hak ediyor.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Güzelleşen günler

Bol müzikli saat ilerledikçe güzelleşen bir gün kadar güzeli yok. Günün sıkıcılığını ve hayatı adeta bir kenara bırakıp ayrı dünyada yaşıyorsun sanki.

Meğer hayatım 2

meğer hayatım adlı yazıma ek olarak. İşten çıkış tarihimi farazi olarak bayramdan sonra izinimi kullandıktan sonra buralarda durmayacağım diye söylemiştim çok önceden şuan görüyorum ki hakikaten bayramdan sonra işime son verildi.

Hayır müneccim değilim.
Sabah 8:30'da çıkılan İstiklâl caddesi o kadar hür ki, tabureni alıp izlemek istiyorsun etrafın dolup taşmasını, uzun süreden sonra aldığın djarum'u satan adamın hala aynı uyuşturucu kaçakçılığı yapıyormuş havasını kaybetmemesi ayrı bir mevzuydu. Hiç birşey yokmuşçasına İstiklâl'den iş'e geçerek son 3 iş gününü tamamladıktan sonra bomboş ucu bilinmeyen bir hayata olacağım. Tüm bunların içerisinde geceyi uykusuz geçirmek ve tavana resimler çizmekten başka birşey yapmadan binbir düşünce ile gün ışımasını beklemekten başka birşey yapamıyacak kadar dünya kanunları karşısında acizlik.

18 Kasım 2011 Cuma

Melankoli

Sinsice gelir yerleşir göğsünün üzerine, bir ağırlık hissedersin yok yere ama sorgulamadan taşırsın. Sanki daha zor nefes aldıkça bu durum hoşuna gitmeye başlar, içinin biraz daha şişmesini istersin. Yanında ne varsa kendini ona adamak istersin boş beleşçe, adeta bir şarapçı gibi kirli ve elinde şişeyle denize boş boş bakmaktan başka birşey gelmez elinden kimi zamanlar.

Bu duygu durumu öyle birşeydir ki deprasyon ya da başka birşeyle karşılaştırılamaz. Çoğu zaman ne karşı cins problemidir, ne okulda ki sınavlar ne de işlerle ilgilidir. Bu salt bir yalnızlık duygusudur. Öyle ki bazen sen istersin bu duyguyu gerçekten hayatı yaşadığını görmek için bir kaç günlüğüne içine kapanırsın. İlk önce kendini yok edersin ve sonra yeniden doğarsın.

Melankoli olmadan insanlar duygu ve hislerin ne demek olduğunu anlayamazlar. Kötü günler yaşamadan güzel günlerin değerini anlayamamak gibidir adeta, insana hayatta bazı şeylerin kıymetini gösterir. Kendi dünyanı yaratırsın melankoli içerisinde ona aşık olursun, yaşayamadığın duygular bütününü dile getirirsin o dünya içerisinde. O yüzdendir ki insan her ne kadar istesede kendi istemedikçe kalkmayan bezdirici bir misafirdir.

Oturursun evinde kafanda umutla karışık bir mutluluk, yanında sıcak kahven ve dışarıda karanlık bir hava hakimdir ama herşeye rağmen garip bir iç huzura sahipsindir. Belki de birinin o an seni düşünüyor olduğunu tezahür ediyorsun kafanın içerisinde, karşıma çıksa, çıksada bu yarım mutluluğu tamamlasan diye içinden geçiriyorsun. Zaman denilen şeye daha fazla boyun eğmek istemiyorsun.

Sorular içerisinde yoğrulursun kendi kendine, biraz daha yaklaşırsın deliliğin o ince sınırına. Pek çok zaman bir şarkı ya da gördüğün basit bir şey getirir, şehirin uyuduğu bir saatte sarar etrafını uyutmaz. Tek başına gezerken sana eşlik eder melankoli, yanı başında hayallerinin oluşturduğu bir gerçeklikle doldurur boşluğu, belki de bu yüzdendir gitmek bilmemesi o dost olmuştur sana yıllar boyunca.


17 Kasım 2011 Perşembe

Kendi elimizde

Hayat akışına devam ederken insanlar bu tempoya ayak uyduramayıp yorgun düşüyorlar. Kimileri söylenilenlerden bıkmış, kimileri görüp göreceğinden ama halen güzel şeyler olabilir. Tek gerekli olan belki de bazen aydınlığı gördüğün taktirde var gücünle o yöne doğru koşturmaktır.

Bu hayatta iyiler kötülerle karşılaşır yorulur her daim ama karşısına iyiler geldiğinde o hayat olmaktan çıkıp bir ömür cenneti yaşarsın. Yeter ki görmek istemediği davranışı karşındaki insana yapmama prensibini sürdür, yeter ki kalbinde kötülük olmasın. Varsın biraz uzun, sancılı olsun ama en güzeli olsun.

Oturursun düşünürsün ve kararını verirsin. Elinde olan zincirleri sen doğal gücünle kırabilirsin. İmkansız diye birşey yoktur o sadece sıradan insanlar için geçerlidir. Önce biraz eğriltirsin sonra inanırsın ve var gücünle yüklenirsin. Sonra mı? Sonrasını bende bilmiyorum ama bütün inancımla güç yükleniyorum, sadece inandığım şeyi yapıyorum.

15 Kasım 2011 Salı

Sonunda

Yeni aldığım ramleri bugün itibariyle 1600Mhz 1.65v yaparak stabil şekilde çalışıcak hale getirdim.

Artık masaüstü bilgisayar işi profesyonel bir kullanıcı için bile zor hale gelmiş vay arkadaş diyorum.

13 Kasım 2011 Pazar

Farkındalık

Merak ediyorum acaba hep gidişat bu yöndemiydi yoksa sadece bizim farkındalıklarımız mı arttı diye. Sessiz sakin bir ortamda içerisinde bulunduğumuz duruma şöylece bir göz gezdirince herşey o kadar salakça gözüküyor ki. İnsanların ne yapmaya çalıştığını biliyorsunuz ama yapılanlara anlam veremiyorsunuz.

Ortaya en kolay kitleyi kazanabilmek için ürünler atıyorlar. Hayır düşüncenizin aksine sadece güzel ülkemde değil bu olaylar. Dünyanın tamamını kapsıyor. Ortaya atılan her ne ise daha reşit olmamış kolay kandırılabilir büyüme çağındaki çocukları hedef alıyor. Bir çok insan ise sırf bunun arkadasından bir şeyin yapılma sayısına aldanıp onların yaptığına dahil olduğunda buluşacağı kitleyi hesaba katıyor. Yozlaşıyoruz, hem de ne yozlaşmak.

Akabinde artık birşeyin çok beğenildiğinde iyi olabileceği gerçeği ilkokulda öğrettikleri bilginin orta okulda yanlış olduğunu söylemeleri gibi zihninizde uyanıyor. Fakat beyinleri düşünmemekten paslanmış insanlar olan bitenin içerisinde nerede olduklarının farkında bile değiller. Olayın öyle bir içerisine gömülmüşler ki şöyle uzaklaşıp ne dönüyor, bitiyor diye bakmayı bile akıl edemiyorlar.

Tabi tüm bunlar olup biterken insanların yalnız kalma çabasından bahsetmeleri başlıyor. Tabi bu tip insanlar için büyük oranda numara içerikli bir davranıştan başka birşey değil. Sırf biraz daha ilgi görmek ve egolarını tatmin edebilmek adına herkesin yaptığını yapan bir insan bunları gösterebilmek yerine niye uzaklaşmayı tercih eder diye sorarsın. Koca bir palavradır herşey ve gerçek yalnızlık duygusunu baltalar.

Ayrıca yalnızlık asla bir özgürlük olamaz ki. Yalnızlığı özgürlükten sayan insan muhtemelen bir kaç gün içerisinde normal hayatına dönecektir. Ama buna yalnızlık denmez. Olsa olsa sadece biraz tek başına dinlenmek olabilir bu eylem. Yalnızlık daha ziyade aslında tek başına istediğin herşeyi yapamıyacağını anladığında içerisinde bulunduğun durumdur.

10 Kasım 2011 Perşembe

Sonunda fazlasıyla dinleceğim

Bugün öğlen benim için alınmış bir kararla aslında kötü gibi görünsede mutlu olduğumu söyleyebilirim. Bir kaç aydır iş arıyordum ve bana bugün iş'ten çıkartıldığımı söylediler.
Aslında bu onlarında bilgisi dahilinde gelişen bir karardı. Gidişatın benim için iyi olmadığını bazı çevrelerce zarar göreceğimi düşündüklerinden dolayı ve benimde zaten burada durmak gibi bir niyetim olmadığını göz önüne aldıkları için burada durmak yerine başka yerde daha mutlu olup kendimi geliştirebileceğimi, çalıştığım emek verdiğim sürenin karşılığını alabilmem açısından benim adıma en iyi kararı verdiler.

Yaklaşık önümüzdeki 2 hafta sonra güzel bir dinlenme moduna geçiyorum. Kendime bolca vakit ayırabileceğim galiba

9 Kasım 2011 Çarşamba

İki gıdım sohbet

Akşam otururken şöyle insan sesi duyasım geliyor. Şöyle güzel çok gaz olmayan müzikler muhabbetin en derinine inilmiş her kafadan bir örnekle desteklenmiş olaylar. Güzel radyo programı dinlemeyeli de epey oluyor. Radyoların benim hayatımda önemli yeri vardır. Hayatımın belli döneminde sürekli olarak bir kaç radyo programı takip etmişliğim vardır. Orada ki olayları kafada canlandırmak sohbet ediyormuşcasına dinlemek süperdir.

Hele şu bayram tatili dinlenme açısından iyi oldu ama bugün hava almaya çıkayım diye düşüyordum ama olmadı. Çünkü bana o şevki sağlayacak bir şey yoktu. Sadece İstiklalde bir kaç tur atıp eve dönecektim. Hayatın sıkıcı olmaması gereken zamanlarda şartlar dolayısıyla bu hale gelmesi insanı bir kat daha etkiliyor.

Çünkü zaman değerli, zaman gidiyor ve geri gelmeyecek.

6 Kasım 2011 Pazar

Yine yeniden

Yine bir tatil, yine ters giden şeyler...
Önümde bulunan bütün tatil günleri ev'de oturacağımı bilmek beni gerçekten rahatsız ediyor.
Kendime dışarı çıkmak için adam gibi bir bahane bile bulamadım. Her sorunun cevabı artık tek başına ne yapacaksın cevabına çıkıyor. Eskiden de çok beceremiyordum ama sağda solda oturup etrafı izlemek yinede hiç yoktan iyidir diyorken artık bu anlamsız eylemide sürdürmenin bir amacı olmadığını çok uzun sürmeden farkettim.

Farkettim ve tatilin berbat havasından kendimi stoner'a verdim yine. Şerefe!..

4 Kasım 2011 Cuma

Meğer

Herkes lafta sözde birşeyler yapıyormuş.
Daha bir kişininde gerçekte yaptığına şahit olmadım.
Kendilerinin mutlulukları yerinde olunca kimse umurunda olmazmış.
Her seferinde bunu görüyorum.

Tavsiyem sakın ola ki yalnız biri olmayın. Yalnız bir kadın olabilirsiniz. Elbet birileri gelir sizi bulur.
Ama yalnız adam olmayın.
Asla olmayın.

3 Kasım 2011 Perşembe

Sonunda biraz rahatlık

Perşembe gününe kadar bitirmem gereken işi sonunda ucu ucuna bitirdim.
Yarın internetten yapmış olduğum aöf başvurusunu tamamlamak için büroya gidip gerekli işlemleri yapacağım ve en güzel şeylerden biri 3 ay'a yakındır. Hafta içi çalışmak, haftasonu kursa gitmekten adam gibi oturup evde dinlenemiyordum. Cumartesi bir sıkıntı çıkmazsa bir güzel oturup dinleceğim. Zaten 4 Kasım'da Lord of the Rings: War in the North çıkıyor. 5 Kasım'da da oynarım.

Bir de pazardan sonra hava güzel olsa, gezmek için bir sebep olsa çıksak dışarı tatili tatil gibi geçirsek.

Müzik dinlemek

Benim anlamadığım birşey var. 300 - 400 TL para verip ipod nano alıyorlar. Fakat kullandıkları kulaklık 10 TL
Bana kalırsa o insan sırf müziği zaman geçsin diye dinliyordur. Tabi o kulaklığıda alırken en önemli kriter paradan sonra son ses açtığında kulağının zarını patlatacak kadar yüksek ses çıkartabiliyor olması.

Gösteriş yapmayı sevmem ama senelerdir sennheiser kullanırım ve cx300 II sahibiyim. Bu kulaklıkla çok iyi ses donanımı olmayan yerlerde bile durumu kurtardığını tecrübe ettim. Zaten kulaklığı ilk taktığınız an müzik kulaklarınızda değil beyninizin için de çalıyor ve iyi bir dinleyiciyseniz bütün enstrümanları birer birer ayırt edebiliyorsunuz.

Bu yüzden kulaklıkta en az donanım kadar hatta yer yer donanımdan bile önemliyken insanlar genelde tersini yapmakta ve bu zihniyette devam etmekte kararlı.

Çünkü onlar çevre baskısından kurtulamamış "bir kulaklığa o kadar para verilir mi?" sorusuyla muhattap olmamak, soyutlanmamak için çevre ne yaparsa onu yapan insanlar. ~%90