24 Temmuz 2011 Pazar

Akşamın bir saatinde

Herkes dükkanlarına kapatmış evine gitmiş. Ben ise akşamın bir saatinde genelde alışık olmadığım halde kulağıma dayadığım son ses müzikle hızlıca terleyerek eve yürüyorum. Bir taraftan derin düşünceler ve neyin peşinde olduğumu ben de bilmiyorum. Sadece üzerimdem biraz yük atıyormuşum gibi geliyor. Biraz daha rahatlıyormuşum gibi geldiği için yapıyorum hepsi bu.

21 Temmuz 2011 Perşembe

Genel muhabbet

Sıcak havalardan başka birşey üzerine dönmüyor şu aralar, dönmüyor çünkü şu İstanbul'un nem'i gerçekten öldürüyor. Duş aldıktan 1 dakika sonra yine aynı moda girmek. Sokakta hızlı hızlı yürüyen insanı bile halsiz bırakıp kağnı gibi yürütüyor.

İstersen vitamin al, istersen damacana suyu kafaya dik. Yok arkadaş çözümü yok bu sıcağın. Tek çare bütün gün klimalı bir oda içerisinde oturmak.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Her şey gittikçe garipleşiyor

Sanki bir dizi setinde yaşamını sürdürüyormuşçasına. İnsanlar genel de hep bahseder ya çalışmak iyidir, hoştur gibi cümleler kurarak. Hatta yine bu insanlar çalışmadıkları günler sıkıldıklarını söyler.

Geçen tatiller için ben de bazı günlerde sıkıldığımı söyleyebilirim ama bu tatil öyle bir tatil değil. Hakikaten halen ayaklarım geri geri gidiyor ve tatil günlerimde ahım şahım bir şeyler yapmama rağmen gram sıkılmadım. İnsanlar ve insanların kimyası zaman zaman değişiklik gösterebiliyor demek ki.

Zaten herkes gibi o kadar fazla sıkıntım var ki hani insanlar seni ne kadar artık elin iş'te tutuyor. Para da kazanıyorsun hayatını bir şekilde yoluna koyarsın dese de, işler o şekilde gözüksede, hiç bir şey gözüktüğü gibi olmuyor.

Nasıl belli bir süre çalıştıktan sonra emeklilik gelip çatıyor. Bu işinde bir emeklilik zamanı olduğunu düşünüyorum. O durgunluk zamanı gelicektir bir şekilde ya sen her şeye resti çekip erken emekli olacaksın ya da herşeyle mücadele edip emekli olacaksın.

Aslında çok bir şey kaybetmiş sayılmam ama çok fazla şey gördüğümden çok fazla sıkıldım. İşin en boktan tarafıda nedir biliyor musunuz? Bütün bu boktanlıkların içerisinde bunları bir tek oturup kendi kendine konuşabilmen. Bir insan kendi kendine ne kadar destek çıkabilir ki?

12 Temmuz 2011 Salı

Şu aralar

Çok şey yazasım var. bir çok farklı konudan bahsetmek istiyorum ama hep buraya geldiğimde ne yazıcam şimdi diyerek biraz daha sonraya atıyorum. Aslında şu aralar zaman sıkıntım yok gibi ama yazmaktansa sözlü paylaşmak en güzeli.

Bazen oturduğunda ağır konuları kaldıramıyor bünye yazarım diyorsun. Geyiğe devam ediyorsun ama aslında onları konuşmak insanı en çok rahatlatan şey olsa gerek.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Bu haftasonu

İzine ayrılıyorum ve ne yapıcağım hakkında en ufak bir fikrim bile bulunmuyor. Fazlasıyla kafayı dinleyeceğim sanırım.