26 Eylül 2011 Pazartesi

Kulağımda birşeyler çalıyordu ama

Hafif soğumaya yüz tutmuş eylül havasını üzerime giydim ince hırka ile bütünleşik bir şekilde karşılıyordum. Yavaşça Beşiktaş'a doğru yürüyor etrafta işten çıkan insanlara bakıyordum. Öyle sessizce yürüyerek.

Beşiktaşta istediğimi bulamayınca otobüsle Taksime doğru giderken dikkatimi kısa saçlı bir kadın çekti. Erkek traşına yakın fakat üst taraflar yine kadın olduğunu anlatır cinstendi. Kafasının üzerinde Wayfarers model bir gözlük taşıyordu. Bu tip kadınları bilirsiniz, üzerlerinde bir sürü farklı takı ve garip kıyafetler vardır. Hiç böyle biriyle tanışmadım. Bu kadar ilgimi çeken ve bunu düşündüren aslında biraz da böyle insanların bana katabileceği bir çok şey olduğunu düşünmem. Belki de hiç birşey katmayacak ama kendimde ki farklı olma, özgür olma iç güdüsünü onlarda görüyorum adeta.

Yine bir Taksim yürüyüşü içerisinde kulağımda kulaklıkla insanları süzüyordum. Kafamın içinde yalnız bir müzik var. Beni oyalıyor, kimsesizliğimi bastıran bir ruh gibi kendisi başka bir dünyaya sürüklüyor. Ama o kadar kişi arasında yine yalnızsın. Çünkü tanımak diye bir kavram var ve sen hiç birini tanımıyorsundur. Tek tanıdığın kulağında çalan müziktir.

2 yorum:

  1. anlattığın kadın bana benziyor. kısa saç, üstleri ve wayfarer kısmı. evet, klişe olmuşum biraz.
    demem o ki, önceden saçım farklıydı şimdi böyle. beni tanıyor sayılırsın hani üç beş muhabbet falan.
    bilmem ben de herkes gibiyim yani.
    en azından saç gözlük falan değil varsa farklı bir tarafım.

    bu benim saçıma benzeyenlerin erkek modelleri var bi de, exchange erkek saçı. onlardan kaçasım geliyor benim de. moda heralde bu tüm dünyada özellikle de bizim okulda.

    He, bu arada istersen tanışırız, sana bir şey katabileceğimi düşünüyosan. :)
    çok yavşak bi yorum olduğunu farkettim şu an ama art niyetim yok.

    YanıtlaSil
  2. Herkesten öğreneceğim bir şey vardır.
    Dediğin gibi az çok konuşmuşluğumuz var. Neden olmasın?

    Yanlış anlamam için bir sebepte yok =)

    YanıtlaSil