7 Ağustos 2011 Pazar

ergenizm

Yeni akım siz hiç duymadınız mı? Günümüz gençliğinin süper bir kozu. Ayrıca bunun yanında bir deprasyonlar, buhranlarıda var. Onlar genç yaşlarında o kadar çok şeye mağruz kalıyorlar ki zavallılar ne yapıcağını şaşırıyorlar. He tabi birde alamadıkları o pahalı ayakkabılar, gidemedikleri etkinlikler. Hayat gerçekten zor.

Böyle bir toplum modeli olduk. Ailenin büyüklerinden uzakta yetiştirilen, TV karşısında bolca vakit geçirip onların bize gösterdikleri hayatlara özenen, para ya da aşktan ibaret olan hayatlar. Kısacası çöp yaşamlar.

Düşünsenize ecdadımız dediğimiz Fatih Sultan Mehmet 12 yaşında tahta çıkıyor ve 18 yaşında İstanbul'u feth ediyor. Bizim buradaki çocuklar 13-15 yaşında bir markete gidip alışveriş yapmayı beceremiyor. İki lafı bir araya getiremiyor. Hiç bir halta yaramıyor. Her dediği yapılan hayatlarında hiç hayır denmemiş bir nesil çıkıyor. İlk hayırı hayattan duyduklarında ise deprasyona giriyorlar. Çünkü küçüklüğünde ona hiç hayır denmemiş. Her istediği şeyi elde etmiş.

Soruyoum size bu kadar küçük yaşlarda tahta oturan insanların ergenlik dönemi yokmuymuş? Peki anne ve babalarımızın ergenlik dönemleri yokmuymuş? Niye bunlardan öyle birşey duymuyoruz hiç?

Dayakçı bir zihniyetle yetiştirildi bundan önceki nesil. Dayağı savunacak bir halim yok ama o nesil bir bavula eşyasını doldurup iki kuruş parayla Almanya'ya gitti iş sahibi oldu ailesini zengin etti. İstanbula gitti hayatını kazandı. Ankaraya gitti memur oldu üst düzeylere yerleşti. Peki ya şimdi o her dediğine hayır demediğimiz, üzerine titrediğimiz gençler, onlar varya bakkalın yolunu, ekmeğin fiyatını bilmezler. Şurada şuraya gidip iki ekmek almaya aciz ve pısırık yetiştiriliyorlar. Öz güvensiz yetiştiriliyorlar. Onu yapamaz, bunu yapamaz, aman çocuğun üzerine gitmeyin diye.

Anne, baba çocuğuyla arkadaş oluyor. Peki o zaman bu çocuğun anne, babası kim? Anlaşmak mutlaka önemli ama özellikle baba denilen kişi otoriter olmalıdır. O dünyanın en güçlü insanı olmalıdır.

Çocuk eve gelir, odaya geçer. Elindeki telefonda 10.000 mesaj 1 haftada bitirilir. Bilgisayar başında facebooktan ya da benzeri sosyal paylaşım sitelerinin başından kalkılmaz. Bunun adıda sosyalleşme, sosyal iletişim olur. Gerçekte suratını bile görmediğiniz bir insan ile konuşmanın neresi sosyal iletişim olabilir ki? Ayrıca bunu yaparken herşeyden aciz büyüyen o çocuk kişinin karşısına çıkınca iki kelimeyi bir araya getiremeyen pısırık insan modelinden öteye gidemiyor.

Ailelerin karşı çıkmadığı popülerizm bir diğer adıyla modernizm diye bize çatır çatır yedirdikleri şeyler sayesinde çocuklar ders bile birbirleriyle mesajlaşıp aşktan başka birşey düşünmüyor, yazmıyor, konuşmuyor. Böyle saçma bir ergenlik denilen olayın içerisinde serbestçe top koşturuyor gençler. Elde edemediği zaman deprasyon denilen şeyin içerisine giriyor. Nedense bizim annelerimiz, babalarımız deprasyona hiç girmemişler. Çok garip değil mi?

Bu nesilin bir kısımı büyüdü ve ne oldu biliyor musunuz? Açıkça söyliyeyim. Şu blog yazarlarının çıkardığı kitaplar. Evet dizüstü edebiyatının çıkardığı kitaplar. Sorarım size içerisinde ilişkilerden başka hangi konu var?
Peki lanet popülerizm yüzünden revaştalar mı?


Hem de nasıl!..

2 yorum:

  1. son paragrafına hepsinden çok ve üzülerek katılıyorum...

    YanıtlaSil
  2. anlayan ve katılan birilerinin olması güzel =)

    YanıtlaSil