10 Nisan 2011 Pazar

Yine bir gün daha

Gecenin bilmediğin bir saatine kadar oturmuştum. Kafamın içinde eve gelirken beynimde uçuşan şeyler duruyordu. Bir şeyler yazmak uzun uza anlatmak istiyorumdum. Aslında yazmak yine her zaman ki gibi yetmiyor. Ne kadar yazarsan yaz belkide senden başka kimsenin okumayacağını biliyorsun. Seni rahatlatmasada sanki gizli bir huzur veriyor içinden geçenleri yazabilmek. Derken uçan düşünceler devam ediyor ve biraz daha yazmak istiyorsun, daha çok konuşmak, umarsızca, saatlerce, günlerce her şeyi bir kenara atıp. Yer yer susup sadece dört duvar arasında ki sessizlik uğultusunun birşeyler anlatmasını sonra aynı anda söze girmeyi diliyorum. Biraz, sadece biraz içten gülmek, gülebilmek istiyorum. Dokunmak bir insanın varlığını hissetmek.

Yavaşça klavyeden uzaklaşıp, sandalyeden kalkıyorsun. Gözlerin biraz daha fazla durursa iflas edeceğinin sinyallerini veriyorlar. Puslu görüntüyle ezberinde olan yatağının yorganını sıyırıyorsun biraz irkiliyor vücudun ten sıcaklığından soğuk bir yere girince ama fazla geçmeden alışıyor. Uyumadan önceki, belki de en büyük sığınak olan hayal dünyasına geçiyorsun. Bir çok kişinin hayalleri güzeldir güzel olmasına da etrafında dönüp duran ihtimaller silsilesinden yola çıkarsın. Peki ya ihtimal yoksa? Hiç umut? O zaman yatıp zıbırırsın içinden söve söve.

Sabah olur uyanmak istemezsin. Çünkü yeni güne inancın yok, aynı boktan standartı tekrar edip duracaksın. Kim her gün bilerek yenilmekten zevk alabilir kim? Şöyle bir gözlerini açar yatağın içinde çıkmamak için debelenip durursun ama başka çaren yoktur. İstemeye istemeye kalkarsın sıcak yatağından standartlarını yerine getirmek üzere kısa bir süre içerisinde yemek gibi beşeri ihtiyaçlarını giderip giyinmen ve dışarı çıkman gerekir. Hava bir de güzelse diğer insanların tersine ruh durumun kötüye doğru gider. Sen de onlar gibi dışarı çıkmak istersin, gezmek istersin, yanında sevdiğin olsun istersin ama bunu yapabilecek bir şansın hiç olmamıştır. Çok kez denemiş olmana rağmen hayat sana istediğini vermemiştir. Oysa yağmur yağsa evde oturup bilgisayar başında bu havada dışarı mı çıkılır diye kendini avutabilmek vardı.

Son zamanlarda düşünmüyor değilim yaşadığımız hayat çalışıp sonra biraz olsun dinlenmekten öteye gitmeyen bir tempodan ileriye gidecek mi diye. Köle muamelesi yapılarak bunu meşrulaştırmak için insanlara empoze edilen hiç bir iş kolay değil mantığından öteye gidebilek şeyler arıyorum. Aslına bakarsanız insan aylak aylak oturmaktanda sıkılıyor sadece insani boyutlarda çalışmak ve herşeyini katabileceğin bir şey olmalı. Sonuç olarak aslında bazı şeyler hayatı çekilir kılabilir yanında bir insanın desteğini hissedebilmek olmasa dahi nefesini hissedebilmek ama yoksa her şey iğne gibi batıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder