8 Nisan 2011 Cuma

Nedir lan hayat dediğiniz!

Yine bir cuma akşamı olmuş standart hayatın en farklı günlerinden sayılabilecek sınırsız bir gün geçirme umutları yüklediğin ve biraz olsun şu hayatta eğlenmek için bu akşama rahatça dışarı çıkıp eve gitmek yerine yağmur umrunda olmadan istiklal caddesine doğru devam ettin biraz soluklanabilmek adına. Hava aşırı soğuk değil ama önünü kapatmayacak olursan üşüten tarzdandı. Elleride cebe sokup kulaklıkları takdığında senden iyisi yok aslında.

Fastfood'dan bıkan bünye türlü yemek ister, fasulye yemek ister. Dinler girersin güzel olacağını umduğun bir yere sonra telefon çalar. Çalıştığın iş yerinde yaptığın işler yolunda gitmemiştir. Bundan daha iyisini yapamıyacağını açıklasanda tatmin olmaz karşındaki üzerine üstlük köle gibi haftasonu çalışmanı isteyip tehdit eder bir tavır sergiler son şans diye belirterek. Şöyle bir düşünürsün hayatta kaybedebileceğin hiç bir şey yoktur. Takmazsın kafana her iş düzgün gidecek diye bir şey yok. Bir işte yanlış olsun, yapamamış olayım. İnsan değil miyim? Yanlış yapmaya hakkım yok mu? Peki ya benim istediğim ama bana geri dönmeyen yanıtlar ne olacak? Boş versenize hep suçlu en üstten aşşağı doğru ilerler sırayla herkes standart fırça zincirinden nasibini alır.

Bir an da resmen hayat felsefesi yaparken görürsün kendini, bir o kadar da dinlenmeye ihtiyacın vardır. Özler insan aylak aylak gezebilmeyi gençlik dönemlerinde ama asıl mesele bu değil herkesin kıçına göre uydurup sırıladıkları ya da yaptıkları şeyler. İstersen her gün dışarıda dolan sabah içtiğin çaydan başka alkolsüz bir şey tüketme bütün gecelerde adlarını bile bilmediğin bir çok insanla birlikte ol ya da üniversiteni bitir iş bulmaya çalış, oradan yeni birileriyle tanış eşşek gibi çalışıp eve gittiğinde iki gıdımlık süre içerisinde günlük işleri halledip vur kafanı yatağa hepsi hayat, hepsi tercih. İki tarafta hayatından hiç bir zaman memnun değildir.

Hayat dediğimiz şey aslında insanları memnun olması için bulunan bir süreç mi dersen orasına ben karışmam din adamımıyım derim. Sadece hiç bir haltın dört dörtlük olmayacağını bildiğimi söylerim. Elbet bir şeyler ters gidecektir. Hani derler ya kumarda kaybeden aşkta kazanır işte bu orantı hayatın her yerinde var önemli olan aradaki dengeyi kurabilmek. He koy verebiliyorsan herşeyi bir kenara haftanın günlerini ya da yanındaki insanın isimini bile hatırlamıyorsan. Bu şekilde yaşa ve öl. Kimse kimsenin umrunda değil sonuçta. Seni kim sevip ne yapsın. Öyle değil mi?

2 yorum: