3 Nisan 2011 Pazar

Hisler

Hoşlanmak, sevmek, sevişmek, tartışmak, ayrılmak. Aslında etraftaki bir çok insanın yaşadığı hayat döngüsünden ibaret basit bir sıralanış buradakiler. Her ne kadar sıralı halde gözükselerde aslında kendi içinde düzensizler. İnsan istediği zaman aşık olamaz. İşte hayatın bize sunduğu en boktan olaylardan biridir. İyi bir lise kazanmak için çalışırsın, iyi bir üniversite kazanmak için, hatta ve hatta iyi bir kuruma girmek için o üniversite boyunca uzattığın saçlarını kestirir binbir çeşit baskılı t-shirtlerini ve bileklerine taktığın bir sürü zamanzingoyu çıkartıp olabilecek en efendi şekilde gitmeye çalışırsın iş görüşmesine. Çünkü bunların hepsi senin elindedir ve sen yaparsan olur. İşte bir insan hayatının yaklaşık 15 sene eğitim en az da 2 sene çalışma hayatını öğrenmek için geçirdiği bu zaman zarfında hep kendi yaptıklarıyla sivrilirler. Ama bir şey vardır ki o sadece hayatın size verdiği kadardır. İnsanlar işte buna Aşk diyor.

Benim lügatımda aşk kelimesi aslında istemsiz olarak birine kapılabilmeniz. Konuştukları anlattıkları üzerine bir çok güzel katman ekleyip ondan uzaklaşmanızı biraz daha zorlaştırsada asıl olan şey onu gördüğünde seni ona çeken bir bağ olması. Bazen kırmızı ruj ile kahkül saçtır bunun çekimi yakalayan, bazen bazen hiç makyajsız dolaşan kadınlar, şaşalı giyimlerin aksine sade ve zarifliği yakalayanlar, küt saçlar, kızıl saç ve belki de o kişinin sadece o an ki oturma biçimine bir çok şey belirleyebilir gerçekten ve biraz anlık birşeydir, belki de birazdan fazla, adeta o an içerisinde rastladığınız berbat espirilere gülmek gibidir. Oysa ki başka zaman ve yerde söylense asla tebessüm bile etmeyiceğin o iğrenç espiriler nasıl oluyorda güldürebiliyor?

İnsanın en büyük yalnızlık serzenişlerinden biri aslında gerçekten düşünebileceği birilerinin olmaması etkendir. En azından benim için bu böyle. Geri kalan kişiler için ise kafa dengi insan olmadığından bahseder ama bu asla yetmeyecektir. Kaldı ki iki olayın yeri ve zamanı ayrıdır. Ne zaman akşam boş olabilecek hoş bir yere gitseniz ya da haftasonu sinemalara uğramaya kalksanız gerçekleşeceğiniz en büyük gerçekliktir hem cinsinizin yanında kendini yalnız hissetmek. En basitinden bir insanın tamamen farklı bir görüşe ihtiyacı vardır. Bunu da ancak diğer taraftan elde edebiliriz. Kendimizde bir kısımını düşünebiliriz elbet ama başkasının sizin hakkınızda ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışarak yaşamak gereksiz yanılgılara sebebiyet verebilir. Bunu çoğu kadın istemez.

Herkes etrafında birilerini görür tanışır. Tabi buna imkan verebilecek ortamı varsa üniversite ya da herhangi bir grup hiç farketmez. Gerçi insanlarda ilk olarak genel bir kanı vardır. Eğitim hayatları boyunca bir sürü olur, olmaz insanla gerekli, gereksiz oturmuş, gezmiş, sohbet etmiş olabilir ama iş buranın dışına çıktığında her yere öyle kolay adepte olamadığını haykırmak seçeneklerden herhangi biri ama benim asıl bahsetmek istediğim nokta bundan daha fazla ön yargı unsuru barındıran o insanlar orada kalmalı ve dışarıda ki insanlar kötü insanlar ön yargısıdır.

Belki iş hayatı için oradaki insanlar orada kalmalı insanın kendisi için bir önlem olabilir ama diğer türlü söylemler bir insanı hayat sırf karşına doğru zamanda çıkartmadığı için adam yerine koymamak nedendir? Ben bunun açıklamasını kendi zihnimde asla veremedim. Yine bununla bağıntılı olarak bütün gününü dışarılarda geçirip arkadaşlarının yanlarında gelen kişilerle tanışmaktan yüksünmeyen bir bünyenin farklı bir yolla tanışma söz konusu olduğunda sen onu takip edemiyeceğini düşündüğü için seni enayi yerine koyarcasına kaçması ve bu yaptığını inkar etmesi ya da hiç bu kadar uğraşmadan durumu kestirip atma sebebi komik bir güvenlik mekanızması olsa gerek.

Biz insanlar okul denilen lanet yerde birbirimizle çok iyi anlaşmamızın en büyük sebebi nedir diye düşünmüşmüydünüz hiç? Basit bir teori üzerindeki fikrimi bildireyim. Bünyenin en haşarı, kanının kaynadığı süre içerisinde seni dört duvar arasına atıp karşınada elinde sopa ya da cetvel bulunan, konuşmasan bile arkasını dönüp sürekli uyarılar yağdıran. Hep biraz daha uslandırmak adına diğer sınıfları örnek göstermeye çalışarak sizi yaşamınızın ilk değişiklik yaşadığınız sürecinde kazıklamaya çalışan öğretmen adı verilen kişlerle karşı karşıya kalmışken. Yapabileceğiniz en iyi şey vakitini en hızlı şekilde geçirmektir. Bu genelde tek başına genelde hiç gerçekleşemez. Yanındakine sataşırsın, tenefüse çıkar birinin saçını çekersin, dayak atmak için kovalarsın, yememek için kaçarsın derken gün biter. Amaç o uzun süreyi bir şekilde kaynatmak cazip hale getirmektir. Bunun içinde etrafta herkes iletişim içerisinde olmak ister.

Bu zorunluluk içerisinde tanışmaya mecbur olduğun insanlar çoğunluğu içerir. Tanışırsın, tanışırsın, tanışırsın daha sonra değer vermen gereken insanları unutur gidersin. Belki de onların gerçekten gözünde değeri yoktur. Her zaman gezicek birileri vardır. En önemlisi hiç bir zaman musait değilsindir. Üniversitenin en büyük projesi senindir. Arkadaşların bir dakika seni yalnız bırakmaz. Her daim birilerine sözün vardır. Canının istediği insanla buluşur diğerlerini hep birilerine sözünün olduğu hakkında geçiştirirsin. Hiç olmadı araya sıkıştırmaya çalışırsın çok ısrar ederlerse ama o kişi sana lazım olucaksa bunu kesin yaparsın. Sonra yetmiyormuş gibi insanların farklı dünyalar arasında sosyalleşme çabasını yadırgarsın hiç zamanın olmadığını karşındaki insanın nasıl zaman bulduğunu söyleyerek.

Bu yüzden gerçekten insanlar arasındaki ilişkileri sorgular oldum. Günübirlik yaşamların oldukça revaşta olduğu şu dönemde bana oldukça samimiyetsiz hatta mide bulandırıcı geliyordu. Bugün öbür arkadaşını umursamadan gruba katılıp gelen kişi yarında senin için yapacaktır. Bugün öbürüyle ilişkiye giren, yarın bir diğeriyle girecektir. Sonu yok bu büyük kısır döngünün hatta sonunda ortada halen hiçbir boka yaramayan biri olarak kalman var. Kendini tatmin ettiğin o eski zamanları mumla aradığın zamanlar gelicek gözlerinden yaşlar süzülürken keşke diyeceksin. Hayat keşke o filmlerdeki gibi olsaydı. Ben onlara inanmıştım.

Uzun bir süre bu olayların bedelini ödeyecek olsamda en önemlisi dostunsa senin dostun, sevgilinse senin sevgilin olan insandır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder