29 Kasım 2010 Pazartesi

Electric Wizard - Satyr IX

Bu şarkıyı tamamen dinlemek insanın bütün ruh durumunu değiştirebiliyor.

Blog Ödülü

Beni ödüle layık gördüğü için ozzeinep'e teşekkür ederim.


Ben de ödülü yazılarını, anlatımını, anlattıkları şeyi kısacası herşeyiyle süper bir blog olan;
http://imgeselzihin.blogspot.com/

ve son bir kaç gün içerisinde gözüme çarpan
http://bubnmhytm.blogspot.com/

bloglarına yolluyorum.

28 Kasım 2010 Pazar

Kum gibi...


İnsanlar kum saati içerisinde ki zerrecikler gibi akıp gidiyorlar. Bir taraftan zaman peşlerinden koşturuyor. Kimileri için ise zaman tam onların yanlarında hesap yapabilmelerini sağlayan bir kavram. Bazıları için sadece yaşlılık kalıyor geriye.

Zaman insanların peşinden koştururken onlar da hızla yürüyorlar. Sürekli bir yere yetişme, bir şeyler yapma telaşı kaplamış. Bazen insan ne istiyor biliyor musunuz? Birini durdurup ne işin var böyle, nedir senin için önemli diye tartışmak belki de en salakça şeyleri gözünde ne kadar büyüttüğünü ona göstermek. Bazen kolundan birini tutup hadi gel şuraya oturup tanışalım demek istiyorsun. Sahi okul sıralarında oturup tanıştığımız kişi de bir yabancı değil miydi?..

Kimileri için geçen zaman kazanılanın sevincinin katlanmasıdır. Günleri, ayları, seneleri hesaplaması her gün için biraz daha sevinç kat sayısını arttırır. Onların umurunda değildir zaman sadece bağların ne kadar daha koparılamaz, ne kadar daha beslendiğini görürler gün geçtikçe. Akan giden şeyleri değerlendirmek adına neler yapılabileceğini ve yapılacaklar listesinde yalnız olmadığını görmek, o listeyi ikiye katlamaktır kimileri için.

Bazıları için hiç bir amaç kalmamıştır bu dünyada onları bağlayabilecek. Mutsuzdur, huzursuzdur daha nice olumsuz duygular besliyordur içerisinde. Her sabah kalktığında değişmeyen şeyleri yeniden göreceğinin bilincinde kalkarsın üzerindeki olumsuz elektrik beyninin bir köşesinde hep vardır. Kendini sıradanlığın kollarına bırakarak her şeyi izole etmekten başka çaren kalmamıştır. Bunun için hazırlanır çıkarsın işine ya da okuluna gidersin. Zaman geçirir tekrar dönersin. Zihnin kimi zaman yorgundur biraz arındırmak için bir şeylerle oyalanırken yatma zamanı gelir. Cuma günü sendromu baş gösterir. Bilirsin hafta sonu hiç bir şey yapmayacağını kendine iş çıkarmak istersin ama nafile bir çabadır. Hayatı öylesine yaşıyorsun yani sadece yaşlanıyorsun.

27 Kasım 2010 Cumartesi

Alev

İnsanlar bazen neye nasıl tepki vericeğini şaşırıyor. Bu sanırım biraz da o an sinir kat sayısının artmasıyla ilgili. İşte bu yüzden oto kontrol sistemimle her zaman kendi içimde boşverip onu hafifletme eylemine geçip boş bir zamanda çıkartıp sinirlenmek kimi zaman daha mantıklı. Çünkü böyle yapmadığın takdirde bilinç altın bir an için onu yaşıyacaktır sen bunu bilinçli olarak yapmasan bile.

Ne zaman şu cumartesileri işlerim düzgün gidebilir. Ben ne zaman gerçekten içten gülebilirim diye düşünüyorum. İşten bunalmış haftasonu tatilini beklerken yine sorduğum soruların yanıtsız kalıcağını, aldığım sözlerin geçmiyeceğini ve hiçbir cevap alamıyacağımı biliyordum, hazırdım. Fakat sırf hazır olmak yetmiyormuş...

Hep birşeyi yanlış yapıyormuşum gibi geliyordu. Oysa tam tersi gereğinden fazla şey yapıyordum karşı tarafta ki insanın düşünmekte zorlanacağı şeyi çıkartmak kısacası ona süpriz yapabilecek bir sürü potansiyel yaratabiliyor insan. Sonra oturup kendi kendine strateji oyunu oynamaktan başka birşey yapmamış olduğunu görüyorsun. Skor sayfanı açıyorsun eksilere düşmüşsün. Kendi madenlerinden de yollamışsın.

Havada uçuşan bir sürü kağıt daha da hızlanıyorlar biraz daha fazla ve bu koku, bu yanık! kokusu. Herşey alev almaya başlıyor ve yavaş yavaş yağmur formunda düşmeye başlıyorlar.
Kaçan kendini kurtarıyor.

25 Kasım 2010 Perşembe

Mim 19

Lethe'den mim gelmiş teşekkürlerimi sunup yanıtlayalım şu yazı kıtlığında.

1.en sevdiğiniz kelime:
O değil de

2.nefret ettiğiniz kelime:


gocunmak

3.Ne sizi heyecanlandırır:
İnsanların davranışları

4.Heyecanınızı ne öldürür:

Yapılan şeyin sıradan olduğunu öğrenmek


5. En sevdiğiniz ses:

Gitar sesi

6..Nefret ettiğiniz ses:

Balgam çıkartıcak insanın oluşturduğu ses

7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz:
Avukatlık

8.Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz:

Telepati

9.Kendiniz olmak istemeseydiniz kim olmak isterdiniz:
En büyük idolüm kendim.

10.Nerde yaşamak isterdiniz;

Göl kıyısında bir kulubede nerede olduğu çok önemli değil.

11.En önemli kusurunuz:

Çok sorgulamak

12.Size en fazla keyif veren kötü huylarınız:
İnsanlardan daha önce birşeyleri görmüş olup söyleyerek onları sinir etmek


13.Kahramanınız kim:
Yok

14.En çok kullandığınız kötü kelime:
Ağzını burnunu kırıcam

15.Şu anki ruh haliniz:
Uykulu (7 de kalkıp 9 saat mesai)

16.Hayat felsefenizi hangi slogan özetler:
I Love Realism

17.Mutluluk rüyanız:
Güzel biriyle, güzel bir yerde, güzel şeyler...

18.Sizce mutsuzluğun tanımı:

Birbirine koşulsuz tutkulu iki birey

19.Nasıl ölmek isterdiniz:
Gaz olabilir. Uyurken ne olduğunu anlamadan ölebilmenin en iyi yolu.


20.Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini isterdiniz:
Yorumsuz


Diğer mim olarak benimde garip alışkanlıklarım olmadığından es geçiyorum =))

Veeee yine mim'i yazma zorunluluğu altında bırakmadan kimseyi isteyen alır diyorum.

24 Kasım 2010 Çarşamba

İş güç gidiyoruz

Çalış çalış bayramdan sonra bir harala gürele anlamadım gitti. Yani o derece halen dumur etkisindeyim. Bu arada cuma gününe projenin demosunu istiyorlar uğraş dur.

Üzerine üstlük perşembe günü eğitim var saat 08:00 de başlıyacak 3 de bitecek ondan sonra akşam 6'ya kadar burdasınız deniliyor. Anlıyacağınız 1 saat fazladan ofiste geçireceğiz.

Haftasonuna istek duyulan haftalardan birindeyim anlaşılan.
En büyük sorun yastığa kafayı koyduğunda kafa doluluğundan uyuyamamak uçucam sanırım.

21 Kasım 2010 Pazar

Yalnızlık


  • yalnızlık, konuşmak dertlerini paylaşmak istediğinde yanında bir insan evladının bile bulunmamasıdır.
  • duvar dibinde ki boş kaleye şut çekmektir. 
  • msn de tek başına olmana rağmen durumunu meşgule almaktır.
  • yalnızlık bilgisayar başında saatler geçirmektir.
  • film izlediğinde yorum yapıcak insanın olmamasıdır.
  • kontör yüklemeye gereksinim duymamaktır.
  • aklıma bi espri geldiğinde o anda o espriyi paylaşacak birinin olmaması sonra günlerce unutmamaya çalışıp ilk ortamda o espriyi yapmaya çalışmak...
  • çok hayal kurmaktır yalnızlık.
  • yalnızlık eve hep anahtarla girmektir.
  • kafandakiler hiçbir zaman başkasına tam anlamıyla anlatamıcak olmak, tümüyle kim olduğunu ne hissettiğini senden başka kimsenin bilmiyor ve bilmeyecek olması.
  • kendin pişir kendin ye dir.
  • yalnızlık yemek yapmayı öğrenmektir.
  • kendi sesine yabancılaşmaktır.
  • yalnızlık kıyafet alırken "yakıştı mı" diye satıcıya sormaktır.
  • yanlızlık, ondan kurtulmak için kalabalıklara karışmaya çalışmaktır, tek başına...
  • akşam kapıcı çöpü almaya geldiğinde iyi akşamlar derken ses çatallaşır, tüm gün kimseyle konuşmadığınızı anlarsınız o an.
  • söylemesi kolay taşıması zor olandır.
  • tetriste uzun çubuğu bekler gibi beklemektir gideni...
  • kendinizi özgür kılacak bi sona ihtiyacınız olduğunu hissetmektir.
  • yalnızlık hep çalar saatle uyanmaktır.
  • cenazeme kimler gelir diye düşünmektir.
  • insanların bol olduğu bi ortamda bi köşede durup başkalarını saatlerce izlerken yakalamaktır kendini...
  • dışarı çıkınca:"nereye gitcem lan ben?" diye kendine sormaktır.
  • bir süre sonra, özenle aldığın tavlanın pakedinin bile açılmamış olduğunu farketmektir.
  • tansaştaki kasiyerle muhabbet edip mutlu olmaktır.
  • yalnızlık, hayata dair, her şey güzel olsun diye çabalayıp her şeye geç kaldığını farkettiğin andır...
  • yalnızlık yeni bir yere gezmeye gittiğinde dönüşe hediyelik eşya alacağın birisinin olmamasıdır...
  • birini aramak isteyip telefon rehberinde a dan z ye gelip kimseyi arayamamaktır.
  • cebindeki son sigarayı yoldaki biri isteyince seve seve vermektir.
  • yakın sandığın biri bişey sormasa bile her bokunu anlatmandır.
  • tek başına yolculuk ederken karşında sohbete dalmış grubu görünce içinde bir boşluk hissetmektir.
  • her gün işten çıkınca direk eve gitmek.
  • sadece gazete yorumlarına bakarak iddia oynamaktır.
  • vapurda fotoğraf çekilen çiftleri imrenerek izlemektir.
  • kendini amerikan dizilerine, animelere, filmlere, orta dünya'ya, oyunlara vermektir yalnızlık.
  • yalnızlık sevdiğin kişinin seni sevmemesidir.
  • bir elin üşüyünce onu diğer elinle ısıtmaktır.
  • yalnızlık sakallarını kesmeye üşenmektir.
  • apartmandaki hiç sevmediğin yaşlı teyzelerle muhabbet etmektir.
  • cuma sendromu yaşamaktır.
  • kendi kendine konuşana bazen deli değil yalnız derler.
  • hayatı hayalinde yaşamaktır... ve ölüm geldiğinde sadece o son an gerçekten yaşadığını hissetmek.
  • yalnızlık bowlingde ardarda 3 oyunu sadece 35 dkda bitirmektir.
  • sabah uyanmak istememektir.
  • nereye gittiğini umursamadan kulağında kulaklıkla saatlerce boş boş dolanmaktır.
  • günlerce ağzından tek cıkan kelimenin bakkala söylediğin "hayırlı işler" olduğunu düşünmektir.
  • yalnızlık çalıştığın yerde seni anlayacak bitane bile insanın olmamasıdır.
  • yanlızlık ölümü bir an önce beklemektir.
  • en sonunda tek başınalığı kabullenip pes etmektir.
  • başka yapacak şeyi varmış gibi tatilde evde yatıp dinleneceğini söyleyerek kendini kandırmaktır.

Yalnızlık oturup bu yazıları okumaktan kendini alamamaktır.
Tarafımca 74 sayfayı okuyarak inci sözlükten alıntılanmıştır.

Kafa binbir

Düşünce yoğunluğunda. Kahve içmenin konsantrasyonumu toparlaması için iyi olacağını umuyorum ya da sadece kahve içmek için birşeyi bahane ediyorum. Herşey mümkün...

19 Kasım 2010 Cuma

Gecenin bir vakti

Bir ara ani kararlar vermiş yine gece 2-3 suları gibiydi. Bu saatte bile verimli düşünebilen bir bünye sahibine normalden fazla yük bindirebiliyor. Oysa şuursuzca bir kaç saat geçici bir huzur kaynağı olabilirdi ya da geri döndüğünde yine aynı sahne ile karşılaşmak bir hüsran, kimbilir...

Ufaktan yazacağım bir yazıyı hazırlamak adına tam zamanı olduğunu düşünsemde vücudum yazmamam için direniş gösterircesine beni sandalye üzerinde rahat bırakmıyor.

17 Kasım 2010 Çarşamba

Artık bu hayat

yaşamaya çalıştığım bu boktan hayat bana ağır geliyor. Daha fazla dayanamıyacağım...

15 Kasım 2010 Pazartesi

Zaz - Les Passants

Dinlenesi

Bayram temizliği

Bilgiyasar üzerinde bir bayram temizliği uğraşı vakit geçirmek için iyi bir yöntemdi sadece, tekrar başına oturduğumda herşey aynıydı.

14 Kasım 2010 Pazar

İntiharı deniyen sözlük yazarı

Gündeme dair yazılar yazmayı sevmediğimi yazılarımı takip eden insanlar bilir. Çünkü ağzı olan konuşur bu konular ve laf kalabalığını arttırmaya gerek yok kimse senin fikrinin olağan üstü olduğunu düşünmeyecek. Fakat bu öyle bir konu ki kayıtsız kalamadım. Bu mecrada olan herkes az çok sözlükte olan bitenlerden de haberdar ki ben sözlükte olmama rağmen haber ile karşılaştım. Kısacası bir ekşi sözlük yazarının intihar durumu.

Bir çok şey yazıldı çizildi kimileri bu kadar etrafta aç, susuz vs. var. Bir kısım insan canı bu kadar ucuz değil diye telefonlara sarıldı diğer bir kısımı şov amaçlı dedi.

Kişinin gerçekten intihar etmek istemediği aslında bir gerçekti fakat buna şov yaptı diyemem. Sadece biraz ilgi istiyordu. O ilgi budalası insanların hiçbiri bunun eksikliğinin ne demek olduğunu bilmediği için yorumlar gayet normal karşıladım.

Aç, susuz var diyen insanlar için kendileride bu yazıları yazabildiklerine göre açta açıkta değiller ve durumu bu şekilde çirkinleştirebilecek kadar da hayatta herşeye sahip hariçten gazel okuyanlardır.

İntihar ile ilgili diğer düşüncelerimi başka bir yazıda dile getirmeyi düşünüyorum.

13 Kasım 2010 Cumartesi

Canın sıkıldığında

Konuşmak istediğinde msn'de bile kimsenin online olmaması...

Duraksama

Hayatta genelde duraksayıp düşünme işi olaylar bittikten sonra gündeme gelebilir ya da gelmez. Fakat bunun durduk yere gerçekleşmesi ne içindir anlam verebilmiş değilim. Hayatın boşluğunda görmek kendini, mücadele ettiğin şeylerin azıtıp seni dondurduğu bir an ve bunu sadece beyninize bir kaç tını canlandırabiliyor. Müzik insanın ruh hali üzerinde çok şey değiştirebiliyor olsa gerek ama bu kadar somut olmamalıydı.

Ciddi bir duraksama, beynin bütün çalışan noktalarına sinyal gönderiyormuş ve bu yüzden fiziksel olarak kasılıp donuyormuşsun hissi uyanıyor. Bir şeylere odaklandığını ya da beyninde ne döndüğünü o an içerisinde tezahür etmek gerçekten zor. Ama içeride devam ettiğini farkettiğin birşeyler var, hiç bir zaman diliminde engel olamadığın herkesin elinde bolca savururken senin sadece bakmakla yetindiğin. Oysa ki övünerek etrafa dağıttıkları şeyin ne kadar değerli olduklarını bilemiyecek kadar çok vardı onlarda ve hırsla irkilerek kendine geldin.

Silkelenip bulunduğun ortamı, eşyaları, en önemlisi yaşamını belki de sokakta eve döndemeden önce gördüğün bir kaç kare canlandı zihninde. Hayır! durup düşünmeye devam edemezsin, çünkü bu seni içerisini milyonlarca şeyle doldurduğun o karadeliğe tekrar sokucak ve akşamını boş bir hezeyan ile kapatmak artık bunca şeyin üzerine halen bu şekilde bitmemesi gerekir. Büyümüş olmalısın artık ama herkes bilirki büyümek o kadar da güzel birşey değildir.

11 Kasım 2010 Perşembe

Against My Better Judgement-Fate Got Black

Genelde senfonik metalde ki sadece kadın vokal barındıran grupları dinlerim. Kadın vokal arkasında brutal back vokal acayip hoşuma giderken.

Bu şarkıda ki scream vokal ve clean kadın vokal süper oturmuş. Ses hiç tanıdık gelmiyor kadın vokalin ama bulurum belki ararsam çünkü gerçekten sesi güzel.

In Flames- Bullet ride

Bir sabah başlangıcı

9 Kasım 2010 Salı

Değişiklik

Dünden beri deri bilekliğimi hiç kolumdan çıkartasım gelmiyor, adeta bana bir güç katıyor gibi hissediyorum.

Koca bir akşamı oyun oynayarak değerlendirmeye başladım. Kafa dağıtmak ya da daha az şey düşünmek ne denebilir bilmiyorum çünkü bunu bulmaya çalışarak kendimi zehirlemek istemiyorum sadece beni daha huzurlu kıldığı aşikar.

İş güç geçtiğimiz bir haftaya göre arttı. Boş boş işler yapıp canımın sıkılırken yeni projemi tekrar oturtmaya başladım. Hem zaman geçiyor, biraz da kafa yoruyor. Şikayet etmiyorum çünkü kendimi düşünmek artık beni sıkan eylemlerden.

Bir gece ansızın uygulamasına geçtiğim radikal karar karşısında her zamanki gibi pişman değilim ama insanın hayatında keşke dememesi ona her zaman kendisini iyi hissettirmeye yaramıyor maalesef.

Kafam biraz daha yerinde denebilir fakat eksikliklerin tamamlanması senelerdir beceremediğim tek iş sanırım.

7 Kasım 2010 Pazar

Vaatler

Herkes iletişim içerisindeyken karşı tarafa bir çok şey vaat edebilir. Fakat sadece kişilerin bir kaçı söylediklerini icraate dökebilir.

Kaç kişiye karşı söylediğiniz vaatleri yerine getirdiniz?..

Suskunluk hali

Vakit öğle saatlerini çoktan geçmiş olmasına rağmen güneş öyle bir yerden vuruyordu ki cadde boyunca hiç birşeyi seçemiyor ve bittiğinde ise gözleriniz renkleri seçemez halde başka bir boyuta geçmişcesine tepki veriyor bu olaya karşılık. Ama biliyorsun ki yolun sonunda gözüken o güneş dönerken seni etkilemiyecek. Yapılan şeylerin nereye varıcağını o an biliyor olmanın kimi zaman ne kadar güzel bir duygu olabilceğini idrak ediyorsun.

İnsan gezerken öyle şeyleri görebiliyor ki basit gibi gelebiliyor ilk bakışta ama takip ettikçe ağır ağır garipseme evresine geçiyorsun. Oysa bir insanın suskun bir hal içerisinde oturup kafa dinlemesi oldukça normal birşeydir. Fakat dışarıda karşı cinsten bir insanla otururken 5-10 dakika gibi bir süre değil saatlerce kelime etmeden oturmak iki taraf içinde nasıl bir davranış göstergesidir ben hiçbir isim veremedim.

Sonra yine bir gün daha tükeniyor ve bu basit günde sonra eriyor.

Ani kararlar

Akşam olmasıyla birlikte birisinin bana söylediği "ne yapıyorsun?" sözü kulağımda yankılandı ve ani kararlar alma gereği duydum. Sanırım böylesi daha iyi olacak.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Mim 18

Mim Konusu: Kitaplığınızın karşısına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.
Şimdi gözlerinizi açın. Bir kitap seçmiş durumdasınız. O kitabı satın aldığınız ya da hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.
Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu!
55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin.

Mim Kuralları:
- Mimlenenler mimi cevaplamak zorundadırlar, mim bozulamaz.
- Mimin bozulması teklif dahi edilemez.
- Mim yalnızca 3 kişiye gönderilebilir.
- Karşılıklı mimlemeler yasaktır.
- Mim, her bir blog için sadece bir kez cevaplanabilir.
- Mim kurallarının ilk 6 maddesi değiştirilemez.

Şeklinde direk c/p tekniği ile Çay Tost Ayran 'danaldık mimi. Hiç öyle bakmayın hakikaten üşendim konuyu anlatmaya böyle uzun uza anlatılmışken =)

Kitaba gelirsek isimi "Mutluluk Projesi" 55. sayfayı açtığımda karşımda "Aşkı Anımsa" "Evlilik" bölümü geliyor. Kitabı okumayan birine hitap edicek kısımı ilk paragraftı bu yüzden orayı tercih ettim.

"Mutluluk ve evlilik hakkındaki araştırmalardan ürtkütücü bir sonuç çıkar: İlk çocuktan sonra evlilikte tatmin azımsanmayacak ölçüde azalıyor. Özellikle yeni bebeklerin ve küçük çocukların rahatsız edici varlıkları evliliğin üzerinde oldukça baskı yaratır ve aile içi huzursuzluk da çocukların bu yaşlarında zirve yapar."

Mim de anarşi yaparak kimseyi zor durumda bırakmadan isteyen yazar diyorum.
Son olarak İlveyna yaktın beni o elimdeki mizah dergisi bilmediğim yerden geldi mim =))

5 Kasım 2010 Cuma

Sonu, başı

Günün birinde insan "sonun, başlangıçtan daha ilgi çekici olduğu çok şey" 'in var olabileceğini öğreniyor.

Against My Better Judgement-Forbidden Tree

Ofis bitkisi

Kendisi benim masa süsüm olup. Söz de radyasyonu emmektedir. Sakın bana sende bunu yedin tarzında gözlerle bakmayın annem eve 4 tane alınca 1 tane de sana aldım sizin orada çok radyasyon olur şeklinde ki söylemiyle ofise getirdim koydum. Malum iş yazılım olunca harıl harıl çalışan laptoplar wirelesslar mevcut.

Aynı zamanda kafasına takılan herşeyi google da aradığı için şimdi anne yok öyle şey desem bana kesin kaynak çıkarıcak.

Siz siz olun aile bireylerinize mümkünse bilgisayar kullanmayı öğretmeyin hele hele facebook filan hiç sokmayın benden söylemesi. Tabi işin şakası bu evde yokken bilgisayarı açtırıp birşeyler yaptırdığım da olmuştur =))

4 Kasım 2010 Perşembe

Şansa yaşamak

Şuan gözümün önünde bir çatı aktarma işlemi yapılıyor ve adamların kendini hiçbir güvenlik önlemi almadan sanki sokakta yürüyormuşcasına iş yapması gerçekten ürktücü.

Hani olur ya bir anda düşüp bayılırsın, dengeni kaybedersin, başın döner. Sonuçta herşey biz insanlar için ve buna rağmen kendini ultra süper güvenlik önlemlerinden bahsetmek yerine düzgünce bir halat ile bağlamaktan bile üşeniyorsan gerçekten şansa yaşıyorsun demektir.

Electric Wizard - Venus in Furs

Özellikle 1:40 - 58 arası beni benden alıyor. Hatta 1:55-58.

Mim 17

Aslında tam olarak mim sayılmaz bu ama yine kabaca o kategori içerisine girdiğini düşünüyorum. Benim için güzel düşüncelerini yazarak bana bunu yollayan dedimdi ye teşekkürü bir borç bilerek başlıyorum ben de beğendiğim insanları yazmaya.

Not: Bende belirteyim ki hiçbir sıralama söz konusu değildir. O yüzden maddeler halinde yazıyorum ve zaman zaman belli bloglara takıp sadece onları takip ettiğim için şimdilik bu kadar çıkarabildim.






    Aylar sonra

    Aylardan sonra jilet ile traş olmak zorunda kaldım ve yaşanılan durum inanılmaz rahatsız edici. Bugün ofis için fotoğraf çektirileceği için kestim yoksa traş makinesiyle kısaltmak çok daha hoş, kuru ve acısız bana kalırsa.

    Tabi bir de özel günlerde traş olmak gerekiyor ki karşımdaki insanın zevkine bağlı olarak fikrim değişebiliyor bu konuda. Bazen iyidir incecik kirli sakal =)

    3 Kasım 2010 Çarşamba

    1 Kasım 2010 Pazartesi

    Karanlık


    Zaman akıp giderken herkesin yaşamaya gayret gösterirken başlıca basit bir amacı var. Mutlu ya da kimilerine göre sadece huzurlu olabilmek.

    Şuursuzca insan bedeni salınırken sokak ortasında o an hiçbirşey anlamayabiliyorsun. Düşünmek aslında amacın olan biteni ama o kadar uçuyorsun ki tek baktığın önünde ki insana çarpmamak. Belki de düzgün yürümeye çaba sarfetmek sadece.

    Müzik senin damarlarına işliyorken sadece ayakta tutmaya yarıyor. Adeta narkoz etkisi yaratıyor zihninde o varken birşey düşünemiyorsun, onu duymadığında zaten işlevini yerine getirmiş olduğunu bile algılayamıyorsun. Acıyı dindiremiyorsun hiçbir şekilde sadece uyuşturuyorsun bir anlık. O bile nefes almana yetmiyor.
    Akşam karanlığı çökerken güne bir kez daha ne kadar aciz kaldığını anlıyorsun. Aynı oranda soğukluk çöküyor insanın içine oturduğun yerden kalkamıyacağın şekilde kalıplaşıyor soğuktan vücudun.

    Oysa ki bu kadar basit birşey, nasıl oluyorda işler hiç düzelmiyor aksine daha da boktanlaşıyor. Gittikçe herşeyi içine alan doymaz bir benlik oluşturuyor.

    O hayatı seven, güzel hayatları okuyanlar buralarda ne kadar aciz olduklarını görüp geri çekiliyorlar. Evet o toz pembe gözlüklerinizi kırıyorum, doğruca o pembe panjurlu evlerinize kaçın, durmayın! Yoksa bu hortum herkesi yutmaya hazır.

    Aslında giydiğim kıyafetlerin siyah olmadığını benim onları siyaha çevirdiğimi anladım. İnsanlar karanlığımdan korkuyorlar. Yutucağımı sanıyorlar ya da sadece küçük bir depresif ataktan ibaret zannediyorlar. Kim bilir belki de buralara yazı yazarak farklı bir duruş amacı güttüğümü bile planlıyor olabilirsiniz.

    Durup düşündüm

    "Mütevazi olma gerçek sanırlar."
    Bu durumda ne yapılabilir diye durup tespit yapacağım tuttu.
    Yerine göre kullanılmalı gibi basit bir kurtuluş yolu seçmek yerine, insan yaptığını söylemeli aslında diye düşünüyorum. Daha doğrusu düşünmeye başladım.

    Ha bu arada Youtube açıldı gençler!..

    Teknoloji ile en alakalı ben bunu görmeme rağmen buralara duyurmayı unutmuşum. Evet YouTube açıldı. Eee biz zaten giriyorduk gibi söylemleri duyabiliyorum. Ben de giriyordum ama özgürlüklerin kısıtlanması hiç hoş karşılanabilecek bir konu değildir!

    Peki ya hedef bu muydu? Hayır. Diğer bütün olmaması gereken sansürleri kaldırmak için devam etmeliyiz.

    Fakat sansürün avantajını da görmedik değil hani, ülkemizin yarısı bilgisayar kullanmayı biraz daha kavradı. Hatta DNS profesörü kesildiler.

    Sözü fazla uzatmadan Electric Wizard'ın 2010 çıkışlı albümünün ilk şarkısıyla açılışı yapalım.