9 Aralık 2010 Perşembe

İç Savaş (v2)

Gün ışığı ortaya çıkmadığı halde, sabaha yaklaşan saat nedeniyle vücut üzerinde kıpırdanmalar başlamıştı. Yatağın içerisinde vücut ısısı ile battaniyenin harmanladığı o sıcaklık her yerini kaplamış, kaslarını olabildiğince gevşetmiş durumdaydı. Kafasının içerisinde geceden kalma şeyler dönüp duruyorlar. Biraz olsun rahatlamak adına yeni bir gün ve yeni süprizler için usulca doğrulurdu. Çok geçmeden kış soğuğu dışarıda olduğu gibi evin içerisinde kendini hissettirmekten geri kalmamış olduğunu fark ettirmişti. Aniden bulunduğu yerde zaman durmuşçasına çakılı kaldı. Önünde hayatın her yerinde olduğu gibi iki seçenek; geri dönmek ya da devam etmek karar mekanizması halen yeterince iyi çalışabiliyordu. Mantıklı olanın daha fazla acı çekmeden devam etmek olduğunu sabahın körü olsa da idrak etmesi zor olmamıştı. Yorganı üzerinden sıyırarak doğruldu. Yavaşça çıplak ayaklarının yere temas eden yüzeyi artıyor vücut bütün yükünü ayaklara aktarırken damarlar deriden sıyrılıp çıkacakmışçasına kendini gösteriyordu.


Not: Biraz daha geliştirerek, hatta yeniden başlayarak ilk seri olarak yazmayı düşündüğüm yazıya sonunda giriş yaptım. Geçen yazıyı düşünüp yavaş fakat daha dolu yazarak gitmenin daha güzel olacağını gördüm. Her şey yeni başlıyor...

5 yorum:

  1. Saolun değerli yorumlarınız için =)

    YanıtlaSil
  2. ilginç olmuş akıcı dille yazmışsın.devamını merak ettim..

    YanıtlaSil
  3. betimlemeler çok ii her iki yazıda da..beklioruzz devamını hala..

    YanıtlaSil