29 Ekim 2010 Cuma

Sıcaklık

Akşamları yazı yazmak istediğimde yatağa yatma hissi uyanmaya başladı. Belki en iyi kaçış yöntemim budur diye düşündüm kendi kendime. O soğuk yatağın içerisinde girip önce vücut alışana kadar bir zorluk yaşadıktan sonra yayılan sıcaklıkla o kalın yorganın bir anda huzur dolmasına bağlamıştım. Oysa ki aradığım şey sadece içimi ısıtıcak birşeylermiş. Bir insanın uyuma evresi hayatın küçük bir özeti gibiymiş önce zorluklara göğüs gerip sonrasında huzura ermek.

Sakalımı en son ne zaman kestiğimide hatırlamıyorum ve bayağı uzadı. Halen hiç kesesim gelmiyor, düşünceli bir şekilde hatur hutur kaşımak hoşuma gidiyor ve unutulmuşluğu hatırlatıyor. Kesmiyorsun çünkü seni bu halde görücek biri yok, kendine kendine bu görüntüyü yıkmak için bir sebebin kalmamış artık, umutların tükendiği son duraktasın o an.

Gün kendini öyle bir tekrar eder ki dinlediğin şarkı bile değişmez belli bir zaman geçtikten sonra ne dinlediğinin şuursuzluğunu yaşarsın o zamana kadar ne kadar boş vakit geçirdiğininde bilincine varırsın. Ama elimden gelen ne dersin bulamazsın birşey çünkü olaylar senin iradenin dışarısındadır. Yine de kendince çözümler oluşturmaya çalışırsın bitkin bir halde ama onlar da kendini tekrar eder. Oysa hiçte zor birşey değil çaba gösterilen, günlük hayat içerisinde bir çok insanın sahip olduğu gibi bir ya da bir kaç insan ararsın çevrende.

Tam bunlardan bahsederken iyice hantallaşmışsındır koltukta dışarı çıkmak isteyip yine aynı şeyleri yapmaktan sıkılmışsındır. Halbuki bir çok insana göre nereye gittiğini bilemeden hareket etmek eğlenceli bir hareket olabilir ama belli bir zaman sonra hiçbir büyüsü kalmıyor. Bu sırada biraz daha çakılıyorsun yerine ve sürünerek acı içerisinde yavaşça huzur bulmak için yorganın altına girmeye çalışıyorsun, yorgun parmaklarınla çeki düzen veriyorsun üzerine çektiğin örtüye, yarı bulanık gözlerin artık sonsuzluk içerisinde ve yine silinen düşüncelerle hissiz bir rüya dünyasına kapılıyorsun. İyi geceler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder