18 Ekim 2010 Pazartesi

Ahh şu çenesi durmayanlar

Uzun denilebilecek bir süre geçti aradan. İyisiyle, karmaşasıyla geçen bir süre ne yazıcağımı bilemez ya da bulamaz oldum. Şimdi herşey biraz daha yerli yerinde denilebilir. Tabi yazının başlığından da belli olucağı üzere bu yazının formatı başka ama yine de tanımlayıcı bir giriş yerine üstü kapalıda olsa uzak kalmamış olmamı yazmak istedim.

Başlıkta ki konuya şöyle hızlı bir giriş yapmak gerekirse, bugün kulaklığımı geç takmam sebebiyle gerçekleşen diyaloğu duymam ile ilgili başladı. Arka tarafda ki teyzeler "kadını ne halde bıraktı. Onun çocukları da ona yapsın" tarzında laflar ediyorlardı. Ben ise ciddi şekilde rahatsız oldum bu durumdan. Tabi durumu tam manasıyla bilemediğimden üç mantıklı çıkış noktası geliştirdim kendimce. Belki gerçekten bir iş'i olduğundan yardım edemeyen biri ya da yine yetiştirirken başı boş bıraktığın bir çocuğun şimdi ki hali ve ya aynı bedduayı yemiş bir insanın çektiği sıkıntılar.

Şayet bir gün çocuğum olursa ona küçük sorumluluklar verip yapmadan başından kalkamıyacağını öğretmek olucak herhalde. Yarın öbür gün hayata bakışını etkileyecek bir mantık kavramı kazandıracaktır ona, tembel olmayacaktır, hayat onu yorduğunda gocalamıyacaktır. Sayılabilecek bir sürü özellik. Gittikçe psikolojik savaştan fazlasıyla etkilenen nesiller ortaya çıkıyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder