12 Eylül 2010 Pazar

Kurgu

Hiç bir film'i izlerken o filmin nasıl sonuçlanacağını kurgular insan beynin de. Kimileri ne kadar ters köşeye yattığına göre filmi beğenir. Kimilerinin de bu yenilgi işine gelmeyidiği gibi filmin saçma bittiğini savunur. Hayat için de ki dengeler de çok farklı değildir. Her olayın bir kurgusu vardır. Fakat insan doğru olanı seçmelidir.

Yalnızlığın ben de oluşturduğu şeylerden biri de kurgulamak. Bedelini ödemekten memnun olmasam da, askeri kampta zorla tutulup kendini geliştirmekten başka çaresi olmayan bir asker gibi yaşıyorsun. Kurgulamakta bu süreçte yaptığın fakat çok farketmediğin birşey aslında. Öyle bir kurguluyorsun ki 30 sene sonra nerede olabileceğini inşa ediyorsun koca bir hayal dünyasına.

Birisiyle konuşurken onun her söylediği sözün varıcağı bir sonraki noktanın, neden söylediğinin kurgusunu kafanda tasarlamak sadece cümlenin ağzından çıkma hızı kadar bir zaman alıyor. Düşünsenize, bütün olasılıkları hesaplıyorsunuz ve hangi düzeyden girmek isterseniz oradan başlıyorsunuz. Kurgu istediğiniz yöne ilerlemezse ikinci senaryoya doğru iş'i ilerletmeye çalışıyorsun. Beyin de o dönen bir sürü şey gerçekten anlatılması imkansıza yakın koca bir algoritma.

Herşey birer olasılık hesabından ibaret. Kağıda dökülmeyen, süper bir hız da gerçekleşen.

Sıkıldım bunca şeyden, tatil de yine ev'de oturmaktan başka birşeye gücümün yetmemesinden. Hırsın bile çaresizlik denilen olguya boyun eğmesinden. Kendi kendime düşünüp doğruyu bulmaktan ama bunu haykıramamaktan. Ne olurdu normal bir insan olsaydım. Benim de etrafımda dilediğimce insan olsaydı. Ne olurdu...

1 yorum:

  1. Ama bunun da artısı olmalı hala savunuyorum bu olayı....

    YanıtlaSil