2 Haziran 2010 Çarşamba

Daha hızlı...

Sonuna kadar, bileğinin yapabildiği kadar, kasların kas katı kesilene kadar, yanmayı hissedene kadar durmak yok. Öyle gaza gelmişim ki hafif bir şekilde kafa ile çaldığım parçayı ritimlendirerek kendimden geçmişim. Seviyorum bu müzik sarhoşluğunu. Her ne kadar bu yazıyı yazmadan önce ayar son derece yüksek kulaklık ilk takışımda kulaklarıma tecavüz etse de insan bazen öyle bir moda girer birşey üzemez der ya öyle birşey işte sakin sakin kıstım sesini sadece.

Sırf çaldığım parça hızlı olsa keşke hayatta çok hızlı istekleri en yakın zamanlara bölmeye çalışırken hep uzaklara saçılıyor. Hayatın bir kaç saati bile çok değerliyken bir kaç günü boşuna olarak nitelendirerek geçirmek belkide kendimize ya da kendime yaptığım en büyük kötülük olsa gerek. O an insanın canı hiçbirşey de istemezse değerlendirmek kelimesi tamamiyle çöpe giderken, ne yapabilirim serzenişleri arasında günü tüketirsin.

İşler bu aralar yoğunluğunu kaybetti şükür ki, tabi kaybedene kadar da benim canıma ot tıkandı ayrı mesele. Bugün epeydir bekletilip yapılan bir işin kontrolünü yapıp yanlışlıklarını giderecektirm. Bir kaç yanlış çıktı onları da rahatlıkla akşama kadar bitirip teslim ettim tam meseai saati bitiminden beş dakika önce dedim hayat bu hem çalışıyorsun, hem de sonra işini bitirip kafan yerinde çekip gidiyorsun.

Bu arada söyledim mi bilmiyorum ama taksici muhabbetleri bazen ilginç olabiliyor ama çoğunun kini seviyorum ben belki de sırf muhabbeti sevdiğimden kaynaklıdır bilinmez ama samimi geliyorlar bana tabi sıkanıda iyi sıkıyor anlıyorsun onuda =) Dün taksici ile aramızda kısa bir muhabbet geçti muhabbetin kısa olmasının asıl sebebi yolun da kısa olması ben o arada adamla konuşcam diye iki dakikalık yolda bir mevzudan mevzuya atladım taksiden indiğimde ben bile abondone olmuştum. Öyle ki bazen hiç bitmesin istiyorsun yolculuk.

Bugün hava serindi evelki geceden başlama fırtına havayı değiştirmişti herşeye rağmen sadece kısa kolluyla çıktım ve havanın yağmıyacağını tahmin edebiliyordum. Öyle de oldu zaten mutlu mesut eve döndüm. İnsan gezip tozucakken hava az birşey açık olsun çok sıcak olmasın ama ev de oturacaksa kapalı olsun karanlık ve loş ortam gibisi yok çünkü =)

Derken yazının sonuna geldik. Tabi bu yazıyı koltukta gözlerimi kapatmış bir şekilde yazdığımı burada belirtsem =) Tabiki sadece arada klavyede elimin yanlışlıkla kayması sonucu tereddütte kaldığım bir kaç cümleye baktım sadece o kadar =) Genelde birilerine bakarken filan ofiste de program yazabildiğimden ya da dışarıda bir yerde geçen birine dikkat ederken bir taraftan yazmaktan alışkanlık olmuş işte böyle de gayet konforlu oluyor hem gözlerinizi dinlendiriyorsunuz hem de istediğinizi yazıyorsunuz hemde hayal gücünüzü siyah perdeye yansıtabiliyorsunuz her yazdığınız cümlede. İşte öyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder