25 Mayıs 2010 Salı

Adım atar atmaz

Dışarı adım atar atmaz ilk olarak kapının kapanmasının oluşturduğu kulak çınıltısı ile başlıyor gün, bir taraftan araçların sabah iş'e gitme telaşıyla yüksek motor seslerini işitiyorsunuz. Ardından bu saçma sapan yaşam gürültüsü yerine müziği tercih ediyorsun. Belki de sabahın erken saatinde gaza gelip kulakların çınlayana kadar açıyorsun. Tabi bu çınlama en çok akşam sessizliğinde kafanı yastığa koyduğunda ortaya çıkıyor. Fazla sesli dinlemişim galiba diyip geçiştiriyorsun.

Canın bununla beraber hiç çalışmak istemiyor an ve an hele ki ofis'e her yaklaştığın metre yine mi diyorsun bazen şurada izin zamanına az varken iş yoğunluğu bıktırmış, bunaltmış durumda. Tam böyle evet şunları verdiğim zaman en azından 1 hafta rahatım dediğin anda başka birşey istemeleri hayallerini yıkıyor. E bünyeyi de yıkıyor tabi bu kadar koşuşturma. Bir defa birden fazla projen olduğu için bölünüyorsun. Hangisini yapıcağını şaşırıyorsun.

Bazen insan küçüklüğündeki gibi herşeyi bırakıp bir kaç ay ev'de şöyle bir dinlendikten sonra yine sıkıntıdan o çalışmanın şevkinin gelmesini bekliyor insan ama olmuyor. Koskoca bir çalışmayının hediyesi olarak küçücük 9 + 9 günlük bir izine sahipsiniz. İnsanın cinnet geçiresi geliyor. Pardon getiresi artık tdk'ya göre böyleymiş.

Hayattan halen doğru iş'i nerede bulacağım konusunda soru işaretlerim var her ne kadar sevdiğim bir iş'i de yapsam mesaili bir iş ne kadar mantıklıdır?

2 yorum:

  1. bundan daha çok seveceğin bi iş var mı peki onu düşün ? belki onu yapabilrsin :)

    YanıtlaSil
  2. Sadece biraz daha esnek olabilecek bir iş benim için bundan iyi olabilir =)

    ya da herhangi bir ticaret girişimi ama ona daha var =)

    YanıtlaSil