1 Nisan 2010 Perşembe

Zamanlama hep kötü

Ofisten laptop'umu toplayıp yola koyulmuştum, ikinci evime gitmek üzere. Hava fena değildi ve deri mont fazlasıyla yetiyordu diyebilirim. Bana göre güzel denilebilecek bir müzik eşliğinde metroya doğru yürüyordum. Vardığımda laptop'un biraz kendi sıcaklığında da olucak ki sırtımda olağan üstü bir sıcaklık hissettim ve çantayı yere indirdim.

En ön vagon'a geçmiştim çünkü taksim'in çıkışında arkada olmak demek sıçtın demekti. Önümde yola koyulmuş bir kişi ile yavaş yavaş çıktık meydana doğru kimse engel olmadan. Fast food istemiyordu canım, aslında çok da aç sayılmazdım. Cadde üzerinde ev yemeği olarak tabir edilebilecek yemeklerle doyurmuştum karnımı artık oturup dinlenmek üzere çay içilebilirdi.

Fakat uyuzluk bu ya ofiste birlikte aynı proje'de çalıştığım kişi arıyordu. Tahmin edebileceğiniz gibi duyduklarım hiç hoş şeyler değildi ve haliyle moralim alt üst oldu. Sıkıla sıkıla eve geldim, Sıkıla sıkıla kalktım, Sıkıla sıkıla kahvaltı ettim. Sıkıla sıkıla iş'e geldim ve sıkıla sıkıla çalışmaya çalışıyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder