8 Şubat 2010 Pazartesi

İç sesler


Yağmurlu bir İstanbul sabahıydı uyandığımda, giyinerek iş'e hazırlanmam gerekiyordu. Aslında bu hayatın monotonluğu denilebilir mi tartışılır. Sonuçta birşeyler yapmasak sıkılacağız ve bu sefer de niye boş boş dolandığımızı sorgulayacağız. Aslında hayat'ta bilgisayarlar gibi "1" ve "0" dan ibaret. Birşey ya vardır ya da yoktur.

İnsanların söylediği birşeyin istemediğin hep olduğunu iddia ettiği kadar insanlar istediğinde de yapabiliyorlar bazı şeyleri. Şehrin göbeğinde otururken sıradanlıklardan nasıl uzaklaşırım diye düşünüyorum ama nedense olmuyor. Belki de bunu başarabilmek için yapmış olan birilerini izlemem gerekir. Sonuçta hepimiz insanız onlardanda sıkılabilir insan belli bir müddet sonra ve yeni arayışlar içerisine girer, bitmeyecek, tükenmez olan.

Herkes kendi sıkıntısını haykırır sözlere dökebildiği kadar, hep kendi sıkıntısını anlatmaya çalışır. Sıkıntılar nedense kimi zaman diğer sıkıntılar altında ezilir. Hep kıyaslanan şeyler sağlamsımdır, eli ayağı düzgünsündür daha ne istiyorsun diye yüzüne çarpılır sağlıklı olman kimi zaman benliğini hatırlaman için fakat es geçilen birşey vardır ki bastırmaya çalışan kişi de genellikle senden farksızdır. Madem farksızız niye yapabildiklerini yapamıyorum, zaten yapabilsem hayata karşı serzenişimin bir manası kalırmıydı ki?

Her ne kadar çalışmak bazen sıkıcı olsa da insanın sıkıntılarını 9 saatliğine dondurmaya yetiyor. Geriye kalan zamanı biraz dinlenmek ve kafa dağıtmak için geçirirken gün bitiveriyor ve kendi değerini daha çok arttıran o müthiş koca iki gün devreye giriyor. Yaptığın sadece ev de oturmaktan başka bir şey değilse zulüm gibi geliyor insana oysa ki sadece bir kaç saatliğine dışarıda farklı şeyler yapmak, farklı şeyler düşünmemizi ve kendimizi başka boyutta yaşatmamıza olanak sağlıyabilir. Hem de bu daha zevk vericidir, çünkü sadece hafta da en fazla iki kere yapılan şey gerçekten farklılık yaratabilir insanın hayatında.

Sadece haftasonu çıkıp belki de kim olduğunu bilmediğim biriyle saatlerce konuşmak istiyorum. Bir daha görüşmiyeceğin biri karşısında istediğin kadar saçmalamak...

11 yorum:

  1. sürekli sosyal bir şeyler yapmadığından bahsediyorsun, şikayet de ediyorsun..
    yapsana..

    YanıtlaSil
  2. Tek başına bir insan ne kadar sosyalleşebilir, ne kadar yaptıklarından zevk alabilir?

    YanıtlaSil
  3. Şu sıkıntına hiç yorum yapmıyorumda ((: İlk defa resimli yazı hayret..

    YanıtlaSil
  4. Her zaman koyarsam çok sıradanlaşırdı bu şekilde ara ara küçük farklılıklar iyidir =)

    YanıtlaSil
  5. dene bence.. ben oldukça keyif alıyorum..
    tek başıma sinemaya da giderim, bir yere müzik dinlemeye de.. neden birşeylerden mahrum bırakıyorsun ki kendini, yanında insan yok diye?
    kaldı ki eğer bir hobin varsa, o konuda bir gruba bir derneğe üye olupp yeni bir çevre edinebilirsin..
    gitar çaldığından bahsediyorsun mesela,, internet üzerinden çeşitli platformlardan insanlarla tanışıp müzik konusunda da birşeyler çıkarabilirsin ortaya..

    YanıtlaSil
  6. Denedim yarısı kadar keyif vermiyor sadece biraz kafanı dinliyorum derken tam tersine boş boş düşürken aklına sorular gelip oturuyor ruh halin değişiyor.

    Dernek konularını araştırdım halen de araştırıyorum girişimlerim oldu fakat insanların amacı o an ki şeylerle uğraşmak hele zaten bir kurstan asla medet umamazsın herkes kursta ki amacını yerine getirip çekip gitmek peşinde, basit toplantılar desen ardı gelmeyen boş çabalardan ibaret.

    YanıtlaSil
  7. yanlış düşünüyorsun bana kalırsa ön yargılısın ve şans vermiyorsun kendine de.. kurs demiyorum ben, mesele fotoğrafçılık derneği çok zevklidir ki bu bir örnek. işte isteyen istediği zaman derneğe gider çayını içer, orda vakit geçirir kitap okur. ztn ilk üye olduğunda kimseyi tanımayacaksın ama sonra insanların sıcaklığı çok hoşuna gidecek. çünkü emin ol özellikle sanatsal bir kulüpte bulunan insanların orda bulunma amaçları ortak ve çıkar güden kimse yok. sadece bakış açılarının paylaşımı, yeni vizyon kazanmak, yeni insanlar tanımak ve en önemlisi sosyalleşmek. bak sanatla ilgilenen adamdan zarar gelmez.

    sen de mesela myspace e falan üye ol, amatör grupları takip et, müzikle ilgilenen insanlarla kontakta ol, fikir paylaşımında bulunmak çok hoşuna gidecektir.
    bak mesela www.muzikalsozluk.com var oraya üye olup müzik alanında istediğin şekilde bilgini aktarabilirsin. ya bu yollarla müzik grubu falan bile kurabilirsin hobi için, haftasonları stüdyoda falan vakit geçirirsin ne bilimm.

    ama sen de ben biraz özgüven eksikliği seziyorum,öncelikle potansiyelinin farkına varıp o konulara ağırlık vermelsin.

    YanıtlaSil
  8. Ön yargılı değilim denediğim şeylerden gördüğüm şeylerin özetlerini geçiyorum. İnternetten arkadaşlıklar kolay olabiliyor hatta bir çok kişi edinebiliyorsun ama gerçek hayata gelince konu hiç böyle olmuyor.

    Fotoğraf derneği hakkında bir araştırma yapabilirim gidip bir fikir edinirim.

    Özgüven konusunda ben de emin değilim sadece bugüne kadar hep başarısız olmam negatif yönde etkiliyor düşüncelerini de biraz.

    YanıtlaSil
  9. Aslında hayat'ta bilgisayarlar gibi "1" ve "0" dan ibaret. Birşey ya vardır ya da yoktur.

    evvet! şiddetle katılıyorum:)

    YanıtlaSil
  10. marla ya katılıyorum,
    sosyalleşmek senin elinde :)

    YanıtlaSil
  11. Benim elimde olan sadece dışarı çıkmak ve olayları en iyi şekilde yönlendirmeye çalışmak. İnsanların zorla yanıma çekmek ya da onlar gibi görünerek yer edinmeye çalışmak değil.

    YanıtlaSil