25 Ocak 2010 Pazartesi

Yalnızlık Doktorası


Aslında söz vermiştim kendi kendime yazmıyacaktım artık ama...
Sene 2010, karlı bir ocak sabahıydı. Ankara otogara varmıştım. Ankaray ile beşevlere gidip hemen gerekli sınava giriş işlemleri hakkında bilgi almalıydım. Fakat gittiğim binanın kapalı olduğunu öğrendim o arada benim gibi arabasıyla gelen bir adama yolu tarif ederek kendimide idari ve iktisadi bilimler fakültesine kadar bıraktırdım. Kantinde kimlikleri yeniliyorlarmış. Evet garip bir okul, kayıt olurken çubuklu yerleşkesi denilen yerin yemekhanesinde kayıt olduktan sonra pekte ilginç gelmiyor bana aslında. İşlerimi halletiğimde tam 13 dakikam kalmıştı sınava girmek için.

2 adetlik sınavımı vermiştim geriye 13:30'da 4 ertesi gün 9:30'da 2 ve yine 13:30'da 4 sınavım daha kalmıştı. Yavaş yavaş ağır çantamla kalıcağım yere doğru ilerlemeye başladım yarım yamalak uyumuştum zaten yığıldım resmen biraz orada karnımda açtı 12:30 gibi çıkıp yemek yemek üzere okulun en yakınında bulunan burger king'e girip en büyüğünden menü söyledim. Herkes sınav öncesi üçer beşer toplanmış muhabbet ediyorlardı ben ise önüme bakıp sadece tıkınıyordum.

4 tane sınavı da vermiştim şimdi dinlenme vaktiydi biraz daha uyudum ve akşam yemeği yemek için kızılaya çıktım. Dolanırken tekel işçilerinin eylemine tanık oldum an ve an sonra geçtim gittim. Birşeyler atıştırmak için gittiğim yerde belliki üç arkadaş yemek yemek için bir araya gelmiş arka tarafımda da devasa bir arkadaş toplantısı vardı 4-5 masa birleşimi tam o arada ailem aradı nasıl olduğumu ve ne yaptığımı merak etmişlerdi.

Sabah olmuştu kahvaltıya inip kaldığım yerden çıkış yapmam gerekiyordu. Biraz yavaş hazırlandım ve sabah sınavıma 5dk kadar geç girdim. Ama pek uzun sürmedi benim için kafamda bir taraftanda 13:30'a kadar ne yapabileceğim geçiyordu çünkü saat yaklaşık olarak 10:20 idi. Hafif uykum olduğunuda göz önünde bulundurarak yarım saatlik yürüme yolunda olan kahve dünyasına kadar yürüdüm. Bu saatte en az kişinin olucağı olsa bile yine yalnız insanların birşeyler okuyup kafalarını dinlemek için geldiği bir yer olacağını düşünüyordum ki tam da düşündüğüm gibiydi iki tane benim gibi yalnız kişi oturuyordu sadece. Cafe americano ve gözüme güzel gözüken chocolate cookie söyledim. İstanbul'dakinin aksine gelen siparişle birlikte o müthiş kahveli drajelerimde gelmişti. Biraz etrafı inceledim, biraz kitap okudum. Ağır ağır kafeinle zihnimi şahlandırıyordum. Sınav sürem 120dk idi ve benim bu yüzden birşeyler atıştırmam gerekiyordu. Hemen cadde üzerinde ki en hızlı seçim olabilecek yer tabi ki mc donalds'a girdim. Aslında çok fast food beslenen biri olmama rağmen buralarda ne yiyeceğim başka psikolojisine bürünmüştüm derken sipariş verip ticket kartımı uzattım ama makinelerinin arızalı olduğunu söylediler. Nasıl yani? Mc donalds gibi bir zincirin bir ticket makinesi var ve o da bozuk mu? İster istemez ciddileşti tavrım ağzımdan nasıl çıktığını bilmeden sorulan sorulara gayet resmi cevaplar vererek belki bir nebze kırdım kasada çalışan kadını da sonradan okula giderken farkettim bunu da aslında ne bağırıp çağırmıştım ne de iğneleyici konuşmuştum sadece gülümsemek yerine biraz ciddi tavır takınmıştım.

Okula taksiyle gittim ve son 4 sınavıda bitirdim. Şimdi tek başıma boş boş İstanbula kalkıcak arabayı bekliyecektim. Şunu da gördüm yanımda insan yanında ailesi de yokken biraz daha yalnız hissediyormuş kendini tamamen bir boşluk oluyormuş. İşte bu şekilde doktorasını yaptım Ankara'da...

2 yorum:

  1. Farklı bir deneyim olmuş senin için sınavını olup gidiceksin diye bulaşamadık da kaldı her şey öyle ve sana da ders mi oldu bana da ders mi olmalı aile yanından ayrılmamalı mı insan kafam karışık ve her yere yansıtıyorum, ama bir kendi kalemime rastlamıyor....

    YanıtlaSil
  2. Aile yanından eğer evlenmiyeceksen ayrılmak pek akıl kârı değil =))

    YanıtlaSil