31 Aralık 2009 Perşembe

Yeni yıla sevgilisiz girmek

Şimdi direk diyeceksiniz bunu mu araştırdın? Yok hayır kuzenim facebooktan paylaşmış bu kadar mı olur dedim okudum, okudum, okudum. Öyle bir okudum ki daldım gittim.

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?fb=1&id=17651208

Bsg 2010

Herkes "Hoşgeldin 2010" yazmış dükkan camlarına eğer benim bir dükkanım olsa aynen bunu yazardım "Bi Siktir Git 2010" ne değişicek ki? Biraz daha yaşıyacaz ki halen bana anlamsız geliyor şuan için yaşam sadece bir kaç ay sonrası için bir beklentilerim var. Beklentilerimi gerçekleştiremediğim bir çaresizlik içerisinde 1 sene daha geçmesi biraz daha yorulduğumu görmek her seferinde vazgeçtiğini düşünmek ya da zannetmek bir sefer daha usandırdı beni. Somut olarak ne kadar tırmalıyarak birşeyler başarsan da şansın belirlediği kriterleri somut gerçeklere dönüştüremiyorsun onlar ne kadar çabalasan da olmuyor kahretsin hayat zorla kazandıklarımı biliyor ve onun belirleyeceği şeylerle beni oynatıyor hırslı biriydim ama onları senden bir gün hayattan söküp alıcam bile diyemiyorum.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Sadece

Sadece bana davranılmasını istediğim gibi davranıyorum insanlara ama anlıyabilen?

28 Aralık 2009 Pazartesi

Uğraş

Gerekli görmedikçe jiletle traş olmam sadece kısaltırım hatta uzatırım kirli sakal bırakırım çünkü canım sıkılır girer 15-20 dakika uğraşır ya toparlarım ya şekil değiştiririm, güzelce makina ve aparatları temizlerim, traş olduğum mecrayı güzelce temizler şöyle bir aynaya sok bakış attıktan sonra çıkarım banyo'dan. Güzel bir uğraş benim için sakalla uğraşmak, değiştirmek, kısaltmak ya da acaba kısaltayım mı diye ayna karşısında karar verme aşaması.

Anlatılmaz

Cumartesi girdiğim ehliyet sınavının nasıl geçtiğini sordu insanlar nasıl mutlu oldum anlatamam insanların üst üste sormalarına ve belki de hep aynı şeyleri söylememe rağmen mutluyum ulan! Hele ki Pazar gün ki erkek blogları toplaşmasında ki hayata dair uzun uza muhabbetler hayata farklı bir tat kattı benim için.

Hem her ne kadar İstanbul'da örgün eğitim iki senelik bir yere geçiş yapamıyacağımı bilsem de şansımı deniyeceğim biliyorum çünkü bunu başarırsam hayatım da çok şey değişecek. Olmadı şansımın az birşey kendini doğrultması lazım bir kaç olaylar var belki de hayatımı değiştirebilecek 2010 yılında eğer o dönüm noktasında da çakılırsa bu sefer gerçekten halen umutlu olabileceğimi sanmıyorum. Tek yol yine beklemek ve ben bundan her zaman ki gibi sıkılıyorum. Çünkü bilinmezlik hep korkutur aynı ölüm gibi...

26 Aralık 2009 Cumartesi

Patlama

Bu aralar insanlarla konuşurken böyle olur olmaz bir cümle konuşunca onlara birşey söylerken aklımdan ikinci bir cümle geçiyor. Ama bu öyle bir cümle ki lafı öyle böyle azına tıkmayacak aşırı dobra kalıyor. Haliyle karşındakini kırmamak için de söylemiyorsun ama birgün birisi fazla üsteme gelirse ya da fazla daralırsam çok fena olucak ama hayırlısı.

He bir de bu akşam ailemle yemek yemek için gittiğim yer de telefonunu açıp konuşan kadın çok yağmur yağdığını ve bir cafe de oturduğunu gelemiyeceğini söyledi. Oysa ki kebapçıdaydı ve yağmurda dineli çok olmuştu anlamıyorum insanlar nasıl bukadar pratik yalan söyliyebiliyor. Sonra gel de güven. Hem ben millete olum her aradığınız da işiniz var bahane üretmeyin gelin harbi harbi canımız istemiyor dediğim zaman suçlu oluyordum. Neyse artık onları da takmıyorum beni aramıyanı ben de aramıyorum çok uğraştım ama olmadı insanın içinden gelmedikten sonra istediğini yap yaranamazsın.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Moda Anlayışı

Eskiden küçümsedikleri insanların giydikleri şeyi şimdi kendileri giyiniyor ve moda oluyor. Sarı işçi çizmeleri gibi rengarenk çizmeler, yırtık pantolonlar, boyuna takılan poşu çok komik geliyor bana bu insanlar saçma moda ve popülerlik merakı.

20 Aralık 2009 Pazar

Bir günün analizi


Pazar günü canımın istediği üzere bugün ehliyet kursuna gidecektim. Öyle de oldu dün gece saat 3:00 suların da yattığım için sabah 11:00 gibi biraz zor da olsa kalktım ama pek etkilemedi kalktıktan sonra uykum var, vücudum kırılıyor filan demedim aksine zinde hissediyordum kendimi. Salona geçtiğim de valide sultan sofrayı hazırlamıştı bile kahvaltıyı ederken nasıl olduysa fotoğraf makineleriyle ilgili bir konu açıldı ve benim cinnet anım bu şekil de başladı sofrada ki kahvaltı bıçağını kaptığım gibi önce babamı, şaka tabi =D
Bilgisayar kullanmayı bile bilmeyen babamla kalkmış d-slr ile compact makine karşılaştırması yapıyoruz üzerine "çok biliyorsun sen", "çok bilen çok yanılır" gibi klasik beyhude cümlelerle beni çıldırtıyordu. Üzerine bir de teknolojiden çok anlarmış gibi "teknoloji bu sürekli yeni şeyler çıkıyor" diye süper bir cevap veriyor. Tamam anladıkta bir compact makine 22. yüzyıl da bile compact olarak kalıcaktır daha ne tartıştığını bile bilmeyecek kadar şuursuz yani. Annem dese belki tamam diyeceğim kadın bilgisayar kullanmayı da az çok biliyor google'a girer istediğini arar bakar kapatır çıkar arada rastlamıştır bakmıştır dicem de babam da o da yok ki. Hani büyük ya hani tecrübeli ya herşeyi biliyor.

Böyle hızlı bir kahvaltının ardından giyinip mp3 playerın kulaklıklarını kulanlarımın içine tıkamak suretiyle yola koyuldum. Ben gittiğim de hiç görmediğim o trafik hocasını gördüm bugün dersine yetişemiyordum bir türlü pazar sabahı kim yetişmek için uğraşır zaten. Orada muhabbet ettiğim birbirlerini tanıyan iki arkadaş vardı benim yerimi ayarlamışlar saolsunlar gittim yanlarına dediler biz gidiyoruz bugün hiç motora ilk yardıma giresimiz yok. Benim de huyum kurusun ki lise'den beri süper kaçarım yani anlıyacağınız ehliyet kursunda da kaçtım. Zaten taksim'de hafta içi İstanbul'un malum hava muhalefeti nedeniyle gidememiştim bugün de hava süperdi.

Lodostu ama belli yarı pardesü tarzı kapişonlu siyah montum ve siyah kesik parmak eldivenlerimle başladım mecidiyeköy'den metroya doğru yürümeye oradan taksime geçtim. Fazla kalabalık değildi taksim tünele doğru yaklaştıkça da ağzımın içi kurumaya başlamıştı oradan dönüşte bir kallavi'yi ziyaret edeyim hem dinlenirim diye kendimi biraz motive edip ilerledim hızlıca ve tünel'e gelmiştim ilk olarak zuhal müziğe girdim "ibanez paul gilbert 1000 sedefli penanız var mı acaba?" soruma "kalmadı ama gelicek" şeklinde ki klasik bir esnaf cevabı aldım ama şubelerinde olabileceklerini söylediler az aşşağıdaydı gidecektim zaten oralara da orada ki kutularda ibanezin 2 tane penasını 3TL'ye aldım karaköy tarafından istiklale doğru çıkarken sağ taraftaki küçük bir dükkan'a girdim sordum var dediler bir kaç tane o arada dükkanda ki amcanın koyu muhabbetine daldım bir taraftanda sedefli ibanez penalarımı ayırıyordum bir taraftan da can kulağıyla onu dinliyordum. Konuşması bitene kadar kurcaladım onları sonra bulunan bütün sedefli penaları aldım 5 tanesi 10TL tuttu. Tekrar yola koyuldum hedef kallaviydi yorgun bacaklarımı dinlendirmeliydim biraz.

Girdim kallaviye hamza abiye selam verdim çıktım yukarı hava güzel malum geçtim balkon kısımına "orta şekerli bir türk kahvasi" istedim adam bana "nargile içmiyecekmisin?" diye sordu istemediğimi söyledim. İstiklal'i izliyordum kulaklarım tıkalı, evet kulaklarım tıkalı çünkü o gürültü bazen kaldırılamazdı. Hemen şöyle ayağımın altına gelen küçük camlı yerden boylu boyunca gözüküyordu herşey kahvemi içerken teras tarafından yan masada ki kadına "oo abla hoşgeldin üste gelseydin" şeklinde bir ses yankılandı "ama üst kapalıydı" dedi kadın. "heee daha yeni açtık dedi" çalışan katılmamak için kendimi zor tuttum orada bitirdim kahvemi tam çıkarken. "hayrola abi erkencisin bugün" şeklinde gördüğüm ama tanımadığım çalışan konuştu benimle herhalde sürekli takıldığımdan göz aşınalığından samimi buldu beni dedim "bugün böyle" el sıkıştık kolay gelsin dedikten sonra aşşağı indim Türk Kahvesi ve Su 6,5TL idi. Tekrardan kasanın yanında ki çalışanlara da kolay gelsin diyerekten çıktım. Boştu kallavi erken saatler de hiç gelmemiştim ama güzeldi yine de.

Başladım yürümeye giderken önüne geçip takmadığım ptt arabası hırs yapmış olucak ki kulaklıktan hiçbirşey duymayan ben arkama bakmam gereken bir sezi hissedip baktığım da kendimi yana atarak kurtuldum araçtan güldüm içten içe çok sinirlenmiş galiba bana dedim. Yol da giderken ilk defa alıcağım piyango biletim aklıma geldi ve yanımda bayinin önünde duran yer gözüktü hemen yanımdaydı çektim bir yarım para üstüyle birlikte cüzdanıma attım. Yolda giderken alpellanın çikolatasını dağıtan bir kız yanıma yaklaştı güler yüzle reddettim 2snliğine de olsa insanlara güler yüz göstermek çok önemli bunu çok iyi biliyordum. Yine çeşit çeşit insanlar vardı Taksim de gothiğidir, rapçisidir.

Can sıkıntısından başladım eve kadar yürümeye elmadağ'da gördüğüm tinercinin biraz uzağından geçtim ne olur ne olmaz diye, sonra harbiye de ilkokul arkadaşımı gördüm yakında oturan ve haliyle günün öküzlüğü de kaçınılmaz oldu. "Ne o kızlarla buluşmadan mı geliyorsun?" dedi halimi bile bile içimden "he canım he kızlarla buluştum akşama da grup yapıcaz gelicen mi?" diyesim geldi ama alttan aldım ehliyet kursuna gittiğimi söyledim. Kaç paraya gittiğimi sordu biraz geç kaldığımı kendinin 7. sınavda ancak aldığını söyledi. Gerçi biraz kafası basmayan bir arkadaştı biliyordum ben de bunu sonra sinirimi daha çok bozan şeyi söyledi. "tabi para bok sen de iyi kazanıyorsun" dedi ki "sanane mına koyim sen de çalış kazan" diyesim geldi ama yine tuttum kendimi sanki para huzur getiriyordu bana. Hem bu arkadaşa yol yordam gösterdim zamanında benimle o zamanlar da dalga geçiyorlardı şuan ki çok ileriyi düşündüğümü söyliyen insanlar gibi.
Ben meslek lisesine gidicem derken ya ben üniversite okuyacam o yüzden düz liseye gidicem senden fazla para kazanıcam diyorlardı bana. Sonuç? Liseyi bile zarzor bitirip 2 senelik özel bir üniverseye girdi o ortam benim bu ortam benim yapıp sonra milletin kazancını kıskanıyorlar ayıptır.

Neyse diyerekten yoluma devam ettim hesap ettim de 34,50TL harcamışım gün içerisinde kesin siz de hesaplamışsınızdır =) ve evdeydim şimdi aslında biraz da 26 aralıkta olucak ehliyet sınavıma hazırlamam lazım ama daha vakit var =) işte böyle geçen bir kaç saat analizi haydi sağlıcakla kalın.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Öhöm öhöm...


Herkes şöyle bir toparlansın diye otoriter bir başlıkla giriş yapmayı seçtim merak etmeyin biraz dan ne o salak beyaz yakalı herifler gibi toplantı havasında birşeyler yazıcam ne sizlere şarkı söyliyeceğim ki sanırım böyle bir imkanım yok. hatta sanmıyorum çünkü böyle bir imkanım yok, kafaları karıştırmadan konuma gireyim.

Epey zamandır uzun uza birşeyler yazamıyordum. Aslında yazmak istiyordum. İşte böyle karışık, abondone, boktan bir yeni kayıt içerisindeyim şuan blogdaşlarım, yurttaşlarım, vatandaşlarım, ulan!... pardon deliye bağladım galiba biraz, hem zaten hepimiz deli değil miyiz? Valla hergün bayram değil bana çünkü daha raporu mu almadım hatta şuan teşhis konulmadığı için deli sayılmıyoruz hadi yine iyiyiz anlıyacağınız.

Aramız da teenage insanlar var! diyesim geliyor her daim. Buna dair bir çok kişi öğe ne ararsan görüyorum. Bunların büyük kesimi de twilight denilen vampir amcaların karizmalarının zedelendiği ruhsuz bakışlı bir ablayla liseli aşıklar misali işlenen bir halta da benzemeyen bir filmdir ki güzelim gothic amcalar, güzelim gothic ablalarla o özdeşlemiş vampirlere yazık. Duyun beni buradan.

Derken derken bir bakmışsın cuma günü gelmiş. Şimdi cuma günü geldi iyi hoş da yine iş var. Saat 12 olucakta patronun düdüğüyle 2. yarıya başlıcan. Son 5 saat içerisinde ha gayret moduyla çalıştıktan sonra çıkıcan da nereye çıkıyorsun kolay mı öyle... Deli bir yağmur da romantik bir şekil de ıslanarak eve geçiş mi? Yok ben almıyayım, bırakın bu romantik ayaklarını diyorum sen yağmur da ıslan hastalan sonra ne o romantik olduk biz iyi halt yedin ilacını iç yat şimdi. Hem ayrıca romantik oluyorum diye de yoldan geçen bir bayanın kalkıp bana çok romantiksiniz beyfendi diye sarılma ihtimali bile yok tam tersi salağa bak bu havada nasıl geziyor sucuğa dönmüş diye alay konusu olursunuz Allah muhafaza kadınlar böyle işte dedikleriyle istedikleri birbirlerini tutmuyor.

Diye diye yolda yürürken pat evdesin, mizah dergisinin tekini daha masanın üzerine fırlatıp bugün cuma ohhh gece geç saatlere kadar oturucam biraz da şu dergilere göz atayım dedim ama işe yarar kısımlarını okumuştum bu hafta pek üretken değildiler. Aynı benim gibi havasından mı, suyundan mı, yastık altına atmadıkları altınlardan mıdır? Nelere canları sıkkın bu adamları bu hafta bu kadar başarısız hale gelmiş iki mizah dergisi de birşey anlamadım. Zaten ben de bu hafta kendimde ki hiçbirşeyi anlamadım. Hatta bu yazı da çok anlaşılmaz oldu. Neyse şimdilik bu kadar sonra tekrar yazarım.

Gidicekken gözüme takılıyor herkes yeni albüm çıkardı diye şeboooooo diye bitiyor he bir de böyle bir olay var sanki kankası ya Şebnem Ferah. Meğerse Türkiye de herkes Şebnem Ferah hayranıymış hatta tarikat mı lan bir ara diye derin araştırmaya girecektim Şeboizm diye birşey var abi aynı Buda gibi hani var ya şöyle turunculu dostluk, kardeşlik, barış, ıdı vıdı diyerekten Nirvana'ya ulaşmaya çalışanlar ya dedim öldü Kurt Cobain nasıl ulaşıcaksınız dedim, dediğime bin pişman oldum arkadaş ya kung-fu biliyormuş bunlar zor kaçtım valla. Neyse her ergenin başına gelir böyle hayranlıklar diyerek Şebnem'i de Türkiyenin top 10 teenage bayan starı ilan ediyorum. Demedi demeyin bir müzik kanalı yapıcak yakın da sonra ben zamanın da bunu düşünen birini görmüştüm diyeceksiniz.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Dalgınlık

Şu sıralar o kadar dalgınım ki nerdeyse sürekli ofiste birşeyimi unutuyorum bu furya ilk olarak iş'e giderken düzenli olarak aldığım uykusuz ve penguen mizah dergilerimden uykusuzun başına geldi o gün onu ofiste masamın üzerinde oracıkta unutmuştum. Daha sonrasın da cuma günü mp3 player'ımı unuttum garip bir şekil de halbuki ben müzik dinlemeden duramammm ve son olarak bugün de cep telefonu. Genelde arayacak pek kimse olmadığı ve aranacak da biri olmadığım için eksikliğini pek hissetmedim. Son 2 haftadır böyle bir silsile dönüyor umarım daha büyüğü olmaz.

Dilek Listesi

Finduilas hanımın mimini kabul ettiğimizi belirterek başlıyalım mimize.
"2010'da dilediklerimin listesiymiş."

  1. Beni sevicek biri,
  2. Etrafımda insanların olması,
  3. Kısa film çekmek,
  4. 1 senelik kurslarla dolu bir eğitim hayatı yaşamak
Okuyup yazmak isteyen herkes faydalanabilir =)

15 Aralık 2009 Salı

Sıyırmaya 1 kala

Bugün hep bunu dedim. Bunu diyesim geldi. İşten çıktınta sonra da Taksim'e gittim nargileye içmeye kaybettim kendimi onun dumanın da onun kadar özgürdüm. Durdum konsantre oldum ve etrafta ki uğultuyu dinledim bir süre öyle sıyırmaya 1 kala işte hergün yaklaşıyorum sanki küçük bir olaydan sonra delirecekmişim gibi geliyor.

Her zamankinden

Blogumu takip edenler bilirler her zaman gittiğim bir yer de her zamankinden demek istemişimdir. Bugün bu olay gerçekleşti şöyle ki;
İlk önce öğle yemeği olarak balık tercih ettik güzel bir palamut'tan sonra canım her zaman ki gibi bir kahve çekti. Yolun hemen bir kaç adım ilersin de starbucks olduğu için oraya girdim uğruyorum kendilerine ev de tek yapamadığım kahve mochayı istedikçe ve adam beni görür görmez siparişimi verdi bana sadece parasını ödemek kaldı =)

13 Aralık 2009 Pazar

Senin için 5 önemli yer?

Dark Butterfly tarafından mimlenmişiz konumuz "senin için hayatında önemli olan 5 yer?"

  1. İstiklal Caddesi o müthiş kalabalığın farklı bir huzuru var.
  2. Karaköy o sahili sessiz sakin öpüşen, el ele çiftlere pek rastlanmaz kafa dinlenir.
  3. Beşiktaş genç nesili çokça görebileceğimiz bir yer eğlence yerleri yüzünden tercihimdir.
  4. Mecidiyeköy gerçekten oturmak istediğim bir yerdir. Çünkü şehrin göbeğidir bana kalırsa.
  5. veee tabiki Eminönü çoğu yerini nereden ne alınır, ne edilir, nerede adamı kazıklarlar orayı takiben beyazıt filan severim bir sürü esnaf vardır farklı bir büyü eski osmanlı zamanlarında ki kale içerisinde olan her türlü eşyanın satıldığı şehrin çarşısı gibi benim için.
Ben de
Moina
Pufidoot
Beyaz Büyü
Finduilas
Cupy
Mimledim

11 Aralık 2009 Cuma

Mevsim koşulları

Rüzgarlı ama Yağmursuz
Yağmurlu ama Rüzgarsız
Soğuk ama Yağmursuz
Rüzgarsız ama Soğuk
Gün olsa ?

10 Aralık 2009 Perşembe

Sıkıntıdan...

Sıkıntıdan yeni bir parça üzerinde çalışmaya başladım onda da gaza gelip ayakta çalmaya başlayınca askıyla ne omuz bıraktı ben de ne de parmak. Kafam bulanık, gözlerim bulanık. Konuşucak birşey bile bulamıyorum şuan, bu kadar şey yazabildiğime bile şükür. Sıyırmış gibi hissediyorum kendimi.

Çok şey mi istiyorum?

Birinin bana bırakmamacasına aşık olması, çok şey mi istiyorum?

Trafikte İntiharın Anatomisi

+21 Şiddet, korku ve iğrenç ruh haliyle hazırlanmıştır.

Muhtemelen Metallica - Frantic şarkısıyla başlıyarak araba patinaj çektirilerek kaldırıldıktan sonra yolda olabilecek şeyler belli.

Daha sadece yeni hızlanmaya başladığınızdan vücut sakin ve agresif olmıyacaktır hareketler normal bir hız da seyrediceğinden yaklaşık 70-80km hız da direksiyon kabiliyetinizi kaybetmeniz pek mümkün değil, mümkün olsa bile toparlıyabilirsiniz muhtemelen, böyle bir durum da olabilecek en ideal kaza şekili bir yaya'ya çarpmak suretiyle yayanın muhtemelen bacaklarına uygulanacak bir kaç kg ya da tonluk kuvvetle şahısın ayaklarının yerden kesilip yatay bir şekilde arabanın camına omuzuyla çarpması ki bu kafasının da tavana çarpması manasına geliyor. Omuzun da pek birşey olmıyacaktır ama tavan'a çarpan kafa çatlıyacaktır bunun yanı sıra kafatasının derisinde yırtılma gerçekleşicektir. Çatlama yaşadıysa muhtemelen şuurunu kaybedicektir. İç organlarına uygulanan baskıyla bir iç kanama da gerçekleşebilir. Ama eğer ki omuz değil de kafa cam'a girerse muhtemelen kesikler olucaktır. Sürücü için pek zarar görülecek bir durum söz konusu değildir muhtemelen en berbat şekildir.

Eğer biraz daha hızlanırsanız vücut adrenalin salgılayarak sizi biraz daha seri hareket etmeye itecektir ki bu biraz daha seri davranmak ve daha çok hata demektir. Muhtemelen yüksek hızla böbrek üstü bezlerinden salgılanan adrenalin ile kontrolünüzü kaybedip bir kamyonun altına girebilirsiniz. Böyle bir durum da yaşanıcak senaryo basittir. Arabanın ön tarafı kamyonun arka kasasında eriyerek uygulanan basınç sürücü kabinine kadar gelerek bir taraflarınızı sıkışmasına neden olucaktır.

Bir de takla var muhtemelen tavan kafanıza geçip yine muhtemel bir beyin travması kanaması geçirebilir, iç kanama geçirebilir, vücudunuz sıkışabilir, patlıyan araba da ölebilir türlü şekil de ağır yaralanabilir ve ya can verebilirsiniz.

8 Aralık 2009 Salı

Iron Maiden - Fear Of The Dark

Yalnız yürüyen bir adamın ben
Karanlık bir yolda yürürken
Gece, veya parkta dolaşırken

Işık değişmeye başladığında
Bazen garip hissederim kendimi
Endişelenirim karanlık olduğunda

Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Sürekli bir korkum var hep yakında bir şey varmış gibi
Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Bir fobim var birisi hep oradaymış gibi

Parmaklarını duvardan aşağı kaydırdın mı hiç?
Ve boyun derinin sürtündüğünü hissettin mi
Işığı aradığın zaman?
Bazen korkarken bir bakış atmaya
Odanın köşesine
Bir şeyin seni izlediğini hissetmişsindir

Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Sürekli bir korkum var hep yakında bir şey varmış gibi
Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Bir fobim var birisi hep oradaymış gibi

Gece yalnız kaldın mı sen hiç?
Arkanda ayak sesleri duyduğunu sandın mı?
Ve arkana dönüp kimsenin olmadığına şaştın mı?
Ve adımlarını sıklaştırırken
Tekrar bakmaya zorlanırsın
Çünkü orada birilerinin olduğuna eminsindir

Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Sürekli bir korkum var hep yakında bir şey varmış gibi
Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Bir fobim var birisi hep oradaymış gibi

Önceki gece korku filmleri izlerken
Cadıları ve folkloru düşünürken
Aklında bilinmeyen sorunlar
Belki de aklın sana oyun oynuyor
Hissediyorsun, ve aniden gözlerin sabitleniyor
Arkanda dans eden gölgelere

Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Sürekli bir korkum var hep yakında bir şey varmış gibi
Karanlık korkusu, karanlık korkusu
Bir fobim var birisi hep oradaymış gibi

Karanlık bir yolda yürürken
Yalnız yürüyen bir adamım ben.

Umutlarla yaşamaya yaşamak denirse...

Umutlarla yaşıyorum, umutlarımla. 3 koca korkunç rüyalar serisinden sonra 2 koca uyuyamama geceyi de geçtiğimiz iki akşam da geri de bırakmış bulunmaktayım. Niye mi uyuyamadım boşverin orasını ben de kalsın. Hep güzel hayallerin uzun metraj filmini çektim o 2 koca gecede.

Bilmiyorum son umudu mu da kaybedersem yine halen hayata ne kadar iyimser bakabileceğimi. Belki şuan kaybedebileceğim birşey olmasa yine kazanabileceğim şeyler paha biçilemez. Ama artık bu gidişata dur diyerek kendimi o aslında hiç istemediğim uyuştuma yöntemine başvurucam. Ne kadar hırslı olsam da, ne kadar iyi olsam da, ne kadar insanlara yardım etmeye çalışsam da galiba insanlar böyle şeylere alışkın değiller.

6 Aralık 2009 Pazar

Farklı gibi görülen aynı hayatlar

İçimden birşeyler yazmam gerektiği geçiyor bugün ve kesinlikle uzun uza yazmalıyım diyorum. Bildiğim kelime haznemin kullanabildiğim kadar kısımını yansıtmalıyım buralara ve gerçekten kendim takdir etmeliyim önce kendimi.

Klişe bir haftasonu yine pazar kahvaltımı yapıp sofrada ki çay kupamı kaptığım gibi geldim bilgisayarımın başına, evet çay kupası ben prensipleri olan bir insanım çay ve kahve kupam ayrıdır. Zaten iyice zıvanadan çıkmış bir kahve sevgim tavan yapmış durumdadır. %70 Kakao içerek ülker golden çikolata ile birlikte türk kahvesi keyfi yapıp, sonralarında da ruh halime göre süt içerikli bir nescafe ya da sek filtre kahve ile beyinime gün içerisinde yüksek miktarda kafein pompalıyorun. Alkol dilinde olduğu gibi bildiğiniz akşamcı oldum galiba.

Derken zaman zaman sıkılıyorum şöyle blogları geziyorum. Bu biraz teşhisi konulmamış psikolojik bozukluk gibi olucak ama, insanlar birbirlerine benziyebiliyor. Biliyorum bunun herkes farkında ama anlatmak istediğim öyle değil. Hani bir kişi uyuyamaz ya bazen, bir diğer kişi de aynı anda uyuyamaz. Bir kişi o gün halisülasyon gördüğünü söyliyebilir diğerleri de görebilir. Hayat farklı sonra bu insanlar bir araya geldiğin de geçenler de bana da olmuştu şeklinde beyhude cümleler kurulur.

Şöyle iş kadınlarının sabahları topuklarıyla inlettiği bir apartman da oturmak istiyorum. Onların o kostüm içerisinde ki muhteşem tatminsizlik arzularını, hiçbirşeyden memnun olmama durumlarını yakın bir biçim de izlemek istiyorum. Apartman da "alışverişe gidelim, ama yapıcak işlerim var. Olsun yaparsın" şeklinde ki cümlelerin haykırılmasıyla kendi kendime onları eğlence edinmek istiyorum. Özellikle bir kısımı çok kaprislik olur bunların ve hani en yapılmaz en iğrenç şeyi yapmalıyım yanların da direk tepkileri "aaaa nasıl yiyorsun onu ya!" şeklinde olup onları hayret'e düşürmek bir numaralı zevklerimden biri olurdu herhalde.

Yine diyorum ki insanların sorunlarını rahatlıkla çözebilsem. En azından ben etrafımda ki insanların sorunlarını çözdüğüm de onlar mutluluklarını diğer kendi etrafında ki insanlarla paylaşıcak ve mutluluk oranı artıcaktır. Ama nerede çoğu zaman kendi kendimizi sinir edebiliyoruz. En olur olmaz şey'e bile takabiliyoruz. Sonra mutsuzluğumuzdan bahsediyoruz. Farkıdna değiliz kendi mutsuzluğumuzu kendimiz yaratıyoruz aslında.

Daha bir çok şey yazmak isterdim bugün ama yazamıyacağım şeyler var galiba neyse...

4 Aralık 2009 Cuma

Mantıksızlıklar Silsilesi

Hayatımın dönüm noktasındamıyım bilmiyorum ama bir türlü akıl sır erdiremediğim şeyler oluyor. Kurgulayamıyorum hani bir insan hayatın da din kavramına kadar herşeyi mantığa oturtabilir sonra orada afallar ya işte o şekil de birşey. Aylardır rüya görmüyordum ve garip şekil de son 3 gündür korku filmlerinden kesitler gibi şeyler görüyorum. Yetmezmiş gibi geçtiğimiz gece rüya ile gerçek dünya arasında bir yer de sıkıştım kaldım bu öyle bir his ki anlatılmaz yaşanır. Hayata artık mantıklı bakmak yerine hayretle bakıyorum şu aralar. Sanki bana ayrılmış rol'ün en heyecanlı yerlerinden birine geldim. Bunlar da yetmiyormuş kafamda da bir karmaşa hakim zaten neyse daha net anlatabilirsem onu da yazarım.

Yapamamazlık

İnsanlar hep birşeyleri yapmak isterken yaşar bu hissiyatı. "Yapamamak" zordur aslında ama bir şeyi denemeden ya da çalışmadan başarabileceğinden de emin olunamaz. Fakat insanların çoğu bu konuda gayet ön yargılılar. Belki de bütçelerini aşabilecek bir uğraş'a para verip yapamıyacaklar. Belki de yetenekleri yoktur hakikaten kim bilebilir ki.

Bir kaç basit temel yatıyor diyebilirim bunun altında. Çevre, Özgüven vb. tabi çevre etkeni de kendi içerisin de ikiye ayrılıyor gerçekten bir insanın o iş'i yapamıyacağını düşünerek söyliyenler ya da kıskançlıktan dolayı söyliyenler. Her zaman bir şey yapıcakken müthiş bir etken rol oynamıştır insanın ve ailesi.

Yeri geldiğin de hayallerini değiştirmiştir insanlar, yeri geldiğin de mesleklerini, yeri geldiğin de hayatlarını. Niye peki? Niye uygulayarak göremiyoruz bazen. Yoksa ebeveyn'lerimizin sıcak sobaya dokunarak öğrenmeyipte, korkutularak öğretilen bir hayat yüzünden mi?

Not:Aslında daha uzun uza yazıcaktım yazmaya başlayınca herşey cümle cümle aklımdan silindi nedense. Hem kısa yazıların okunabilirliği daha iyi oluyor değil mi? =)

2 Aralık 2009 Çarşamba

Hayatım

Hayatımı biraz renklendirmem gerek sanırım. Kıyafet olarak değil belki hem zaten siyah yeterince renkli bir renk. O herkesin ön yargıyla baktığı siyah aslında zaten içerisinde bütün renkleri barındırıyor. Hiç küçüklüklüğünüz de sulu boyanın bütün renklerini karıştırmadınız mı? ya da halen bir çocuğun o saf duygularını hissedemiyormusunuz diye sormalımıydım?

Biraz sıradışı yaşamak istiyor olabilirim hatta o birazını yapıyor olabilirim. Sadece arttırmak istiyorum bu sıradışılığı, biraz daha yaklaşıcam insanlara. En önemli kural değil midir düşmanına daha yakın olmak? Bu sefer kuralları ben koyucam.

1 Aralık 2009 Salı

Oda toplamanın incelikleri

Benzer eşyaları diğer benzer eşyaların yanına, birşeye benzetemediğiniz eşyaları da diğer benzetemediğiniz eşyaların yanına koyuyorsunuz. Sonrasın da odanıza gelicek olan baş teftişçi evin hanımı odayı toparla diye çemkirmiyecektir. Zaten ben de böyle bir problem yok ben sizleri düşünüp yazayım dedim. =D

Yazı yazdırmıyor

Valla mutlu olunca yazı yazamıyorum ne yapayım!?.