30 Haziran 2009 Salı

Kaybedicek hiçbirşeyim yok

Dürüst olan kişileri severim. Etrafta uzun uza tanımşmadığın kişilerin hakkında sorduğun soruyu doğru cevaplıyorsa benim için iyi bir izlenimdir ya karşı taraf için ben neyim???

Tamam fazla sorgulamıyacam bu sefer yaptığım haltları sadece biraz daha fazlalaştırmak istiyorum. Kaybedicek hiçbirşeyim yok hayatta benim çünkü.
Hayatı en manyak şekilde yaşayıp inceldiği yerden kopabilir, ben buna hazırım.

Baştan söylim güzel bir duygu değil aslında bok gibi birşey ama herhaltı yemek için muazzam bir deli cesareti doğuyor. Ben delimiyim? Alt tarafı bakırköye giderim ne olcak zaten kayış kopuk benim, naylon kadın çorabıyla idare ediyorum.

Hayat sen mi büyüksün ben mi hadi bakalım.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Eee tabi bir mekana geçmedende olmaz


7.cadde'deki Tabu cafedeydik çok hoş bir ortamı vardı. Bıraksanız bütün gün oturabilirdim. Aslında birazda öyle artık ben susayım biraz fotoğraflar konuşsun koyarken bile canım istedi biraz fazla tatlı ama o çok hoş kokteylleri ve süper ışık küreleri bulunan hoş mekan =)

Bir biletin hazin sonu

Ankaray'a girip çıkmamızın haddi hesabı yok işte belgesi

Ankarayda giderken

Ankaray'da giderken bir tane kız gördüm sadece bir tane ama tmm tmm Ankara'nın havası yaramadı =D

Kız'da klasik gitar vardı belli kız gitarı biraz hoyratça taşıyordu. İçimden dedim git şuna öğret saygı göstermesi gerektiğini bir baktım yanındaki arkadaşına diyor ellerim acıyor yara mı oldu ne diye ben tabi başladım gülmeye bu daha yeni başlamış diye ama çok pis gitarımı özledim orda bende şimdi biraz çalıyorumda uzun zamandır çalmadığımdan benim parmaklarda biraz kesildi =D

İşte geldim burdayım...

Bir not tutmuşum ne siz sorun ne ben söylim şimdi onları bölüm bölüm yayınlayıp heyecan verici bir macera romanı gibi yazıcam xD desemde inanmayın tabi bana =D Resimler olmadığı için şuan resimsiz yazılarımı yazıcağım.

İlk olarak otogar'dan başlıyayım bir hanım teyze başka bir hanım teyze konuşuyorlar benim karşımdaki hanım teyzenin torunu 28 yaşlarında ve çaprazımda kalıyor. Bir anda hararetli bir sohbet oldu.
(karşımdaki kadın-yanımdaki kadın)
K.kadın-Siz o çocuğu evlendirin yoksa olmaz bu iş
Y.kadın-O kadar çabukta olmaz ki
K.kadın-Yooooo liseyi okudu okudu okumadı anında
Y.kadın-Öyle hemen olucak işler değil bunlar
K.kadın-Yok hemen evlendirin siz onu o okumaz lisede baktınız kaldı hemen evlendirin siz onu

K.kadın 6500 defa evlendirin siz onu dedi. Bir ara teyzeye diyecektim teyze temiz düzgün bulup evlenmek o kadar kolaysa bul banada diye =D kadını bozmak istemedim pek.

Daha sonra bunlar birde hastalık muhabbetine döndü envai çeşit ilaç isimleri havada uçuyor. Aynısı kaynımda var (bkz:cmylmz) Oda bundan kullandı çok iyi geldi. Artık kalkma vakitleri gelmişti bende onların gülüşmelere eşlik ettiğim için sıcak bir ortam oluşmuştu. Kalktıkları yerden bir tek bana iyi yolculuklar diyerekten otobüslerine doğru ilerlediler.

25 Haziran 2009 Perşembe

Kısa bir ara

Sevgili okuyucularım,
Ankara'ya gitme münasebetiyle pazartesi gününe kadar buralarda olamıyacağım. Ankara'da çeşit çeşit manyaklıklar yapıp burada onları anlatmak istiyorum. Nasıl olsa hayatta kaybeceğim birşey yok =))

Pazartesi günü bloguma uğrarsanız kesin bir yada bir kaç maceramı anlatıyor olacağım.

Haydi kendinize cici bakın, hepinizi seviyorum =))

24 Haziran 2009 Çarşamba

Gardiyanım diye kız vermiyorlar

"Evlilik planı yapan birçok gardiyan, kız aileleri tarafından veto ediliyor. 31 yaşındaki Erdinç Taşkesen de onlardan biri. Kız istemeye gittiği üç ende 'hayır' cevabı almış."

Hergün apartmanımıza gelen zaman gazetesine şöyle bir göz atarım. İlk sayfanın sağ üstünde bu haberi gördüm ve ya yazılımcıların durumu ne olcak diye kendi kendime sormadan edemedim.

23 Haziran 2009 Salı

Ensest İlişkinin Kötü Sonucu

yetişmiş bir kızı olan bir dulla evlendim. babam, üvey kızımla birlikte oldu ve nihayet onunla evlendi. bu şekilde babam benim damadım oldu. üvey kızım da babamın karısı olmasından dolayı annem oldu. benim karım bir oğlan çocuk doğurdu. bu çocuk normal olarak babamın kayınbiraderi ve benim üvey annemin kardeşi olması dolayısıyla da benim dayım oldu. babamın karısı da bir oğlan çocuk doğurdu, tabii doğan çocuk benim kardeşim oldu fakat aynı zamanda, kızımın oğlu olması dolayısıyla da torunum oldu. böylece karım da, annemin annesi olması sebebiyle, benim büyük annem oldu. diğer taraftan ben de karımın kocası ve aynı zamanda onun torunu olduğumdan, hani nasıl bir büyükannenin kocası da büyükbaba olur, ben de böylece kendi kendimin büyükbabası oldum.

NOT: Alıntıdır, Makara amaçlıdır ciddiye almayınız.

22 Haziran 2009 Pazartesi

Yavaş tempoda hayat

Dün akşam o hayatı toz pembe gibi gösteren, başroldeki kahramanın hep cillop gibi kızları götürdüğü salak filmlerden birini izledim. Sonra dedim keşke hayatda bu kadar kolay olsa, sıkıntıdan eski günlerime döndüm ogame'e başladığım zamanlar aklıma geldi muse hayranı bir abi vardı çok iyi arkadaştık birden muse dinleyesim geldi eski günlerin hatrına, indirdiğim albümü mp3 oynatıcıma doldurdum. Yarın sabah çalışmak üzere gideceğim iş yerine doğru ilerlerken dinlemek için.

Hep hızlı yürürüm nedense, zaman çok önemli şeydir bunun değerini iyi biliyorum. Birde gençliğin verdiği bir dinamiklik var tabi, bugün hayatı yavaş tempoyla izleyesim geldi. Sağ elim cebimde, yavaş adımlarla ilerlerken sağ tarafımda felç olmuş trafik binlerce araba bekliyordu. Yolumun üzerinde giden bir sürü takım elbiseli adam ve kadınlar, nedir bu resmiyet hiç anlamadım anlamıyacağım. Biraz daha ilerlerken yolda lüks arabalarla giden genç, genç insanlar bunlar bu paraları nerden buluyor demekten kendimi alıkoyamıyordum, o malum söz aklıma geldi "çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz" aynı tempoda yoluma devam ediyordum nefes alışverişlerime kadar hayatı hissediyordum adeta o an birden yol sol tarafında boyacıları farkettim üç tane arkadaş ekmek teknelerini oraya bırakmış oturmuş sohbet ediyorlardı. Eğer iş'e geç kalmamış olsaydım yanlarına çömelik dertlerini paylaşmak istiyordum onlarında, kimbilir neden okuyamadılarda bu işleri yapıyorlar.

Aslında onlar bizden daha tasasız yaşıyor. Son model telefonlar onların umrunda değil, yeni bilgisayar parçaları, arabalar, evler. Sadece bir tabak sıcak yemek ve akşam kalabilecekleri bir yuva aradıkları, bazen bu kadar kanaatkar olamıyorum ben ve kendime sinirleniyorum.

Benimde hayatta hedeflerim hep küçüktü belki bir apartmanın yanından geçerken kafama bir saksı düşecek ve ölücem. Niye uzun vadeli boş hayallerin peşinde koşayım. Şuan için tek hedefim beni anlıyacak bir kadın.

Not:Siyasi içerikli yorumları yayınlamıyacağım, bu olayların kapitalizmin sonucu olduğunu herkes biliyor.

20 Haziran 2009 Cumartesi

Hayatımın en zor sorusu

Bugün çok sevdiğim biriyle msn'de sohbet ederken bir anda bir soru geldi. İlk önce konuya başka bir yönden baktım sonra olması gereken şekilde baktım. Bir sürü şıklar dolaştı kafamda yazamıyacağım kadar seçenek çıktı ortaya, peki neydi bu soru?
-Sen hiç birini gerçekten sevdin mi???

Ben gerçekten birini sevdim mi hakikaten bilmiyorum. Ama emin olduğum birşey var beni hiçbir zaman gerçekten seven olmadı.

İlk etapta şöyle yüzeysel bir şekilde düşündüm, düşündüm, düşündüm, benim sevebileceğim biri karşıma çıkmışmıydı diye belki çıkmıştı ben farkına varmadım küçük bir ihtimal benim için, ama eminim çıkmadı. Peki kendime döndüm ve sordum bu sefer gerçekten birini sevebilirmiydim? Eminimki sevebilirdim hatta çıkabilecek 2 sonucuda çok iyi biliyorum ya çok güzel giden bir hayat yada artık seni sevmiyorum diye bir kadın. Evet buna çok eminim ilişkiyi bitirecek taraf kesinlikle bir kadın olucak.

Karşıma gerçekten sevebileceğim biri çıksaydı elbet severdim. Hemde benim için sevdiğim insan ilk ve tek olmalı, zaten bu yüzden kimseyi sevemedim. Gerçekten derken tabi işin sahtelik boyutuda var, sevmek dediğin şey gerçek olmalı gerçekten sevmeyen adamın defteri kabarıktır amacı bellidir.

SinekKAYDI

Sinekkaydı lafına hiçbir zaman mana veremedim ama niye koymuşlar yada yerine ne getirebilirim diye düşünüp kendi kedimi yemedim, eski köyde yeni adete gerek yok.

Hazır banyo yapacakken birde traş olasım geldi. Genelde makine ile traş olurum ve hafif bir sakal kalır, hem daha geç uzar hemde daha rahattır. Bugün nerden estilerse jilet ile olasım geldi ama birşeyi unutmuştum sakal en az 1 haftalıktı ve uzundu güzelce köpüğü suratıma sürdükten sonra bir kaç defa kullanılmış gillete mach 3'ümü suratıma sürdüğüm gibi kütürt diye bir ses geldi. Evet sakallarım uzun olduğu için kesmiyor koparıyordu, zaten jiletde çok yeni olmayınca ızdırap iki kat arttı. Bir sefer başlamışdım mecbur acıya acıya traş oldum banyodan sonrada krem sürdüm. Halen sızlamakta nerden esti bilmemki...

19 Haziran 2009 Cuma

Gerçek Hayat

Baştan söyliyeyim sadece içimden geçenleri karalıyacam diyeceğim ama ne elimde bir kağıt var nede yazdığım platform içerisinde böyle birşey gerçekleştirebilirim. Kısaca klavyeden bir kaç veri gönderip kendimi biraz deşifre etme ihtiyacı duyuyorum an itibariyle. Bu heriften banane diyebilecek kişilerin çoğu zaten bloglarda gezinecek kişiler değil he öyle biride şuan bu yazıyı okuyorsa boşuna zaman kaybetmesin gördüğü gibi giriş bölümü bile hayli dolu dolu bir yazı olacağının göstergesi.

Karamsar gibi ama değil, evet yazılarımı okuyanlar olabildiğince karamsar olduğumu düşündüğünden hiç süphem yok. Geçmişim yok geleceğimi si... şeklinde takılıyorum çünkü geçmişimden hiç kimse kalmadı gibi birşey geleceğimi göremiyorum ve hayatımı planladığım ve doğum ile yaşam arasına sığdırmaya çalıştığım o hayat felsefesini kurgularken bile önümde hiçbirşey olmadığını görebiliyorum. Karamsar değilim sadece gereğinden fazla gerçekçiyim o hayat herşeye rağmen güzel diyen kendini kandıranlar gibi olamıyorum çünkü yalan'ı hiç sevmem. İyimserlik şurda devreye girer en basitinden öss'ye girdiniz, sonrasında kazanıcam şeklinde iyimser bir tavır izliyebilirsiniz ama hayatta hiçbirşey böyle kolay değil.

Melankoli, aslında karamsarlıkla eş değer birşey diyebilirim ben burada yazdıklarımı bu iki alan içinde değerlendirmek istemiyorum çünkü ben içimden gelenleri yaşadıklarımı, yaşayamadıklarımı anlatıyorum.
Ben hayatın iyimser değil gerçek yüzünü yazıyorum birşey olmuyorsa olmuyor isterseniz buna karamsarlık diyin, ister kader, ister şans bazı şeyler çalıştıkça başarılabilir. ÖSS'ye 3. defa girdiğinizde halen kazanabilirsiniz ve 3 defa şansınız vardır. Bir gitarda çalamadığınız parçaya 10 saat çalıştıktan sonra onu akıcı olarak çalabilirsiniz. Bilgisayarda 8 yaşında yapamadığım crack'i şimdi gözüm kapalı yapıyorum.
Geliştirilebilir şeyler vardır hani bir laf vardır "azimle sıçan taşı deler" doğrudur. Herkes insan sonuçta bazı şeyler geliştirilerek yapılabilir şeyler insanla alakalıdır.

Ama bazı yapılamayan telafisi olmayan şeyler var misal dünyaya bir daha gelmiyeceğimizi bildiğimiz gibi tekrar o ilkokul sıralarına dönemiyeceğiz, tekrar o lise dönemlerine dönemiyeceğiz.
O teneffüs zilini duyunca öğretmenden önce kapıya yüklenip azar işitemicez. Hocalar topu alıp kesicek korkusuyla topu alıp hep birlikte kaçıp sonra hepimiz yaptık diyemiyez.

Hayat lise'den sonra başlıyor. Bir bakıyorsun yalnızsın, o günü birlik hergününüzü gerçidiğiniz herif yada kızların hiçbiri yok bu geri getirilemez birşey, onlar gitsin yenileri gelsin evet bu güzel bir düşünce işte ama nasıl??

Siz hiç aralıklı merdiven gördünüz mü? Yani 1. den sonra 3. ye atlanılan, ben görmedim hayatta böyle küçük bir arkadaş çevren yoksa onu bir anda büyütemezsin. İşte bu programlanamaz bir hayatın gerçeğidir.

Sokaktaki yada Cafe'deki insanların yanına gidip benimle arkadaş olur musun kim der? Eğer gerçekten arkadaş olucağımı bilsem söylerim ama biliyorum deli damgası yiyeceğimi, yada şunuda iyi biliyorum hiç tanımadığınız birinin muhabbetini katılınca bu dangalak herif nerden çıktı diye gruptaki insanların homurdanacağını.

Hayat böyle birşey işte gerçekleri görmeye başlayınca eğer yanında sarılacak dostların yoksa acı çekmeye mahkum kalıyorsun. Yalnız olmak güzeldir diye birşey olduğuna inanmıyorum ben en büyük züürt tesellisidir her zaman dışarı tek başıma çıktığım zamanlardan bilirim o insanların arkadaşlarıyla gülüp eğlenmeleri, el ele tutuşan sevgililer ve o çarşaf gibi olan denizin karşısında sevdiceğinin omuzuna yaslanmış bir kafa, manidar bakışlar.

Peki ne yapmak lazım diye sorular sorular, cevap basit asosyalizm. Kimsenin istiyerek asosyal olduğuna inanmıyorum, en azından ben öyleyim. Ev'de gitarım ve bilgisayarım en büyük sevgililerim benim onlar beni hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Hem sanal ortamda bir sürü insanla tanışabiliyorsun misal sizler.

Yaygın bir inanış ve belirli özellikler var hep aşk, sevgi ortam konusunda ve hep söylenilen söz şöyledir çık dışarı dolaş kriterler bellidir. Para, Muhabbet ve Tip peki bunların olduğunu varsayarsak ki Allah'a şükür var niye ben arkadaş edinemiyorum. Kendime çirkin diyemem çünkü kendime hakaret ettiğimi düşünüyorum böyle olunca kendim dışında sanal ortamda beni hiç tanımayan kişilerden gelen olum karizma adamsın sözlerine hakaret etmiş olurum. Ayrıca çok iyi biliyorum bu lafı söyleyen 2 kişininde ne kadar yürekten olduğunu.

Biraz fazla uzattım mızmızlanmayı sevmiyorum sadece çözüm arıyorum. Olabilecek herşeyi kendim hesapladım, düşündüm ama üsttede belirtdiğim gibi olmuyor buna ne ad vermek isterseniz siz verin.

18 Haziran 2009 Perşembe

Haftasonu Planı

Her haftasonu gibi bu haftasonuda kimsem olmadığı için evde fosur fosur oturmaktan başka birşey yapmıyacaktım. Ama birden kafamda şimşekler çaktı(Allahtan ampul yanmadı) ve blogda böyle bir manyaklık yapsam nasıl olur diye aklıma geldi.

Biliyorum çok saçma bir fikir ama hiç olmadığım kadar ciddiyim bu konuda cumartesi günü Taksim'deki şu abidik gubidik soslarla patates kızartan yere gidip patates'imi alıp istiklal üzerinde 2 tur atmayı düşünüyorum.

Cumartesi günü boş olan kişilikleri beklerim tanımam etmem diye çekinebilirsiniz saygı gösteririm, ama unutmayın bende sizi tanımıyorum aniden biber gazına maruz kalabilirsiniz =D şaka şaka hiç kullanmam karete tekniğim var biraz sadece :P

Arkadaşlık bulma konusunda sınırları zorlamaya çalışıyorum sadece =)))

Not:16'dan küçük pıtırcıklar ile 22'den büyük arkadaşlar varsa hiç ilişmesinler pek birşey konuşabileceğimi sanmam =D

Bu gençlik nereye gidiyor


Konu başlığımla yazıcağım şeyin çok küçük bir bağlantısı vardır o yüzden boşuna heveslenmeyin.
Malum havalar sıcak, herkes beyaz giyiniyor. Nedir bu beyaz sevgisi insanlarda hiç anlamıyorum. Halen ilkokulda söylenen siyah güneş çeker, beyaz çekmez tez'ini savunuyorlar. Çabuk kirleniyor, giydiğini belli ediyor daha bir çok eksi yanı var.

Ama yok herkes beyaz giyiniyor oda beyaz giyinicek popülerliğe ve modaya inat yaz, kış siyah =)

Eğer bulabilirsem bu t-shirt'ü almayı planlıyorum halen =D

17 Haziran 2009 Çarşamba

Bir halt yok

İçimden yazı yazmak geliyor ama ne yazıcağımı bilemiyorum bir kaç gündür, tırıvırı şeyler ekleyip duruyorum.

Bugün hatırlayacağınız üzere çarşamba günü yanı şuan ev'imden çalışıyorum. Gayet rahat ve güzel oluyormuş, sürekli annem gelip hizmet yapıyor. Kahvaltı, çay vs. ama tabi dışarıda çıkmadığım için hiçbir tespitim yok bugün

Akşamları dertleşicek adam bulduğum zaman sanki dertlerimle boğuyorum gibime geliyor hep konuştuğum insanları bezdirip kendimden soğutturmak en son istediğim şeydir bu yüzden dikkat etmeye çalışıyorum ama malum hep aynı konular arkadaş az, dost bir kişi.

Herkes şunu seviyorum, bunu seviyorum, aşkımla şöyle yaptık, şunla ilişkiye girdim gibi şeyler yazıyor. Hayatım boyunca ciddi düşündüğümden kimse bulamadım bundan sonrada varsın olmasın. Zaten şans yok bende, olsa elbet bir şekilde çıkardı biri karşıma.

İşleri bitirdikten sonra bir ara dışarı çıksam mı acaba diyorum ama tek başıma pek bir zevk almıyorum etraftan herkes yanında biriyle takılıyor zaten böyle boş boş onları izliyorsun.

Herkes herşeyi zamana bırakma taraftarı ben 1 sene herşeyi zamana bıraktım hiç bok olmuyor. Tecrübeyle sabit.

Hep kendime soruyorum, sorduğum kişilerde kendime sormamı söylüyor ama nedense ben kendimde yalnız kalmak için hiçbir suç bulamıyorum. Biliyorum çok irdeliyorum çok takıyorum ama olmadanda olmuyor.

Asosyallik güzel işti be ne arkadaş ne hayat hiçbirşeyi düşünmüyorsun hergün evde varsa yoksa gitar, pc sosyal olupta arkadaşlarının olmadığını görünce çok kötü oluyormuş.

Yalnızlık nedir bilirmisiniz? Telefona gelen her mesaj sesinde sevinçlenip, mesajı açtığında Turkcell olması ve gelen kutunda Turkcell'den başka kimsenin mesajının olmamasıdır yalnızlık.

16 Haziran 2009 Salı

En uzun kelime

130 harften oluşan kelime olurmuymuş demeyin oluyormuş. Isvecce dünya dillerindeki en uzun kelime olarak kabul edilen nordöstersjökustartilleriflygspaningssimulatoranlag-
gningsmaterielunderhallsuppföljningssystemdiskussion-
sinlaggsförberedelsearbaten tam 130 harfften meydana geliyor.
İngilizcedeki en uzun kelime ise 45 harften meydana gelen ve bir hastalık ismi olan pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis tam 45 harftten oluşuyor.
Türkçe'de ise en uzun kelime 64 harften oluşan muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizden-
mişsiniz kelimesi.

Yorumsuz

15 Haziran 2009 Pazartesi

İş Hayatı

Malum öss sınavına girdi bir çok insan dün ve çoğunun bir hayali var. Bir kısımı ise puanım neye yeterse onu yazarım mühendis olayımda ne mühendisi olursam olayım gibi saçma düşünceler içerisindeler.

İş hayatı üniversitede yada üniversiteyi bitirmeden insanın ilerleyen hayatını belirleyen bir faktördür. Saat 9'da mesai başlangıcı olur 6'da mesai bitimi. O koskoca değerli 9 saatiniz'i iş yerinde harcarsınız peki 20-30 seneyi kim sıkılarak yada sevmediği bir işi yaparak geçirmek ister. Bu yüzden gerçekten severek yapabileceğiniz hatta rahat rahat seyahat edebileceğiniz. Tatil şartları iyi bir meslek edinmeye bakın derim ben =)))

12 Haziran 2009 Cuma

Beyin

Uzmanlar arastirdi, beynin de cinsiyeti var.
İste beyniniz kadin mi erkek mi sorusuna
yanit veren test...

Erkek ve kadin beyinleri,
temel fonksiyonlar acisindan bir hayli benzer
olsa da bilim dunyasindaki yaygin teoriler,
erkek beyninin daha ziyade analiz ve kesfe yonelik
"sistematik" bir yol izledigini;
karsisindakinin ruh halini erkeklerden cok daha kolay
anlayabilen kadin beyninin ise "empatik" bir karakteri
oldugunu gosteriyor.
Ancak bu ozelliklere sahip olmak icin mutlaka o cinsin
bir uyesi olmak gerekmiyor.

YATKİNLİKLAR FARKLİ

ERKEKLER

* Satrancta daha iyi
* Goruste derinlik ve perspektif iyi
* Nesnelerle daha yakindan ilgili
* Beynin sag yarisi daha buyuk
* Sol kulagini kullanmayi tercih ediyor
* Matematik sorularini konusmadan cozer
* Cok isi ayni anda yaparken zorlanmaz
* Az goz temasi kurar
* Dikkati cabuk dagilir
* Daha fazla duygu arar
* Aciya yavas tepki verir

KADİNLAR

* Yabanci dilde daha iyi
* Resmi butun olarak daha iyi goruyor
* Yuzler ve insanlarla ilgileniyor
* Beynin sol yarisi daha buyuk
* İki kulagiyla birden dinliyor
* Aritmetik islemleri konusarak yapar
* Ayni anda cok isi yapmak zorlayabilir
* Goz temasi fazladir
* Dikkat suresi uzundur
* Daha az duygu arar
* Aciya cabuk tepki verir

Test:
Beyniniz kadin mi, erkek mi?

Asagida ki testi cozerek,
beyninizin kadinsi ya da erkeksi
taraflarini olcebilirsiniz.

1 - Birisi uzuldugu zaman sebebini anlayabiliyor musunuz?
A) Evet, hemen anliyorum
B) Hayir, genelde anlamiyorum

2 - Otomobil alacak olsaniz motor hakkinda datayli bilgi ister miydiniz?
A) Hayir
B) Kesinlikle

3 - İliskileriniz sizin icin ne kadar onemli?
A) Cok onemli
B) Oncelik konusu degil

4 - İs yaparken kolaya mi kacarsiniz?
A) Evet
B) Hayir kili kirk yararim

5 - İlk seferde bir konuyu anlamayan birine durumu 2 kez anlatmak zor gelir mi?
A) Cok kolay
B) Cok zor

6 - Ne okumayi tercih edersiniz?
A) İliskiler hakkinda romantik yazilar
B) Somut gerceklere dayali makaleler

7 - Birisi sohbetinize katilmak istiyor, ne hissedersiniz?
A) Buyursun gelsin
B) Rahatsiz olurum

8 - Harita okumanin sizin icin zorluk derecesi nedir?
A) Cok zor
B) Cok kolay

9 - Sosyal ortamlarda ne hissedersiniz?
A) Rahat olurum
B) Bir an once gitmek isterim

10 - Eviniz duzenli mi?
A) Hayir
B) Gayet duzenli

11 - Evde elektrik sisteminiz arizalanirsa ne yaparsiniz?
A) Elektrikci cagiririm
B) Kendim tamir etmeye calisirim

12 - Matematik dersinde neler hissederdiniz?
A) Sıkılırdım
B) Rakamlarin buyusune kapilirdim

13 - Hava durumunu izlerken ne hissediyorsunuz?
A) Detaylar beni sıkıyor
B) Meteorolojik olaylar bana ilginc geliyor

14 - Tartisma ortamlarinda tutumunuz nasildir?
A) Fikirlerimi dayatiyorsam rahatsiz olurum
B) Nerede duracagimi bilmem

Değerlendirme :

* A'lar B'lerden coksa:
Kadin beynine sahipsiniz

* B'ler A'lardan coksa:
Erkek beynine sahipsiniz

* A'lar ve B'ler esitse:
Dengeli bir beyniniz var

CTRL+A yaparak Değerlendirme kısmını görebilirsiniz.

Mutluyum ULAN!

Lan, Ulan gibi kelimeler benim nazarımda haykırışlarada büyük rol oynayıp çoğu zaman çok hoş gelmekte.

Evet mutluyum, ne yeni bir arkadaş buldum nede bir hayat arkadaşı sadece ve sadece bugün mesai bitiminde yarının tatil olması inanılmaz rahatlatıyor ve aşırı mutlu ediyor.
Bunun üzerine ofiscek Ağustos ayına kadar çarşamba günleri ev'den çalışabilirsiniz, bu sıcakta kendinizi o kadar kasmayın izini çıktığı için ayrı bir mutluluk ve rahatlık yaşıyorum.

Bazen bu programcılık yerine ticarete atılıcam desemde mesleğimi severek yapıyorum, zaten hayat iyi bir iş ve iyi bir eş'ten ibarettir.
(
İş hayatına atılmadan laylaylom tabi çalışmaya başlayınca bu felsefeyi benimsememeniz imkansız =D)

Küçük şeylerle mutlu olma arayışımda kendime göre büyük bir başarı kaydettiğime inanıyorum. Hatta belki mesai bitiminde İstiklâl Caddesinde birşeyler atıştırıp evimin yolunu tutabilirim.
(En çok huzur bulduğum yer İstiklâl caddesi nedense)
Hatta ve hatta t-shirt alıcaktım bir tanede activision yazılı, kratos'un suratı yada böyle zor bulunabilir orjinal ve çocuksu olmayan herhangi bir t-shirt'üde aradan çıkartabilirim.

Haydi herkese mutluluklar =)))

11 Haziran 2009 Perşembe

Bana...

İçimin içimi yediği bir konu var. Ne kadar **bushu** karamsar olmamam yada mızmızlanmamam hakkında söylemi olup bunun doğruluk payının yüksek olduğuyla birlikte hızla uzaklaşmaya çalışsamda bunu yazmadan edemicem.

Erkek, kadın gözetmeksizin kimse hayatım boyunca bana seni seviyorum, seni seviyoruz,ulan iyiki varsın gibi hiçbir söylemde bulunmadı acaba kimsenin arayıp buluşcaz biz gel dememesinin sebebi bu mu yoksa kimse tarafından sevilmiyor muyum???

Oh be rahatladım. Cevabı gelmesede içimdeki yaşadığım bu cebelleşmeyi sonunda paylaşıyor olabilmem, ciddi şekilde rahatladım.

Yazın Dinlenmek

Klişe bir griş yapmak istiyorum. Yaz denince akla deniz, kum, güneş gelir, ama ben bu üçlüden nedense hep nefret ederim. Çünkü bunlar beni dinlendirmekten çok yoran şeyler, insanlar tatile çıkıyorum diye denize giriyor tuzlu suda 3-5 kulaç atıp pestili çıkıyor. Daha sonra birde bunun üzerine duş almak zorunda kalıyor, bunun adı tatil oluyor.
Bırak alla sen ya üzerine birde vücudundaki yanıkları, soyulmaları saymıyorum bile hokkabaz gibi geziyorsun ortalıkta. Hatta küvete suyu doldurup içerisinde uzanmak çok daha rahatlatıcı bir tatil olsa gerek güzel bir yerde ve güzel bir otelin jakuzisinde bu gerçekleştirilebilir.

Tatil dediğimiz kavram bana göre ye, iç, hava al, yat'dan ibarettir. Özellikle tatile çıkmak için yanına birisini alıp şöyle İspanya ölüm vadisine gitmek bence pahabiliçelemez. Yada o eşsiz piramitleri gezmek kadar bir diğer heyecan verici unsur.
Kafa dinlemek istiyorsanızda, gerçi Ankarada pek birşey yok ama onun gibi bir il'de akşam belli saatten sonra hayatın nasıl durduğunu izlemek ve yanındaki kişiyle muhabbeti tavan yaptırmaktan güzel başka bir tatil çeşidi.

Valla ne yalan söylim yazıyı yazarken sanki istediğim her yeri o an için hayal dünyamda dolaştım. Küçükken ne istiyordum biliyormusunuz??? İstiklal caddesinde kallavi bir akşam geçirmeyi o zamanlar çok mutluydum hergün o cıvıl cıvıl ilkokuluma giderdim. Bu küçük hayal bile beni mutlu ederdi. Daha sonra büyüdü İl dışına çıkmak istedim o da oldu. Ankara deneyimini yaşadım ve gördümki İstanbulda'n başka bir yerde yaşıyamazmışım ben eğer yanınızda kimse yoksa o an sanki terkedilmiş bir yerde gibi hissediyor insan kendini iğrenç bir his o anlatmak bile istemiyorum. Ama İzmir'i çok merak ediyorum oranın Ankara'ya nazaran daha iyi olabileceğini düşünüyorum.

Che kapitalizmin en büyük nimeti

Aslında hiç siyasi yazı yazmak istemiyorum blog'a ama hakikaten bu güzel oyuna alet olan insanları görünce içten içe gülüyorum sürekli, Che'nin bir gün kapitalizm için bu kadar önemli hale gelebileceği kimin aklına gelebilirdiki.

Kurnaz t-shirt'cülerin devrimin bile ne demek olduğunu bilmeyen, bir kısımı özenti olan sosyalist gençliğin bu zaafından faydalanarak che t-shirtlerini bastılar. Çoğu kişide bunu yedi, üzerinde bir sürü che t-shirtlü insanlar dolaşmaya başladı etrafta peki bunlara verilen para nerde???
Tabiki kapitalizmin çarklarında, daha ne yaptığını bile bilmeyecek kadar şuursuz bu şahıslar kalkar birde sosyalistliği savunur. Bırakın sosyalistliği savunmayı kendi başlarının çaresine baksın bunlar yeter, zaten karbondioksit salınımını yeterince arttırıyorlar.

Che'nin kızı isyan etti.

Devrimci mücadelesiyle hâlâ ideolojik bir sembol olarak yaşamaya devam eden Che"nin kızı Aleida Guevara, babasının bir marka haline gelmesinden utandığını söyledi

88

Kimisi msn adreslerinde, kimisi oyunlarda nick olarak vb. yerlerde isim sonlarına eklenti olarak bir çok sayı kullanır. Çoğu ya doğum tarihidir, ya uğurlu rakamıdır.

Ama 88 sayısının bir manası var ve bunu bilmeyenlerlede paylaşmak istedim.
Burdaki 8'lerin manası Alman alfabesindeki 8. harfi işaret ediyor. Alman alfabesindeki 8.harf "H"'dir. Yani 88="HH" bunun anlamı ise Heil Hitler'dir. Yani Adolf Hitleri selamlamak bildiğiniz gibi bazı nazi yanlıları insanlar nicklerinde bolca kullanırlar.

10 Haziran 2009 Çarşamba

Sıkıntım var blog

iş'ten çıktıktan ilk vesayitle otobüse bineceğim durağa geldikten sonra geride kalan o 2km'lik yolu 15dk'da hırslı bir şekilde yürüyerek bitirdim. İlk başta hızlı başladığım için ayaklarım ilk 1km sonra ciddi şekilde ağrımaya başladı, bacaklarıma ağrılar girmeye başladı, bunlar arttıkça ben dahada hızlandım. Yanımda kimsem yoktu, önümden geçen insanları gördükçe kendimin niye mutlu olamadığım her seferinde yüzüme vuruluyordu.

O şapkalı, yarı uzun saçlı, elinde tespihle gezinen beğenmediğim çocuğun bile yanında bir kız vardı, 1.60 adamın yanında bile 1.75 kadın vardı. Sanki olaylar yüzüme birer tokat gibi çarpıyordu. Bacaklarıma giren o ağrılar o an için hissizleşiyordu ama ben daha çok hissetmek istiyordum bir acıyı yenmek için daha büyük bir acı yaratmaya çalıyordum.
Ev'e vardığımda yine aklım allak bullaktı niye ben böyleyim, niye kendimi bu kadar yıpratıyorum diye, ayaklarımda merdivenleri çıkıcak mecal kalkamıştı yavaş yavaş yürüdüm merdivenleri. Düşüne düşüne, bacaklarımdaki o sızıyı hissederek benim eksiğim ne? ne? ne? ne?
Ne adam gibi arkadaşlarım var, nede bir hayat arkadaşım, zaten kim yalnızlığı severki?

Mutlu olamıyorum be blog aslında benim için mutluluk sadece dost olduğum insanlarla oturup, gezip iki muhabbet etmekten ibaret benim için bu pahabiçilemez bir nimet. Bilmiyorum çok mu şey istiyorum, çok mu zor bir istek yada neyi beceremediğimi.
Sadece haftada 2 kez birşeyler yapmak istemek çok mu zor be blog, bu hayat beni cidden sevmiyor...

Anlamsız...

Forumda gördüğüm bu olayı paylaşmak istedim, yorumlarınızı beklerim.
Yazılan yazının benimle alakası yoktur.

çok problemlı bır kız var ayda 2000 ytl alıp surekı kendıne harcayan bankaya atan,kıyafet alan,leptop alan falan bır kız var, bana hıc yemek ısmarlamadı,ben işsiz oldugum halde hem benzın alır, hem yemegı ısmarlardım
bu kız hem kurus vermedı,hemde bana arkadaslarından da begendıklerımı ayarlamadı,sadece ıslerıne kullandı bırde yedırdım gezdırdım,normal arkasımdır
bana yanlıs yapanları sile sile evde tek oturuyorum,
düşündümde bu kıza kıl olsamda,yınede ıse yarıyordu
ayda 2 kezde olsa gezdır yedır falan yapardım
şimdi evde oturcagım bu kızı arasam ve hafta sonu denıze gıtemmı,benzın 50 ytl gıtcek,bırde orda yemek falan var,30 ytl de oyle 80 ytl verırım,onda 1500 den fazla para var evınde dıyordu oyle seyler...
şimdi ya arıcam yada aramıcam
arama dıyenler olursa,hanı burda junyır lar dıyorduya erkek her zaman oder bunuda hatırlatayım
arayımmı aramayayımmı,gezmeye gıdelım dıcem
telefon elıme
kızda onu mecvur aradığım için tadını çıkarıyor

9 Haziran 2009 Salı

Tıkıldım kaldım

Yine canım dışarı çıkmak istedi ama yine olmadı lanet olsun ya adam gibi benim istediğim zamanda müsait olucak adam olmiyacak mı hiç :(((
Evde bütün gün oturunca herkes sosyalleş biraz çık dışarı demeyi biliyor. Yine yalnızım, ama sevmiyorum işte yalnızlığı...

Özel Hayat

Normal hayatın içinde olan ve adı üzerinde "ÖZEL" olan bir takım olayların insanlara sergilenmesi beni ciddi derecede rahatsız etmeye devam ediyor.

İnsanlar bende dahil bloglarda sürekli yada ara sıra olarak günlük halinde kullanmakta, bu gayet normal birşey çoğunluk zaten içini döküp rahatlamak için kullanıyoruz kimi zaman, meydanlara çıkıpta haykıramadığımız şeyleri buralarda paylaşıyoruz.

Buraya kadar herşey normal işin abesk kısmı cinsel yaşantının bloglarda sergilenmesi, kime neyi kanıtlamaya çalışıyorsunuz ??? Genel ev'deki kadında o işi yapıyor ama yolda görenlerin ne diyeceklerini sizde biliyorsunuz, bunu bloglarda yazınca insanlar matah birşeymiş gibi bunlara taviz veriyorlar.

Ben bunların arkasında tek birşey görüyorum eğitimsizlik, merak edilen cinsel hayatın doğurduğu sonuç neticesinde insanların bunları okuması. Liselerde 16 farklı ders gören insanlar var ne yapıyorsunuz bu kadar??? Bu kadar boş bir müfredatı insanlara dayatıcağınıza üzerinede 1 saatlik boş bir rehberlik dersleri koyacağınıza cinsel eğitim dersleri konulmalı. Ergenlik, Cinsellik, Cinsel istismar vb. bir çok şey hakkında insanları bilinçlendirip direk doğru kaynaktan doğru bilgi verilmeli ve büyüme çağındaki çoğu kişinin bu merakları giderilmeli.

Kadınların regl dönemlerini yazması ve bunlar altındaki okuduğum yorumlar ne yapıyoruz biz dememe sebep oldu. Afedersiniz ama burda bir erkek çıkıp şu gün içerisinde şu kadar kez asıldım ben dese emimin hakaretlere maruz kalıcaktır, aşşağılanacaktır.

Herkesin gizemli, özel bir yanı olmalı en önemliside cinsel istek arzu ve gerçekleştirdikleri ne olursa olsun bunlar ona özel olmalı bunlar kadının büyüsüdür çekiciliğidir. Bu yazıları okuyan insanlar bunun gibi kadın cinslerinden cesaret alıp dışarıda annelerimize, ablalarımıza sarkmaktadır.

Daha fazla uzatmıyayım ben okunabilitesi yüksek bir yazı olsun buda böyle ama son sözüm olarak;

Adab-ı muaşeret'i (Görgü Kuralları) uymasaydık. Şuan burda bu şekilde yazılar yazıyor olamiyacaktır. Herkes dışarıda hayvanlar gibi dolaşıp, hayvanlar gibi hareket ediyor olacaktı.
Bizi ve bütün insanlığı bu kurallar ayakta tutuyor. Eğer avrupalılar gibi sapkın bir toplum olsaydık şuan onlar gibi babamızın kim olduğunu bilmeyecektik(Biraz tarih bilgisi olan anlar).

7 Haziran 2009 Pazar

Türk kadınıda Erkeğide olduğu yerde kalsın

Kadınlar; Türk erkekleri gitsin İtalyan erkekleri gelsin.
Erkekler; Türk kadınları gitsin Rus kadınları gelsin.
diyor.

Kadın olmadığım için o konuda çekimsel kalıcam ama Türk erkeklerininde sevdiği kadını nasıl koruduğunun vurgusunu yapmadanda geçemiyecem.

Şimdi bizi ilgilendiren asıl konuya gelirsek Rus meselesi,
LAN MANYAK MISINIZ OLUM SİZ
sarı çiyanlarla(!) ne yapıcaz öyle hele birde 40'ından sonra hiç çekilmezler çökerler, göçerler.
Güzeller güzeli karakaşlı kara gözlü yada Kızıl varken,
ne sarışını ???
ne Rus'u ???

Hem Türk kadınları her zaman daha vefakar olduğuna inanıyorum (Genellemedir olanı var, olmayanı var).

6 Haziran 2009 Cumartesi

Berber faciası

Şuan başım ağrıyor öyle böyle sinirli değilim. Berberimde çalışan adamın Amerika'ya gitmesinden dolayı başka berbere gitmek zorunda kaldım ve bugün bir berbere girdim. İlk başta kesme şekli hoşuma gitmemişti pek birşey anlamadım keserken eve geldim birde ne göreyim saçımın iki yanından favori kısımlarından itibaren biçmiş resmen adam ya resmen kulağımın 2-3cm üstüne kadar olan saçları kesmiş adam ya :@ acayip sinirliyip ya o saçların uzaması 2-3 ay doğal boyutuna gelmesi 6 ay offf
acayip moralim bozuk şuan ya 2.5 sene saç uzat sonra hıyarın teki biçsin saçını.

Wikipedia'sız Yapamam Diyenlere

Şekil A1:


Wikipedia'sız yapamam ben diyen insan modelinin icadı bkz:Şekil A1
Gazeteniz "Yatsı" ile günde sadece 255 kupona sahip olabilirsiniz.

5 Haziran 2009 Cuma

Kullan at toplumu

İlk olarak iki cins arasındaki ilişkilere deyinmek istiyorum bu denemem de şöyle ki, bir insanın diğer bir insanı sevmesi kadar güzel birşey yoktur dünyada heleki güzel bir iş ve güzel bir eş bulmuş bir insan bu dünya üzerinden cenneti bulmuş demektir. Sevgi kelimelerle açıklamaya yetmiyecek kadar güzel bir duygudur, hatta bu sevgi öyle birşey ki birini ne kadar severseniz sevin halinden şikayetçi olucağını hiç sanmam.

Günümüz gençliği nedense sevginin nasıl birşey olduğundan pek haberi yok, erkeklerin bir çoğu genelde ben 30'larıma kadar takılmama bakarım ondan sonra ciddi düşünürüm, şeklinde hareket ediyorlar bunun yanında buna sebebiyet veren kadınlar olmasa erkekler hiç birşey yapamaz. Her iki tarafta birbirini kullanıyor aslında ve ben kendimi kullandırtmayı asla sevmem.
Genel olarak bu tip ilişkiler bir kaç ay sürüp şu şekilde ilerlemektedir.
-Tanış
-İşini Gör(Cinsel İlişki)
-Ayrıl

Gayet çağdaşça bir davranış avrupa'da bu şekilde çağdaşlaştı, bakireliğini genç yaşta kaybeden kadınlarla avrupalılar bu durumdan o kadar memnun ki. İnsanlar artık bataklaşmış o millet içerisinde kızlarının bakireliğini genç yaşta kaybetmemesi için ellerinden geldiğince çırpınırken bizimkiler bakireliğini vermeyi çağdaşlık zanneder olmuş.

Tabi şunu tekrar söylemeden geçemiyeceğim, eğer kadınlar istemese erkekler hiçbir halt yiyemezler bunu herkes çok iyi biliyor. Kendilerini kullandırıp, cinsel obje olarak gösteren teşhir eden kadınlar daha sonra çağdaşlıktan ve kadın haklarından bahsediyorlar. Kadının bu derece istismar edilmesi bırakın kadını sevgi kelimesinin bu denli istismarı doğru değildir.

Yine dönüp dolaşıp kadınlar istemezse kısımına deyineceğim çünkü kadınlar arasında geçen komik söylemi yorumlamak istedim. Hep derler ya "ah erkekler ah gözleri hep dışardadır, hiç doymak bilmezler" bu aldatan erkekler başka bir erkekle aldatmıyor ki, gene başka bir kadınla aldatıyor. Yani aslında herkes önce kendi kendini aldatır, bir insan kendine saygısını yitirmişse ondan korkun.

Sokaklarda yaz'ın gelmesiyle laik kadınlarımız kendilerini müthiş şekilde teşhir ediyorlar. Sonrasında erkekler bakınca özgürce giyinemiyecek miyiz?, yanımdaki sevgilime bakıyorlar vb. bir sürü şey duyuyoruz ve görüyoruz. Vücudunu teşhir eden bir kadına bakılmaması saçma birşey kim görürse görsün insanın gözü kayar, kim bakmam derse yalan söyler. Tabi işin bana baksınlar diyen kadın boyutuda bundan zevk alıp egolarını tatmin eden psikolojik hastalıklı insanlar.

Avrupanın istediği oldu sonunda, çarpık ilişki senaryosunu çok güzel oynadılar. Aile denilen en güzel yapı taşımızı çok güzel zedelediler. Eskiden insanlar yuva kurup ailesiyle iyi vakit geçirme hayalleri kurarken şimdi çok seviyeli ilişkimiz var evlenmeyi gerekli bulmuyoruz diyen gayri meşru ilişkiler, sperm bankasından sperm alıp kendi ayakları üzerinde durmaktan bahseden ruh hastaları daha bir çok örnek eklenilebilir.

Çarpık ilişkileri bir halt zannedip bloglarda matah bir haltmış gibi yazıp, bunun üzerinden prim yapmaya çalışan NEMFOMANİ hastası olduğunu düşündüğüm bu sapık ruhlu hasta insanların ilgi görmesi cidden düşündürücü bir durum cinsellik neden bu kadar önemli yoksa o hasta ruhlu insanların yaptıklarını yapamadıkları için mi insanlar bu denli merak içerisindeler yoksa...
Ülkemizde verilmeyen gerçek manada gerekli olan cinsel eğitimin öğrencilere genç yaşlarından beri verilememesinden midir bilinmez.

Eğitime başlangıçtan, ergenlik dönemide dahil ciddi şekilde insanlarımızın bilinçlendirilmesi şart. Saçma bir resim dersine bir yada iki ders ayıran milli eğitim bu ve benzeri ahlak, görgü ve insan anatomisi hakkında ciddi şeyler öğretilip bilinçlendirilmeli.

Önce sevgi kavramlarımızı gözden geçirip cinsellikten ibaret olmadığını, daha sonra erkek ve kadınların onur, gurur, edep, haya kriterlerini güzelce bir incelemeleri gerekiyor. Herşeyin en başında insanların kendilerine saygı nedir? sorusunu yöneltmesi gerekiyor.

Süper bir deneme ile geliyorum

İnsan hayatından belirli tespit ettiğim olayları müthiş bir deneme olarak yazmayı düşünüyorum. Kaba taslak konuları ekledim ve yazmaya başlamadan önce olabildiğince arttırmak istiyorum. Belki bir yazı halinde yazamayabilirim, çünkü hakikaten en azından iki sayfalık derinlemesine bir yazı olmasını planlalıyorum ve en son yazdığım alkol yazım için yorum yapan XenoS ve **bushu** 'ya ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Çünkü yazdıkları yorumları okuyunca çok mutlu oldum ve kendime olan özgüvenimi tazeledim.
Yazılarıma değerli vakitlerini ayırıp, okuyan ve yorumlayan herkese teşekkür'ü bir borç bilirim.

Kendi Gerçek Sesinizi Hiç Dinlediniz Mi ???

İnsan teybe kaydedilmiş kendi sesini dinlerken hayli şaşırır. Hatta o sesin kendisine ait olmadığını bile söyleyebilir. Halbuki bir başkasının sesi teypten dinlenirken normal konuşma sesi ile bir fark duyulmaz.

Ses havada gözle görülmeyen dalgalar halinde yayılır. Bu dalgalar kulağımıza girip orta kulağımızdaki kemikleri titreştirdiklerinde beyne giden sinyaller vasıtasıyla o sesi duymuş oluruz.

İnsanın kendi sesi kendisi için özeldir. Sizin dışınızdaki herkes sesinizi sizin duyduğunuzdan daha farklı duyarlar. Çünkü onlar sizin ağzınızdan çıkıp, havada ilerleyip kulaklarına gelen sesi duyarlar ama siz kendi sesinizi iki farklı yoldan işitirsiniz.

Bir taraftan ağzınızdan çıkan ses havada yol alıp, diğer insanlara ulaştığı gibi kendi kulağınıza ulaşır. Diğer taraftan da başın içinden, kemiklerden, kaslardan geçerek içerden kulaklarınıza ulaşır. Beyin bu iki farklı yerden gelen bilgileri birleştirir ve siz kendi sesinizi duyarsınız.

İnsanın başı içinde kemikler, kaslar, sinüsler, beyin ve çeşitli salgılar vardır. Bunların kimi sert, kimi yumuşak, kimi de sıvıdır. Bunların her birinin sesi geçiriş özelliği farklıdır. Kafa içindeki iletişimde genel olarak sesin düşük frekanslı kısımları kuvvetlenir. Bu nedenle sesiniz kendinize başkasının duyduğundan daha farklı tonda gelir.

Teypteki sesiniz ise kulaklarınıza diğer insanlara ulaştığı gibi havadan ulaşır. Aslında o sizin, herkesin tanıdığı hakiki sesinizdir ama size yabancı gelir. Kafanızın içinden gelen sesi daha iyi duyabilmek için iki kulağınızı sıkı sıkıya kapatın ve konuşun. Duyduğunuz ses aşina olduğunuz sesinizin kafanızın içinden geçip gelen kısmıdır.

4 Haziran 2009 Perşembe

Alışveriş zamanı

Malum ay başı geldi. Maaşlar alındı ve malum yaz'a girdik 2 güzel t-shirt almayı düşüyorum. Sonra bir anda nedense aklıma ayakkabı geldi baktım güzelim casual tip camel ayakkabılarıma ulan çok mu klasik takılıyorum dedim.
Aslında deri olduğundan tozunu filan almak kolay olduğundan hiç öyle uğraşmadığım için kullanıyordum. Havalar yağışlı yada yağışa elverişli olduğunda su geçirmediği içinde kullanışlı bir ayakkabı ama sanki biraz havasız kaldı ayağım gibi bu yüzden güzel bir ince tabanlı farklı bir yürüyüş ayakkabısı almayı düşünüyorum.

Özenti Alkolik

İnsanlar neden içer ??? Özellikle gençler, kimisi resimler çektirip işte ben büyüdüm, olgunlaştım triplerinde, kimiside kafasını sarhoş olmak için içer. Çok küçük bir kesim ise tadı hoşuna gittiği için arada bir içen kesimdir.
Araştırmam ve içenlerle konuşmam sonucu aldığım tek cevap benim şu idi;
-Tadı güzel olduğundan değil, kafamızı güzel yaptığından içiyoruz.

Aynen budur alkol'ün tüketim sebebi, heleki arada bir özel günlerde içenler bambaşka bir komedi.
Sadece ortama ayak uydurmak için horlanmamak için kendini aşşağı görmemek için komplekse girip içmek derim ben buna.

İçmenin nesi güzeldir ki kafanı bulandırıp şaklaban olmak mı???
Yoksa fazla kaçırıp etrafa kusmak mı???
Yada olur olmaz bir yerde sızmakmı???

Hangisi mantıklı bir hareket??? Bir kereden birşey olmaz yada Ben içmesini bilirim diyen adamlar kendini kandırır sadece. Çünkü bu iş'in bilip bilmemekle yada birşey olup olmamakla alakası yoktur.
Uyuşturucu nasıl bir madde ise alkolde aynı şekilde bağımlılık yapan bir maddedir. Peki biz Uyuşturucu değilde niye alkol kullanıyoruz??? (Sadece yasal olduğu ve tüketimi kolay olduğu için)
Bu madde bağımlılığı yüzünden rehabilitasyon merkezlerinde kurtulmaya çalışan bir çok kişi vardır ve emin olun hepsi bir kereden bir şey olmaz diye başlıyan insanlardır.

İçmeyi sosyal yaşamın bir parçası haline getiren insanlar var. İsimleride "Sosyal İçici" içki kullanım tarzları "Sosyal ortamda muhabbetle", kafası bulanan insanla nasıl bir muhabbet edebilirsinki??? Seni ne kadar dinler ve önem verir???
Ve sadece göz boyamadır bu "Sosyal İçicilik" ben bağımlıyım diyemeyen insanların sığındıkları bir züürt tesellisiri.
Ortamda içki içmediği için hor görüleceğini zanneden insan modelidir sosyal içici.
İçki içmek için uydurulmuş güzel bir kılıftır sosyal içicilik.

Alkol içmeyen insan alkol içen insandan her daim üstündür. Çünkü o bir maddeye bağımlı değildir, ona ihtiyaç duymadığı için özgürdür.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Extreme, Extreme, Extreme

Halen extreme bir spor arıyorum kendime göre bir türlü bulamadım kafamı gözümü bir güzel yarıp rahatlamak istiyorum.
bungee jumping yapabilirim ama daha aktif birşey arıyorum böyle sürekli, kafam estiği yerde gözüme kestirdiğim her yerde yapılabilecek birşey, bunun için ilk olarak bir obje seçmek ile başlıyacam daha sonra onun üzerinden herşeyi kurgulayacağım.
Yeni bir extreme sport doğucak bekleyin...

Sıkılıyorum...

Beni ne kadar kimse takmasada içimi dökmeye devam etmeyi sürdürücem.
Feci şekilde sıkılıyorum şuan ne gitar çalasım var, ne sitelerde gezinmek istiyorum.
Belki güzel sohbetli biriyle chat yapmak olabilir ama o da yok yine yalnızım, yine tek başıma.
Saat 8:30 olmuş uyusam mı acep

Ne yaptığımı biliyormuyum?

Hayır bilmiyorum şu zaman dilimi içerisinde ne yaptığımı idrak edemiyorum bazen tamamen kontrolümü kaybettim. İş'e başlamam ile sosyal hayata direk giriş yaptım ama bununla birlikte son zamanlardaki manevi havam beni fazlasıyla boğdu.

Çünkü evimde mis gibi otururken etrafta ne olup bitiyor haberim olmuyordu yani çok ta tın dünya şeklinde bir yaşamım vardı. İnsanlar bu iş'e ne kadar asosyallik desede kendimi bu şekilde ne kadar rahat hissettiğimin farkına vardım.

Son 2 sene içerisinde tek düzgün giden şey iş'e girmemden başka birşey değildi. Etrafımda beni seven bir kaç arkadaşım var Allah'a şükür gerçi ondan bile şüpheliyim artık kimseye güvenemiyorum bir kişi hariç.

Sosyalleşme aşamasında ne kadar salak işlerle uğraşıp bu olayın patlamasını yaşayınca anladım.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Durmak yok çalışma vakti

Geçen gün aynanın yanından geçerken farkettimki vücudum hiç fena değilmiş, ne bir fazla kilo, ne bir yağ, ne bir sarkma. Bir ara zaten günde 40 şınav, 20-30 mekik ve çekebildiğim kadar barfiks çekiyordum ama hiç öyle kas yapmak için filan değil tamamen can sıkıntısından kaynaklı.
Vücudumu bu halde görünce kendimi harcadığımı düşünmeye başladım. 1-2 ay eskisi gibi çalışsam. Hafif belirgin kaslı, bıraksam bile sarkmıyacak kadar güzel bir vücut yapmış olucam ve tabi kendime haksızlık etmeyip çalışmalara başladım eskisi gibi rahat şınav çekemedim ama gene 20'yi buldum ilk denememde üzerine 20 mekik çektim ara arada barfiks çalıştım. Eskiden düzenli çalışmıyordum sıkı bir düzene girmeyi düşünüyorum bu çalışmamda. Bakalım nasıl bir gelişme sağlıyacam.

Doğru yerde doğduk, Yanlış yerde yaşıyoruz

Aslında bu yazıyı farklı şekilde yazıcaktım ama şuan içimden böyle yazmak geldi neyse devam...
Bir kesim koca koca gözlüklerle, altından ha düştü ha düşücek pantalonlarla beyaz ayakkabılarla, başka kesim pembe gömleklerle nasıl bir ülkede yaşıyoruz???
Kadınları cinsel obje olarak görüp ulan elalem ne hatunları götürüyor diye sapık zihniyetli insanlarla, her gördüğü kıza sulanmayı meslek edinmiş.
Kızların her gördüğü babyface erkeğe bitmesi, ay çok şeker edasıyla yaklaşması ve erkekten gelen cevapla dumur olunca...(Misal Alexander Rybak'e ay çok şeker diyen karısına inat Hadise ekranlara çıkınca şunun kadar olamadın diye karısına laf sokan adam ve bunun üzerine 2 gün annesinde kalan kadın)
Ne yaptığını, ne yapıcağını bilmeyen, sorusunun cevabı google'da dururken yana yakılan etrafta arıyan, mantığını zerre kadar kullanma zahmetinde bulunmayan kuş beyinli insanlardan bana gına geldi.
Ya size?
Tabi bu örnekler çoğaltılabilir