31 Mayıs 2009 Pazar

Beni alan yaşadı

Can sıkıntısına hamaratlığım tuttu gene gitarla yeteri kadar uğraşıp bilgisayarında canına okuduktan sonra farklı bir atraksiyon araması içerisindeydim ve mutfağa daldım akşam yemeği için salatayı yaptım daha sonra etleri pişirdim, lokum gibi oldular valla.
Pilavı annem önceden yaptığı için ona müdahale edemedim neyse artık hertürlü ev işi elimden gelir tek kusurum kalktığım yatağı toplamam, toplattırmam misafir gelmiyor niye topluyorsun diye çıkışırım. Süper ev perdesi asarım, annemin ulaşamadığı yerlere tırmanıp eşyaları indirme kaldırma işlemleri yaparım. Masaj yapamam ama teknolojiden anlarım onun yerine güzel bir masaj koltuğu edinebilirim.
vs. vs. 10 parmağımda 100 marifet yani =D

Anlıyamadım, Anlıyamiyacağım

Son dönemlerde 19" ve üzeri LCD monitörlerin fiyatlarının gayet uygun olduğunu gördüm ve haliylede prof. gaming için kendime 19" yada 20" bir monitör bakıyordum.
Bu arada bir anket gördümki 20" üzeri monitör kullanıyormuş çoğu kişi, vay canına dedim kendi kendime, tabi kafamdaki yanıt gecikmedi -Film
Evet bizim olağan üstü sosyal ve sanatsal milletimiz film izlemek için sırasında krediyle Plazmalar, Full HD LCD ekranlar satın almakta, tabi beni düşündürdü bu ne zamandan beri bu kadar sanata düşkün olduk biz ??? Hele birde film izlemeyi sosyallikten sayanlar var kendileriyle muhattap bile olmak istemiyorum ben.
Ne yani film izlemeyin mi diyorum size ??? Tabiki hayır isteyen izlesin canım ama eskiden sinemalara gitmeyen milletimiz ne olduda bu kadar "FİLM ARŞİVİ" meraklısı oldu. Bu konuda aşırı anti-pati doğdu bende artık hiçbir dizi, film vb. bir yapıtla ilgilenmiyorum.
İnsanları anlamak gerçekten zor gün boyunca izleyemiyecekleri kadar film indiriyorlar internetten ne o bir kaç tane herifin milyon dolarlarla çevirdiği ve bir o kadarda oyuncuların ve yapımcıların kazandığı bir tane manyak bir herifin yada kadının yazdığı konuyu oynayarak.
Bizde bu dünyada birer oyuncu değilmiyiz??? Oturup neyi izliyoruz???
Yada bir kaç sene içinde bizi bu denli sanata iten nedir??? Aslında basit bizim milletimize sushi'de bedava desen gider hergün sushi yer.
Gidin farklı hobiler bulun evde oturup mal mal gerçek hayatta yaptığımız şeyleri izleyip boş yere gözlerinizi heba ediceğinize.

Return...

25-26 Temmuzda yapılacak Türkiye'nin en büyük e-sports etkinliği olucak o büyük Lan Game'e katılmak için yaklaşık 1 haftadan beri antremanlara başladım.
Ne üzerine mi ??? Tabiki Call Of Duty 2
Baya baya düzelttim sonunda oynayışımı eski formumu tam olarak yakalayamamış olsamda ona baya yaklaştım.
Bunun yanında bir taraftanda Cod:Modern Warfare 2'yi bekliyorum Kasım gibi çıkıcağı resmi olarak bildirildi yepyeni dehşet bir PC kurup avrupa lig'lerinde boy göstermeyi düşünüyorum bu versiyonda.
Bekle beni Cod hiç olmadığım kadar sağlam oyniyacağım bu sefer =))

Kolum ağrıdı

Marilyn Manson'ı ne kadar sevmesemde sweet dream şarkısının introsu hoşuma gidince çalasım geldi. Mered 4 parmağı 4 perdeye yaydırınca haliyle bir kasılma ve bunun yanında kol ağrısı başlatıyor neyse artık rahat rahat çalıyorum o bana yeter =D

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Kızıl

Kendimi biraz daha iyi hissetiyorum şuan için neyse,
Annem akşam yemeğindeki haber spikerine "güzel kız" dedikten sonra bombayı patlattı;" kızıl kadınlar çok güzel oluyor ne giyseler yakışıyor." dedi.
Benim kızıl sevgimin nedeni belli oldu gibi ne dersiniz ???

Niye?

Kendime sürekli sorarım bu soruyu suçu ne yaparsam yapim ilk kendimde ararım. Hedefime ulaşamadığımda niye diye sorarım niye? Bazı niyelerin cevabını bulmak ya imkansız yada çok zor.
Hayatıma yeni bir sayfa açabilirmiyim dedim bugün??? Güzelce bir banyo ile başladım sonra yanıma sadece cüzdanımı alarak ev'den çıktım saçlarımı bile toplamadım. Kim tip tip bakarsa baksın kim nasıl düşünürse düşünsün hiçbirşey umrumda değildi. Başarısızlıklarımı, hedeflerimi sorguladım yavaş yavaş, nereye gittiğimi bilmeden yürüyordum bir taraftan aklım artık kalbimi durduramıyordu. Benim gibi mantık dolu bir adamın bu bünyesinde nasıl gerçekleşiyordu şaştım.
Düşündüm, düşündüm ve biraz daha düşündüm sonra nerdeyim diye şöyle bir baktım artık evden fazla uzaklaştığımın ve geri dönmenin vakti geldiğini farkettim.
Dönerken birden kafam sıfırlandı düşündüğüm herşey uçtu sanki ama halen bir bulanıklık vardı zihnimde halen ne yapıcağını bilmezlik binbir türlü ruh hali. Evime vardığımda biraz yorgun gibiydim üzerime değiştirip atıştırmak için bir kaç şey hazırlayıp yine içimi dökesim geldi.

İyiki varsın blog, iyiki varsınız...
Peki ya siz kendinize ters giden işler için soruyormusunuz NİYE?

29 Mayıs 2009 Cuma

Eğer...

Eğer 1 dilek hakkım olsa ömür boyu yanımda güzel bir sevgilimin olmasını isterdim.
Ya siz?

Yaşamak denirse

Yaşamıyorum, yaşıyamıyorum
Ne yapıyorum bende bilmiyorum herşey yine bok gibi amaçsızca yaşıyorum yaşamak denirse
bir insan ölümü niye ister ??? Hayattan sıkıldığı için, hayatta kendine yakın hiçbirşey bulamadığı için yada ne bilim müneccim miyim ben
Düşündüm taşındım en acısız ölüm şakaktan sıkarak oluyor ama silah bulmak zor. Yüksek bir yerden atlasam ölmemin garantisi yok. Hap içsem oda olmaz midemi yıkatırlar.
Off bulamıyorum...

27 Mayıs 2009 Çarşamba

Öğle Yemeği

Bugünki öğle yemeğinde nedense geçen günki ballandıra ballandıra anlatılan ve sürf yaparken takıldığım o müthiş anlatımlar üzerine bu öğle yemeğinde burger king'e gitmeye karar verdim.
Gittiğimde sipariş vermek için yer vardır sıraya bile girmeden yemeğimi sipariş ettim.
Kafamda farklı bir menü yoktu tabi ama boyut açısından biraz karışıktı, şöyle ki:
Whopper menü alıcam,
Kola orta boy ve buzsuz,
Patates king olucak.
Mecidiyeköy şubesinde Bircan adlı hanıma siparişimi verdim ve kadın teyyit için bir daha bana sordu bende teyyit ettim ve siparişimi aynen bana getirdi, benim yorumum şudur ki bu kızı orda harcıyorlar bence daha yararlı işlerde kullanılmalı.
Bilirsiniz birçok mc donalds ve burger king çalışanı büyük dediğinizde en büyük yada en büyük dediğinizde büyük boy getirme yada sipariş ettiğin gibi getirememekte bu yüzden bugün bu olay hoşuma gitti.
Sonra aldım menümü yemek için kapıya yakın bir yere oturdum ve iştahlı bir şekilde her şeyi yiyişimde zevk almaya çalışarak yedim.
Gene etrafımdaki tespit edilecek şeyleri kaçırmadım güzel bir film oyuncusu olabilecek bir kadın gördüm sanki kadın aktrist olmak için doğmuş o tip o komik ses sanki bu iş için doğmuş yanında sevgilisi vardı yoksa belki filmimde rol teklif ederdim. (Dimi kanka =D)
Genelde iş adamı gibi takım elbiseli insanlarda sbarro'dan yemek yiyolardı.
Neyse daha sonra yemeğimi bitirip üzerine midemde ayırdığım yer için ortaboy çikolatalı milkshake aldım.
Biliyorum çoğunuz ulan milkshake nedir??? Dondurma erise yemezsin! gibisinden şeyler söyliyebilir onun biraz daha soğuk hali neyse güzel yani =D
Ama mc donalds'ın kahveli milkshake'i ile hiçbirşey kapışamaz tavsiye ederim.

26 Mayıs 2009 Salı

Kafama Güneş Geçirmiş

Kankamla gittiğim Redbull Soapbox Race'de o g*t kadar doğal gaz kutu üzerinde ayakta 4 saat boyunca elalemin uğraşıp didindiği o arabaları izlerkene farkında olmadan çok feci yanmışız.
Tabi ilk olarak ben eve gittiğimde yüzümün yanmış ama gözümde gözlük olduğu için burnumun o kısmının yanmadığını ve komik bir görüntü oluşturduğumu gördüm. (bildiğin amele yanığı)

Dün böyle iş yerinde uyku uykulu sersem sersem iş yapmamın nedenini bulamayıp yatmıştım. Genelde duş alma işlemini sabahları uyanmama yardımcı olma amaçlı hemde akşam o değerli vakitimi ona heba etmemek için bu şekilde gerçekleştiriyorum derken kafamı sabunlamaya başladım yanmaya başladı ilk başta "ne oluyo" filan diye düşünürken banyodan çıktıktan sonra dank etti.
Kafamın dibi kıpkırmızı olmuş, başıma güneş geçmiş, saçımın o seyrekliğinden faydalanan ışık kafamın derisine kadar yakmış.
Halen çok acıyor, Allah'tan o kırmızımsılık gitti. Birde uzun saçlıyız birşey olmaz diye geçiniriz.
Ama ben yapıcağımı biliyorum bkz:Cmylmz Güneş sen mi büyüksün ben mi büyüğüm a...........

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Yapmakcık Sevgi Gösterileri

Facebookta bu tür yazıları görünce anlamsız şekilde bön bön ekrana bakıyorum. Benim anlayışım mı kıt yoksa bunların cümlesinde hiç bir mantığa dair bir kırıntı yok diye mi çözemedim. Genelde hep ay çok tatlısın, ay çok şekersin, kuzum, bebeğim, bir tanem, cart curt vs.
Sen fotoğrafa o şekilde ifadeler kullanmasan ben kızın güzel olduğunu anlamıyacam sanki ??? yada sen oraya o şekilde yorum yazmasan karşındaki bilmiyor senin onu sevdiğini.
Bu ne böyle abuk sabuk sevgi sözcükleri daha yapıcı daha kafa gerektiren cümleler kurun artık, detaylara takılın biraz yorum yazmak için yazmayın gerçekten içinizden geldiği gibi değerlendirin düz bir surat fotoğrafının neyine ne kadar bir yorum yapılabilirki??? mimik ve etraf öğeleri bu sorgudan süper yanıt çıkartır aslında onun haricinde ayna karşına geçip suratına 1 kilo yağlı makyaj yapmış kadının neresi tatlı olabilir yada o fotoğrafa baktığında ne görürsün ???
Ben boyadan başka birşey göremem açıkçası.
Birde Türkçemizi katledenler varki onları hiç söylemek istemiyorum ama konu buraya kadar geldi madem onlarında ben ta ... (sansür =D)
Uzun lafın kısası yapmacık sevgi cümleleriyle, yapmacık arkadaşlıklar kurmayın eğer bir insanı seviyorsan o zaten farkındadır bunun yazılara dökmene gerek yoktur. Eğer böyle birşey yapıyorsa o senin dostun değil arkadaşındır bu yüzden ona dostlarından daha çok yakınlaş ve gerçek yüzünü gör.

24 Mayıs 2009 Pazar

Hayattan çok şey mi istiyorum???

Sofokles ne güzel söylemiş "Bizi yaşamın ağır yükünden ve ıstırabından kurtaran tek sözcük sevgidir." evet arayıpta bulamadığım tek şey bu benimde, zor mu peki ??? benim için nedense ulaşılmaz. Tolstoy'un dediği gibi "Fazla sevildiği için kimse şikâyet etmemiştir." peki ya sevilmiyorsanız ??? evet, evet ya gerçekten bir seveniniz yok ve o ulaşılamazsa hayat birazda olsun bizim için daha yıkım dolu geçmez mi ???
İnsan insana muhtaçtır illa kız olsun diyemem erkek'te olur ama yeri farklıdır, kızların gösterdiği sevgi bambaşkadır.
Ama ben insanları seviyorum onlara saygı duyuyorum düşünsenize her gün dışarı çıkarken saçlarıma, giyimime, temizliğime özen gösteriyorum sırf kendim için değil insanlara saygım olduğu için Pat Carroll "Herkes temel birşeyi unutuyor; insanlar sizi, siz onları sevmeden sevmeyecekler" demiştir ama ben şu ana kadar bir yararını gördüm mü ??? koca bir hayır.
Ne yapıcağımı bende bilmiyorum, birşey yapmak için çabalıyorum ama ne için çabaladığımı ve ne yolda gittiğimi ben bile bilmiyorum sadece kendime göre küçük bir kaç hayalim var onlardan birini gerçekleştirsem ve cidden yanıma güzel bir hayat arkaşı olsa fenamı olur yani istediğim aslında bu dünyada cennet oluyor biraz, Helen Rowland "Sevdiği kadını ve sevdiği işi bulan bir erkek yeryüzünde cenneti bulmuş demektir."

Gözlük temizliği

Gene başlık bulamadım sade birşey tercih ettim. Gözlük alalı 1 hafta oldu ama haftada en az 3 kere temizledim. Bu ne ya leke yapmayan gözlük istiyorum, durduk yere nasıl oluyor bu leke çözemedim gitti. Hele böyle beyaz beyaz toz geldim mi birde onu temizliyim derken cam'ı bulandırdın mı offf uğraşki temizle valla takmak sorun değil ama temizlemek beni bezdirdi biraz, zaten bu konularda biraz kıl bir insanım sanki üzerinde leke olunca etrafımdaki insanlar bana tip tip "aaa lekeli gözlükle geziyo tipe bak" şeklinde bakcaklarmış gibi geliyor. Neyse bozduk gözleri katlancaz artık =((

Redbull Soapbox Race


Katılmayı düşünüp Can'ın biz buna yetişemeyiz demesiyle vazgeçtiğimiz bu seneki Redbull Soapbox Race'de 12'de başlıyor demelerine rağmen daha saat 1 gibi başladılar bunun yanında önce Kenan Sofuoğlu redbull arabasıyla indi, daha sonra Dünyaca ünlü bir akrobat özel motorsikletiyle show yaptı.
Biz bu arada biraz geciktiğimiz için aslında fenada olmadı, bir doğalgaz kutusunun üzerinden izledik önümüze 9 numara bir kız geldi ama fazla açık giyiniyordu Can gene bana olum git konuş ayağı yaptı. Bende gene ne konuşucam diyip es geçtim neyse.
Yarış güzeldi zevkliydi ama tek tarafa koca ekran kurduklarından vede biz ekranın tarafında olduğumuzdan tam olarak bir bok anlamadık, bunun yanı sıra Doğa Rutkay'ın bağırmaya çalışması çabası bir ayrı husustu.
Önümüzdeki seneki Soapbox'da inş. bizde olcaz en süratli araba bizim olcak ulan!..

22 Mayıs 2009 Cuma

Senin gibi Üniversitenin

Offf Offf Web Programlama bölümüne hiç ödev verilmiyor bize gelince 7 tane ödev dayamışlar. Zaten birşeyde öğrettikleri yok uzaktan eğitim malum, amaç maksat MYO diplomam olsun. Daha rahat iş bulayım. En kötüsünden üniversite bitirdim diyebileyim ama nerdeeee fakülteyi bile adam gibi gezmiş değilim ki.
Sınavları kaldığım dersleri nasıl kara kara vericem derken üniversite terk statüsünün asker forumundan başka bir yerde kıymetinin bilinmediğini öğrendim ama bu bile benim için güzel bir züürt tesellisi oldu.
Kafam çok karışık ne yapcağımı bilemez durumdayım bir imkanım olsa atlicam herhangi bir sözel bölümüne çatır çatır her sınavını verip geçicem ama işte...

21 Mayıs 2009 Perşembe

Extreme istiyorum

Hafta içi hergün yapabildiğim en extreme hareket metronun sarı çizgisini geçmekten başka birşey olmuyor. Yeter artık aksiyon istiyorum biraz, alternatif fikri olanlar yazsın lütfen!..

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Google bize kız bul!..

İşin gücün ne lan! anca optimize et, algoritmasını yenile cart curt.
Yok hergünün anlam ve önemine karşı resimini yenile filan hoş şeyler değil bunlar eski google'a yeni adet getirmeyin.
Ne biçim arama motoruysa Hanım hanımcık, helal süt emmiş, oturmasını, kalkmasını, konuşmasını, yemek yapmasını bilen bir kız diye arat bakim 2 tane alakasız boktan sonuç çıkarıyor. Bumu yani sizin herşeyi bulan arama motorunuz
Tamam bazı özelliklerinden kısabilirim onada razıyım hani bazı şeyleri birlikte konuşarak halledebiliriz(umarım) ama google bulsa onlar kolay.
Facebookta aratsan zaten sittin sene bulamazsın.
Google'ı burdan kınıyor şiddetle eş arama motoru yapmasını rica ediyorum lütfen!..

Kadın egoları

Kankamın bana ulaşıp bu konuyu aktardığında olayı çeşitli yönlerden ölçtüm, tarttım, düşündüm ve 2 günlük tahlil'imin sonucunda şu karar'a vardım yaz kızım... =)
Asıl amacı küçük bir serzeniş olup erkekleri toplamak isteyen ERKEK BLOGLARI'na bir kaç kadının egolarını tatmin etmek amacıyla kıskançlıklarını dile getirdiklerini gördüm. Evet kadınlar kendi cinslerini bile kıskanıyorken Erkeklerin bu şekilde birbirleriyle yardımlaşmasını çekemiyorlar bu aşikardır.
Durum böyle olunca kendi çapında yazılar yazıp atıp tutuyorlar. Onlarıda mazur görüyorum malum dönemlere girince bir hiddet dolu oluyorlar ben o şekilde yorumlayıp insanlıktır diye geçmek istiyorum.
Amacım şu dur "yiğidi öldürün hakkını yemeyin" erkekler toplanmış helal olsun kutlarım gibi bir yazı yazıcaklarına saldırıyorlar yakında bir gün o erkekler sizin kocanız olucak bunuda unutmayın,
siz ne kadar istemesenizde genlerinizde bunlar kayıtlı tabi tercihiniz farklıysa orası beni ilgilendirmez.

NOT:Amacım yeni bir kavga çıkartmak amaçlı değildir erkekler olmadan kadınların, kadınlar olmadan erkeklerin bir manası yoktur ikisininde yeri ayrıdır anlatmak istediğim yapılan saldırıların yersiz olduğu ve umursanmaması gerektiğidir, bırakın onlar egolarını tatmin etsin.

19 Mayıs 2009 Salı

Alkol yasak

Radyo istasyonlarını dolaşırken annem bir haber duydum dikkatimi çekti.
Norveç ve İsveçte gençlere alkol yasaklanmış yazımı fazla uzatmadan tek cümle etmek istiyorum provakatör insanlar için.
Bunu Türkiyede yapsalar şeriat geldi derler.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

PARA!

PARA!
Ev alabilirsin............ama yuva değil.

Yatak alabilirsin ..........ama uyku değil.

Saat alabilirsin ....... ama zamanı değil.

Kitap alabilirsin ........ ama bilgiyi değil.

İlacı alabilirsin..... ama sağlığı değil.

Ya işte gördünüz, para herşey değil. Veee genelde acı ve ızdırap veriyor.
Dostum... Benim size diyeceğimin hepsi bu.
Arkadaşça söylüyorum, sizi bu acı ve ızdıraptan kurtarmak istiyorum.

BU YÜZDEN paranızın hepsini bana gönderin...

UNUTMA, sizin için ızdırap çekeceğim.
-------------------------------
nakit lütfen !!!
-------------------------------

gördünüz mü, ne kadar iyiyim ??? Nakit yoksa hesap no xxxxxx

Nayır Nolamaz Göremiyorum...

Bugün izinliydim iş yerinden göz doktoruna gitmek için gözlerime 5 dakika ara ile iki kere damla damlattılar ve göz bebeğim büyümeye başladı. "Noluyoruz lan bulanıklaşıyor görüşüm DOKTORRR ne yaptın bana" diye atlayasım geldi =))
Neyse sonra tekrar baktı 0,25-0,75 ve astığmatlı çıktım antirefleli mi ne gözlük verdi birde Daimi takıcakmışım. halen gözüm bulanık yakını hiç göremiyorum ama uzağı nispeten daha iyi görüyorum bu yazıyıda monitörle 1 metre mesafe ile yazıyorum. 24 yada 36 saat sonra göz bebeklerimin normale döneceğini söylediler "Ulan dönmezse seni bulurum DOKTORRR"
Gerçi gözlük yakıştı he düzelse bile numarasız taksam mı karizma oldu harbi =D

17 Mayıs 2009 Pazar

Radyoda o an içimi saran şarkı

Dream Theater - As I Am radyoda denk geldim çok hoşuma gitti sözlerine bayıldım paylaşmak istedim.

Olduğum Gibi

İçinde ne olduğunu anlatma bana,
Bana nasıl yazacağımı anlat,nasıl kazanacağımı değil
Bu kavga senin hayatın değil
Benim olan tek şeyi alma hakkın yok

Başının üzerinde olduğu zaman içinde kanıtlanmıştır
Satır aralarını okumayı deneme
Açıkça belirlenmiştir
İnandığın şeye olan inancını asla yitirme

Ezilenler gibi hissederek dışardan izle
Ezilenler gibi yaşayarak pencerenin dışından izliyorum

Seni haklı çıkarmaya çalışıyorum
Sonunda sana sadece meydan okuyacağım

Anlayanlara
Elimi uzatıyorum
Emrin altında değilim
Nerede duracağımı biliyorum
Planına uymak için değişmeyeceğim
Beni olduğum gibi kabul et
Beni olduğum gibi kabul etmelerini öneriyorum
Şüphelenenlere
Olduğum gibi

Hala
Yokuş yukarı koşuyorum
Akıntıya karşı yüzüyorum
Keşke böyle olmasaydım
Kahretsin
Kendimi sıkışmış hissediyorum
Sıradanlık denizinde kaybolmuşum
Yavaşla
Çok fazla düşünüyorsun
Ruhun nerede? benim oynadığım şekilde dokunamazsın
Ya da ne söyleyeceğimi anlat bana
Sen inandığım her şeyle aynı yoldasın

Ezilenler gibi hissederek dışardan izle
Ezilenler gibi yaşayarak pencerenin dışından izliyorum

Nefesimi sana boşuna harcıyorum
Açık fikirler sana saldıracak

Anlayanlara
Elimi uzatıyorum
Şüphelenenlere
Beni olduğum gibi kabul etmelerini öneriyorum
Emrin altında değilim
Nerede duracağımı biliyorum
Planına uymak için değişmeyeceğim
Beni olduğum gibi kabul et
Olduğum gibi

Anlayanlara
Elimi uzatıyorum
Şüphelenenlere
Beni olduğum gibi kabul etmelerini öneriyorum
Emrin altında değilim
Nerede duracağımı biliyorum
Planına uymak için değişmeyeceğim
Beni olduğum gibi kabul et
Olduğum gibi, evet
Olduğum gibi

Güllüoğlu serüveni

Havanın güzel olmasını fırsat bilip İstiklâl'i takiben meşhur orjinal karaköy güllüoğlunda bir dondurma&baklava ziyafeti çekelim dedik en yakın arkadaşımızla tabi genelde hep alıp evde yediğimizden vede genelde annemler aldığından ben biraz mekana yabancıyım ama içeri girer girmez gördüğümüz tabelalardan mekanın self servis ve önce ödeme sonra hizmet şeklinde gerçekleştiğini anlamak bizim için zor olmadı. Kasaya 21TL ödememizi yaptıktan sonra ilk önce baklava tarafına geçip 1 porsiyona 4 adet denk gelen baklavalarımızı alıp yan taraftanda baklavaların boylu boyunca koyulan dondurmaları bir güzel afiyetle yedik ama tabi dondurmada ne kadar serinletsede insan susuyor arıtılmış su isiminden şüphelenerek aldığım suyun içtiğimden bildiğimiz terkos suyunun arıtılmış hali olduğunu anladım ve amannnn vücudun bunada ihtiyacı var diyerekten bir güzel mideye indirdim. He bu arada 2 bardağı aynı anda doldurunca herkes bana tip tip baktı kabiliyet lazım tabi =D

İstiklâl'de AXE tanıtımı

İstiklâl'de süper mini etekli mankenlere taş çıkartıcak güzellikteki kızların axe parfümü tanıtımı için dolaşması istiklâldeki apaçilerin ilgisini çekmiş ve etrafında bir ordu şeklinde akbabalar gibi başlarına dikilip kadınların 1 metre yanından fotoğraf çekenler vs.
İğrenç bir görüntüydü bir an için erkekliğimden utandım bu mahlukatlar yüzünden içimden ulan bizide kızlara bakıyolar sanıcaklar diye içimden geçirip önüme bakıp yürümeye devam ettim halen böyle tipler olduğu sürece ben erkek olarak kapri bile giymem bunlar bizede sulanır yakında.

Bekleyin beni!

Saat 12:30-40 gibi evden taksim'e çıkıcam bir vesayit otobüs ile 30dk içerisinde ulaşacağım. Beni görüp tanıyanlara imzalı kart'ımı verebilirim yada yeni kısa film'den rol =D
Bekleyin beni bu akşam baya yazı çıkacak...

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Aldım gitarı...

Aldım gitarı bastım tellerine bastım tellerine abandım tremoloya anlatamam o sesi =D
felaket bir efekti deneme aşamasındayım her seferinde yapılamayacak kadar zor ama çok ilgi çekici ve yapamadığında rezil olabileceğin bir hareket baya bir kasıyorum süper oluyo ama teller artık kendini salmış durumda gitarda akor diye birşey kalmadı kronik bir kol ağrısı baş gösterdi koydum sehbasına.

15 Mayıs 2009 Cuma

Kramp!

Vücudumda istediğim gibi kramp tetiklemeleri yapabiliyorum o derece insan vücudu üzerinde aştım. Peki mazoşist miyim??? Hayır sadece bu hareketleri bilmem bana o hareketi yapmamam gerektirdiği bilincini kazandırıyor ve en zor durumda kaldığım anlarda bile olacağını anladığım an hemen normal konuma geçiyorum.
Eğer kramp girerken aynı konumda devam ederseniz çok pis kitlenirsiniz öyle 5-10 dakika anammmmmmmmmmmmmmmmm diye bağırır kalırsınız olduğunuz yerde ben o derece kitlenmedim ama bazen yaptığım sakat hareketlerle ne olcağı belli olmuyor.

Bisiklet alcem leyn...

Diye haykırdım içimden =D
Geçen gün gördüğüm bir video aynen böyle geçirdi içimden, her zaman azimle sıçan insanın taş'ı deleceğine inanan bir insan olarak bende bir bisiklet alıp akrobasi hareketlerini niye yapamıyayım dedim??? BENİM NEYİM EKSİK!
Hatta gayet etletik bir vücuda sahibim sadece gereken şeyler zaman, azim, çalışma, beceri ve ciddi düşünme heves olmaması lazım yaptığın şeyin. Bunları düşünürken aklıma bisikletle iş'e gitmek gelmedi değil açıkçası ama taaaaaaaaa 4-5 km olarak kafamda kurduğum için her gün sırılsıklam iş yerine gitmek haliyle pek mantıklı bir davranış değil.
E haftasonlarıda dinlenmek yerine böyle abidik gubidik şeylerle uğraşmak yerine dinlendiğimden benim için sadece hayal ve meyal oldu.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Metroda çarpıldım bir siyahlıya

Bugün metroda aynı vagona binene kadar dikkat etmediğim beyaz gömlek, siyah yelek ve siyah pantolonlu, siyah babet ayakkabılı, işaret parmağında siyah yüzük bulunan, siyah gözlüklü, siyah çantalı, hafif makyajlı o akustik gitar taşıyan kız'a bir anda çarpıldım.
Metronun karanlık camlarının yansımasıyla suratının her bir inceliğini süzdüm, daha sonra mecidiyeköy'de yer bulup koltuğa oturdu ve çantasından uykusuz dergisini çıkardı şöyle bir terse kıvırdıktan sonra büyük bir heves ve bıyık altı gülümsemelerle okumaya devam etti bakımlı çok az uzun tırnakları ve elleri çok hoştu.
En çok hoşuma giden şeylerden bir taneside mizah anlayaşının olması, belki konuşabilseydim o kadar çok orta nokta bulucaktık ki birbirimizde, belki konuşabilseydik o kadar iyi anlaşıcaktık ki, belki konuşabilseydik...
O taksim'e devam ederken ben osmanbey'de inmek zorundaydım bazen koşar adımlarla bazende kafam bulanık şekilde yürümeye devam ettim. sanırım gene kafamı dağıtmaya ihtiyacım var biraz.

Yine gitarım ve ben


Bu aralar nedense etraftaki tespitlerim çok azaldı bir kaç haftadır baya uyku düzenim bozuldu. Sabah sersem gibi kalkıp iş'e gidince etraftaki kim bilir ne ilgi çekici olayları kaçırıyor. Mecbur daha bir günlük vari yazıp içimi dökmeyi tercih ediyorum bu aralar.
Dün akşam gene efkarlandım aldım elime gitarımı hızlı hızlı gördüğüm her şarkının tablarına bakarak çalmaya başladım haliyle tahmin edebileceğiniz gibi ellerim'i hissetmiyordum öyle pis basmışımki tellere tremolo kolunuda kullanınca akord'un içine ettiğimin farkına vardım ve akord edip yerine koydum.
Öyle mutluydum ki bütün hırsımı çıkardım gitarımdan o an için, ona konsantre olmak o tınıları içinden hissetmek süper bir duygu benim en iyi arkadaşım. Ama tabi Marshall 15w amfimi evde sadece distorsion çıkacak ilk volume'de açabiliyorum akşam çaldılığım için yoksa apartman'a konser verebilecek havaya sahip =D
Hayat böyle işte küçük şeyler bazen şu monoton yaşamı renklendirmeye yetiyor aslında ama küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmeliyiz. Gerçi mutlulukta geçici birşey 3 saat arkadaşlarınla makara yaptıktan sonra eve gelip olum canım sıkılıyo lan! dediğimide biliyorum.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

{Anti-Pop}

Senelerdir nick'imde yer almış muazzam kelimedir kendisi StummScream{Anti-Pop} aslında çoğu kişi tarafından pop müziği taşladığım farzedilirken bunu aslında popüler olan herşeye karşı olduğum için yazıyordum. Kendimi bazen insanlardan farklı görme cidden hoşuma gidiyor.
Herkes tek tip dolaşırken farklılık yaratarak insanların içerisinde belirmek hoş birşey ama şaklaban gibi belirenlerde var tabi, her tarafına birşey dolamış olur olmaz yerlerinde piercing falan filan
Kim bilir belki içimdeki liderlik ruhu beni bu anarşiliğe iten her zaman dediğim gibi yönetim biz olana kadar yönetime karşıyız...

11 Mayıs 2009 Pazartesi

İstiklal turu

Bugün kankam ile istiklal turundaydık yine eskisi gibi, eskisi gibi diyorum çünkü uzun süreden beri istiklal turu atmıyorduk kendisiyle genelde başka kimseylede öyle istiklal'de 2-3 tur atmam. Milyonlarca kişi görüyorsun çok daha rahat oluyorum nedense ben o kadar kişinin içinde o an sanki ilham geliyor bana cümleler kafamda oluşuyor akıyor dilimden.
Uzun zamandan beri ilk defa bu kadar sağlam hava aldım diyebilirim yalnız özlemişim dışarda böyle yürüyüş yapmayı. İnsan tabi genelde erkek olunca arkadaşı gelecek hayalleri ve varsa projeleri konuşur bizde aynen öyle yaptık proje projeyi getirdi bir sürü şey düşündük gene umarım bir gün şans benim ve bizim yüzümüze güler umarım...

10 Mayıs 2009 Pazar

Eşofman İhtiyacı olan insanlar

Hayatın gerçekleri iç içe...

Bugün en yakın dostum can'ın yazısını okuyunca benimde aklıma böyle bir yazı yazmak geldi.
Benimde bir zamanlar hayallarim vardı, artık olmayan hayaller daha doğrusu hedef hepsine ulaştım evet hepsi çok küçük şeylerdi. Bilgisayar, gitar, yazılımcı olarak bir firmada çalışmak. Amaçlarımın hepsine ulaştım ben bu hayattaki sınav'ımı bitirdim 18. senede kağıdımı verip rahat bir şekilde sınav sonucumu beklemek istiyorum ama olmuyor işte bende sokağa çıkıp avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum ama bunları sadece içimden yapabiliyorum.
Hayattan kısa süreliğine mutlu olmaktan nefret ediyorum, arkadaşlarının yanına gidersin ve onları güldürürsün bunu yaparken kendinden gülersin aslında o an içinden neler geçtiğini kimse bilemez ordan çıktıktan sonra eski haline dönmüşsündür. kafan yerde ellerin cebinde kafanda müzik tınıları hep kendime sorarım ben niye böyleyim benim mutsuzluğum neye bağlı, bulamıyorum.
Belki çözebilecek birşey var ama parayla satın alınamıyacak kadar zor, karamsarlığı kimi zaman seviyorum çünkü iyimser düşündüğüm zaman tersi çıkıyor zaten o yüzden karamsar düşünüyorum daha fazla üzülmemek için, benim için hayat banktaki oturan şarapçıdan bile daha kötü o bir şarap alıyor herşeyi unutuyor hiçbirşey umrunda değil. Ben ise ne yapacağımı bilmiyorum elimden gelebilecek hiçbirşey yok.

Müziğim herşeyim...



Metal öyle sağlam bir müzik tarzı ki insan kendi içindeki çığlıkları o şarkılarda buluyor. Kafasını sallayıp herşeyi o an için uçuruyor, sokakta kendimi o kadar özgür hissediyorumki bir sürü çuval pantolonlu insanlar arasında evet ben farklıyım diyebiliyorum.
O parçaları çığlıkları hepsini içimde hissediyorum sanki kulağımla değil yüreğimle dinliyorum, bazen kafamı dağıtmak için sesi açabildiğim kadar açıyorum açıyorum açıyorum süper birşey hiçbirşey düşünmüyorsun. Kulaklarından çıkardığında hoş bir çınlama kalıyor, bazen müzikle gaza gelip çılgınlıklar bile yapıyorum.
Nasıl olsa beni sokakta bir kere gören insan bir daha görmesi çok zor metrodan ayaklarımla son sürat inerken takılıp kafamla yürüyen merdiven arasında 1 karış kala merdivenlerden inip hiçbirşey yokmuş gibi devam etmek ilk başta belki biraz adrenalin oldu ama sonra süper bir çılgınlık yaptığımın farkına vardım aslında ben bunu yapmak istiyordum bir sakatlık çıkarmak.
Hayatta acılarımı örtmemi tek sağlayan şey, kafamı tek dağıtan şey müziğim...

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Erkek Adam Nasıl Pc Kullanır...

*pornolarını saklamaz adam gibi masaüstünde dizer.
*pornolarını başkalarıyla paylaşmaz namusu olarak görür onları.
*Silmek istediği bir dosyayı Shift+Del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.
*Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur.
IP'sini gizlemez.
*Windows XPde bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuk yapmaz, hoşgörülüdür.
*MS Office yardımcısını da diğer yazılımların Yardım menülerini kullanmaz.
*bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir. "Tek rakibim AMD", "Rahmetli de X386'ydı", "Bir sana hasretim bir de 3Ghz CPU hızına", "Windows'un ustasıyım, Linux'ın hastasıyım" gibi sözleri ağzından düşürmez.
*IMAC gibi renkli, cicili bicili bilgisayar kullanmaz.
*Görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına estiğinde defrag yapar.
*İnternette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar.
*Antivirüsle, spyware ile uğraşmaz. Gerekirse format basar.
*Multimedya klavye kullanmaz.
*Laptopun dokunmatik faresini kullanmaz, normal fare takar.
*Işıklı-janjanlı kasa kullanmaz.
*Ekran koruyucu kullanmaz.
*Overclock yapamıyorum diye ağlamaz.
*Sistemi eski de olsa onu hor görmez, sahip çıkar.
*"Bilmiyordum yanlış yaptım PC bozuldu" demez. "Sinirlendim vurdum tekmeyi, bozuldu" der.
*Markalı PC almaz, kendi PC'sini kendi toplar.
*AMD 3000+'ı 2.6Ghz'e overclock ederken yanan işlemcisini servise ***ürdüğünde adam gibi doğruyu söyler, "abi açtım çalışmadı" demez. "Ne biçim işlemci bu, adam gibi overclock yapılmıyor" der.
*Bilgisayar ayarlarını kurcalamaktan kaçınmaz. Gerekirse bozar ama yine de kurcalar.
*Sınır tanımaz! ADSL limiti 3GB ise 2.9'da durmaz, sörfe devam eder.
*Hızlı yazayım derken yaptığı yazım yanlışlarını silmekle uğraşmaz, hemen Enter'a basıp gönderir.
*Sabit diskden, fandan, CPU'dan çıkan seslerle huzur bulur.
*Fedakar olur, yaz sıcağında kendisi boncuk boncuk terlese bile vantilatörü kasadan içeri doğru tutar.
*Mouse kullanmaz, klavyedeki hünerlerini her yerde gösterir.
*XP'sini Windows klasik temasıyla kullanır. Şekerci dükkanı gibi kullanmaz.
*Dial-up'ında "save password" demez, tüm şifrelerini hatırlar hepsi de farklıdır.
*My Pictures veya My Music klasörlerini kullanmaz, aksine siler.
*Boş USB yuvası bırakmaz hepsini doldurur.
*Gecenin bi vakti bile olsa bilgisayar başında atletle şortla oturmaz.
*Yazılımların LITE sürümlerini kullanmaz.
*Ctrl+Alt+Delete ile uğraşmaz direkt reset atar.
*Sevdiği kızın adını ağaca değil, monitöre kazır.
*Ayna önünde değil, web cam yardımıyla monitör önünde tıraş olur.
*128 MB USB bellek taşımaz, babalar gibi 80 GB sabit disk taşır.
*QuickFormat atmaz.
*Yamasını kendi yapar, internette yama aramaz.
*Bulduğu Windows açıklarını kendi kapatır.
*Disket sürücüsünden vazgeçmez.
*Evinde evcil hayvan yerine virüs besler.
*Tıklamaz "basar".
*Pencereleri ve bilgisayarı fareyle kapatmaz, Alt+F4 kullanır.
*Renkli, cicili bicili Windows Media Player arayüzü yerine, siyah arayüzlü Winamp kullanır.
*Uzaktan yardım kullanmaz, hatalı bilgisayar nerdeyse oraya gider.
*Beta program kullanmaz.
*Optik sürücüyü asla tuşuyla kapatmaz, eliyle iter.
*Klavye bozulduğunda çöpe atmaz oturur can yoldaşını tamir eder...edemezse ettirir

7 Mayıs 2009 Perşembe

Hayattaki para akışı

Mevsim yaz, aylardan Ağustos...

Riviera kıyısında küçük bir kasaba, yaz sezonu ancak yagmur yağıyor, yani kasaba bomboş, herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar

Şans eseri otele zengin bir rus geliyor ve resepsiyona 100 dolar bırakıp, odaya bakmaya çıkıyor

Otel sahibi parayı hemen alıp, Kasaba olan borcunu ödüyor

Kasap, 100 doları hemen kaparak toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor

Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren son defa birlikte olduğu kadına götürüyor.

Kadın parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor.

Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip 100 dolarını geri alarak kasabayı terk ediyor.

Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor ancak

TÜM KASABA BORÇLARINDAN KURTULUYOR VE GELECEĞE ÜMİTLE BAKIYOR...

Özgürlüğün bile boku çıkmış...

Özgürlüğün bile boku çıkmış artık o kadar özgür bir milletiz ki,
Sapıkça insanların çarpık cinsel ilişkilerinin sansüre uğramasını bile özgürce değil olarak görüyoruz. "And then came Lola" adlı lezbiyenlik ile ilgili film'in Facebook üzerindeki Fan Page'ine çok ilgi olduğu ve Facebook'un bunu engellediği için özgürlüğü kısıtlayıcı olarak gösterilmesi beni bu yazıyı yazmaya sevketti.
Özgürlükten anladığınız nedir sizin ya??? Çarpık ilişkiler, Teşhircilik, Her köşe başında birahane
Eğer Türkiye'de çağdaşlık ve özgürlükle bunları destekliyorsak yuh bize madem o kadar özgür olmak istiyorsunuz çıkın dışarı anadan doğma, madem içmek istiyorsunuz alkol komasına girene kadar için...
Ama bunları özgürlükle bağdaştırmayın artık insanların vucütlarını teşhir etmesi nasıl bir özgürlük olabilirki??? Mini etek denilen kumaş parçasını giy dolaş kendini teşhir et, millet sana insan ve kadın olduğun için değil, seni "cinsel obje" olarak görsün. İnsan yerine koymasın sonra kadın hakları ve özgürlükten bahsedin.
Alkol insanları yaptığı şeyin farkına varmamasını sağlıyor ve kötü yola sevkediyorsa o da yasaklanmalı. Herkes kararınca içemiyor çünkü, siz alkol parası alamadığı için kocasından dayak yiyen kaç kadın var biliyormusunuz??? Peki bu da mı özgürlük???
aaaa tabi çok özgür bir milletiz dayak atmakta süper bir özgürlük olsa gerek!..

5 Mayıs 2009 Salı

Ölümün Durağına Lütfen!..

Ölmek,
Belki huzura kavuşmak,Belki huzura kavuştuğunu sanmak,
Yapamayacağın birçok şeyi yapabilmek aslında, ölmek gerçek bir huzur olabilir. Peki insan niye ölmek ister ki böyle janjanlı bir hayat varken???
Aslında bir insan belli bir yaşa gelince hayaller başlar şunu yapıcam, bunu alıcam vb. kimilerinin hedefleri küçüktür. Genç yaşta istediği hedeflere ulaşır ve artık o insana hayat sıkıcı gelir, sıkıldıkça sıkılır farklı arayışlar peşine girmeye çalışır ama yapabileceği kısıtlıdır.
Yeni hayaller düşünür ama artık onlar tatmin etmez hiçbir şekilde birde iki bütün'ün bir tam oluşturduğu olay hiçbirşey ile satın alınamaz...
Peki ölüp ne yapıcaz??? Bana kalırsa herşey çok güzel olucak ebedi bir hayat, inancın yerindeyse süper bir hayat seni bekliyor zaman,mekan dünyadaki hiçbir kavram yok.
Bu sözlerden sonra toplu intihar'a sebep olmak istemem ama durum bu açıkçası ben birgün gerçekten ölmeyi şuanki kadar istersem gönüllü asker olmak için doğuya gidip teröristlerle göğüs göğüse çarpışıp şehit olmak temizliyebilirsem terörist temizlemek isterdim.
Çünkü mermi en iyi ölüm şekli.

Ne bu rahatlık???

Sokakta diğer insanlar arasında ne kadar rahat olabiliriz ki, etraftaki herkes sanki o an size bakıyormuş gibi sanki her an rezil olucağını düşünüyor gibi davranıyorsun.
Ben hep amannn koskoca İstanbul'da 2. defa beni kim görcek görsede nerden tanıyacak edasıyla dolaşırım istediğim yerden atlar istediğim yerden zıplarım. Rahat yaşamak sanırım böyle birşey sokakta istediğin zaman dilediğince bağırmak ve herkesin o an tip tip sana baktığında arkadaşınla birlikte gülmek olsa gerek.
Ama ne hikmettir ki sokakta gördüğüm biriyle tanışmaktan her daim çekinmişimdir. Sürekli olum gidip ne söylicem tarzında arkadaşlarıma fikir danışmaktayım, aslında onlarında bir fikri olmadığından her seferinde git söyle birşey, burda senaryo yazma o cevap verir sende ona göre birşey dersin diyorlar. Doğru mu yanlış mı söylüyorlar bilmem ama yanına gidip aaaa,şeyyyy,ııııııııı gibi kekelemektense önceden güzel bir başlangıç kalıbı oluşturmak en iyisi ama önce sanırım bunu yapabilmek için sağlam bir cesaret gerekli.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Asosyal insanın basit yaşantısı

Asosyal bir insanın yaşantısı gayet basit sabah kalkarsın bilgisayarın başına oturursun sadece beşeri ihtiyaçların için kalkarsın ve tekrar oturursun.
Gece olur göz kapakların ağırlaşır vurur kafayı yatarsın. Bazen gerçekten dostlarını görmek ister aslında insan ama etrafındaki dostları azdır onlarında işleri vardır içinden biraz sinirlenirsin ama diğer tarafın hak verir.
Ama şuna emin olunki asosyal insanların %97 gibi büyük bir kesimi kendi istediği için asosyal değildir.

3 Mayıs 2009 Pazar

Şekerli patlamış mısır isteyen???

Bir ara her akşam yapar hale gelmiştim sonra unuttum hemen gidip annemden tarifini öğrendim şimdi benim çok hoşuma gider yalnız yemesi tuzluya nazaran daha zordur. Eğer denemediyseniz ve farklı tadları seviyorsanız tam size göre;
1 çorba kaşığı yağ
1 tatlı kaşığı tepeleme şeker
Göz kararı mısır
bu malzemeleri iyice karıştırdıktan sonra ocağın altını açıp patlatmaya başlayabiliriz.
Tabi bu ölçü kişiden kişiye değişip ben 1 kişilik için yazıyorum.
Dikkat edilmesi gereken iki husus var
1-Patlamaya başladığında ağzını kapattığınız tencerenin ağzını hafif aralık bırakın buhar yapıp geveşemesin mısırlar
2-Patlama biter bitmez anında bir kaseye boşaltın yoksa dibinde şeker karamelleşmiş oluyor ve kalırsa içinde hiç hoş olmuyor.
Haydi afiyet olsun...

Ünlü olmuşum...

Sitem 6. gün 3k hit gördü an itibariyle gözlerime inanamadım şuan tahmin edebildiğiniz gibi göt'üm acayip kalktı desemde inanmayın =D
Gayet mütevazi biriyim 3000 hit nedirki canım... =D

Dönemsiz Askerlik...

Kısa dönem askerlik kaldırılıyormuş herkes eşit yapıcakmış. En mantıklısıda o sonuçta bir insan üniversite okuduysa kendi için okudu kimse için okumadı yada askere gitmemek için 30-35 yaşına kadar okuyanlara ne demeli??? Eninde sonunda gidiceksin niye bu kadar uzatıyorsun ki...
Ama birde işin şu kısmı var, askerliğin gençliğin baharından 12 ay çalması çok kötü birşey, ülkemiz savaş durumunda değil ki niye 12 ay??? Bu ülkenin bu kadar çok vergiden kazandığı para mı var??? o kadar asker'e ortada bir savaş olmadan yapılan yatırım yazık değil mi???
12 ay askerlik yapan adamın doğuya gidip acemi bir şekilde çatışıp şehit olması yazık değil mi???
Doğu kesimine prof. askerlerin yerleştirilmesi askerliğin makul süreye çekilip insanları askere teşvik etmek daha iyi olmaz mı??? Zaten insanlar askerden kaçarken daha niye bu kadar uzun dönem askerliği diretiyorlar.
Yoksa insanlar yurt dışına çıkıp daha fazla beyin göçü olsun diyemi???

Toz Toz Toz

Bahar'ında gelmesiyle birlikte üzerime gelen bir canlılık ile dün akşam saatlerine doğru farklı cins seslere yönelmeye çalışan fanlarımın artık tozlarla savaşında iflasın eşiğine geldiğini gördüm ve bu sabah temizleme kararı aldım.
Pencere çıkarttığım kasamın içine kompresör adı verilen hızlı hava üfleme aletiyle tozlara çoşkuyu vererek devasa bir toz dumanı elde ettim.
Bir o kadarda amannn temizlesemde kurtulsam dedim çünkü insanın bilgisayarı eskidikçe ona olan ilgiside eskiyor, bir zamanın canavarı şimdinin ihtiyarı olunca o koruma zevki kalmıyor.
Hele birde o tozlanan parçalar zaman ile matlaşır ve üzerindeki o tozlar yok olmazsa insanın biraz siniri bozulabiliyor.

Tüketim manyaklığı...

Artık bu bir çılgınlıktan çok manyaklığa giriyor. İnsanlar öyle abuk sabuk şeyler alıyorki, bir kısım ihtiyacından fazla sırf yeni model diye başka bir kısım ucuz diye.
Heleki bir zamanlar çok revaşta ve halen bulunan "milyon center" adı verilen içerideki çoğu tırı vırı şeylerin 1TL'ye satıldığı yerlere insan girince şunuda alim bunuda alim aaa bu 5TL imiş olsun alayım derken kasada birde bakıyorsunuz 20-25TL ile ayrılıyorsunuz.
Ülkemizde hakikaten o kadar büyük bir israf varki, adamın etrafa borçları kıtı kıtına yeterken gidip plazma TV alıyor be kardeşim mis gibi tüplü televizyon neyine yetmiyo daha karnını doyuracak paran yok.
Heleki şu krediler yokmu insanları batırıyor herkes birşey alırken krediye güveniyor. Gidip 20.000TL'lik kredi çekip peugeot marka araba alıyor. Ya madem durumun yok o kadar kendine göre daha uygun birşey alsana adam borcunu ödüyene kadar araba eskiyor zaten.
Ne desek boş valla insanlar kredi ala ala çıtayı yükseltti, kimse kimseden aşşağı kalmak istemiyor herkes onda var bende yok diye fesatça bakarak bende kredi alıp alcam onunkinden niye aşşağı kalıcam duygusu içerisinde halbuki mütevazilik en güzel şey bir yaşamaya çalışsalar.

Göründüğü gibi olmayan mekanlar

For You - Market görünümlü kozmetikçi
Manolya- Pastahane görünümlü restoran
Nişantaşında bir giyim mağazası-Giyim mağazası ve çitle çevrilmiş cafe

Çoğaltmak gerekirse daha bir çok yer eklenebilir amaçları ne??? bende anlamış değilim açıkçası.
Birde entel kesimlerde lokantaların menülerininde komikleşmesi olası gene Nişantaşından bir örnek vericem bu konu hakkında
Karadeniz pidesi yapan bir işletme pideyi mozerella peyniri ve binimum pizza malzemesiyle canım karadeniz pidesini entelleştirmişler, herşeyin yeri ayrı gel anlat diyecemde...

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Hayat döngüsü...

Hayat hep okul-ev yada iş-ev döngüsü üzerinde döner. İnsanlar birşeyler yapabilmek için birşeyler öğrenmeli, birşeyler öğrendikten sonrada birşeyler yapıp hayatını sürdürmek için benim gözümde tuvalet kağıdı değeri bile olmayan 1. kalite kağıttan yapılan şu para insana herşeyi yaptırıyor maalesef.
Zaten çalışmak güzel birşey olsa üzerine kimse para vermezdi =)
İnsan günün 8 saati çalışıp akşam kalan ortalama 2-3 saatlik saatlik süresiyle nasıl bir marjinalliğin peşine düşebilir ki... ama okurken insan daha marjinal oluyor bunu gördüm ben günü birlik okuldan kaçmalar farklı farklı yerelere gidip istediğin halt'ı yemeler insan okurken daha özgür be...
Valla bende çok sıkıldım bu dünyadan kendimi gitara vericem bundan sonra ama oyunu dünyanın kazanmasına izin vermiyeceğim sonuna kadar uleynnnn...

Kadın dediğin...

Kadınları anlamak zor iş ben sanmıyorumki hem cinslerininde kendilerini anladığını, hatta ve hatta insanı anlamak bazen çok karmaşık desem yeridir. Kadınlar aslında erkeklere istediğini verir bahsedilen kadın hakları özgürlükler dergilere soyunarak poz vermekmidir??? bu mudur yani özgürlük dediğiniz şey??? askılı bodylerle sokakta gezmek vücudunun her bir noktasını erkeklere teşhir etmek, aslında erkeklerin istediğini veriyorsunuz sizin vücudunuz üzerinden yararlanıyoruz, kendinizi soyarak teşhir ederek öne çıkarmaya çalışıyorsunuz ama erkeklerin siz soyunuyorsunuz diye ses çıkarmıyor çünkü erkeklerin hoşlandığı şeyi yapıyorsunuz yani onlara kölelik ediyorsunuz aslında.

Kadının bir gizemi olmalı, düşünceleri hür, yalansız ve güzel olmalı.
Kadın dediğin yönetim mekanizması olmalı yeri geldiğinde dikdatör yeri geldiğinde ben bilmem beyim bilir demeli.
Kadın dediğin içi ve dışı genç kıpır kıpır olmalı erkeğin o sert yapısını yumuşatmalı kolunda bavul kadar çantayla, suratında apartman boyamaya kadar yeticek makyaj, suratının yarısı kadar gözlükle gözündeki o pırıltıyı göremiyeceğin olgun olduğunu sanan ama aslında sadece dişiliğini öne çıkartıp kendini kullandıran bayan olmamalı kadınlar.
Kadın dediğin erkeğin yapamadıklarını yapmalı, erkeğin yaptıklarını değil.
Kadın dediğin kadın gibi olmalı...

1 Mayıs 2009 Cuma

Herşey yerde aşk...

İnsanlar nedense etrafta sürekli aşkı, sevgiyi ve sevgililerini konuşuyorlar özellikle birde sanal ortamda yazılan iletiler yada nicklerde hep sevgi cümleleri var.
Bizim insanımız ne zaman bu kadar duygusal oldu? Meğer herkes şairmiş biz mi bilmiyormuşuz?
Aslında bu durumun sebebini ince düşünürseniz anlıyabiliyorsunuz basit
Entrika ve herkesin birbirine aşık olduğu diziler ve Aşk'dan başka teması olmayan popüler müzikler. İnsanlara bu kanallar ile sürekli bunlar empoze edilmekte insanların düşünmesi yalıtılmakta.
Bunun yanı sıra entrikalar günümüzde o kadar ters bir hal almaya başladıki dizi boyunca bütün karakterler birbirileriyle ilişki içerisine girmeden dizi bitmiyor. Bu bize ve kültürümüze ters değil mi?
Bizi ve kültürümüzü geçtim mantık olarak ters değil mi? kim bir insanın sevgilisi olduğunu bilerek yinede ona aşık olduğunu söyler? Belki biz artık erişkin insanlarız ya ergenlik çağındaki çocuklar yarın öbürgün bu dizileri bir şekilde görüp hayatlarını bu şekilde çarpık yaşamaya kalkmazlar mı?

Ben insanlara empoze edilen bu durumdan hiç hoşnut değilim kısaca sadece bu kadar...

Veee Aşk-ı Memnu dizisinin durum şeması =D

Özenti insanoğlu...

Kimse ben özentiyim demez, en azından üzerine alınmak istemez. Peki hakikaten özenti misiniz?
Cevabı basit ayağınızda converse, boynunuzda poşu, gözünüzde kaynak gözlüğü kadar gözlük varsa evet özentisiniz. Niye bir insan başkasının kopyası olmak ister ki???
Aslında bunun aile eğitimi ve kişilik piskolojisiyle alakası var. Bir insan kendi olamıyorsa ailesinin bu konuda ona yeterli eğitimi vermediğini ve kişiliğini oturtturamadığını düşünürüm.
Herkes zevkli olucak diye bir kaide yok abuk sabuk herşeyi giyebilir herşeyi takıp takıştırabilirsiniz. Alt tarafı haha tipe bak diye güler geçerler size ama kimse özenti demez sadece marjinalsin der yada farklı bir tarzın var der.
Basit bir özenti savunmasıda vardır bunların kafalarıda kopyadır çünkü kendilerinde olmadıkları için sadece etrafı görüp ezberler ve belli bir düzeyi geçemezler.
-Bana yakışıyor ben giyiyorum...
Yakışıyor olabilir ama konuşman diğer kıyafetlerin, aksesuarlarında onlara benziyor???
-Ya şey işte ıdı vıdı...

Eğer kendine has giyimli birileri tanıyorsanız onlarla biraz daha yakın olmaya çalışın çünkü onlar gerçekten olgun insanlardır.

Converse 2.5$ gel!..

Converse:Ortaya çıkışı kore savaşına dayanır koreli direnişçiler ucuz ve yapılması kolay, kullan-at bir ayakkabı olduğu için bu tasarımı kullandılar 20-25 sene önce sscb'nde standartları 1.5$ kaliteli diye satılanları ise 2.5$'dı .Şimdi ise aynı malzeme ve aynı işçilikle 150$

İnsanlar birbirinden görerek bu rahat bile olmayan ve bir kaç hafta içerisinden burun kısmında bulunan plastiğin bittiği yerden patlamayan bir ayakkabıya değerinden fazla para vermesi hakikaten bana saçma geliyor.
Niye bizim milletimiz bir kaç kişinin yaptığının üzerine bu kadar duruyor anlamak zor kimse kendi olmuyor herkes etraftan gördüğü gibi oluyor. Aslında zihniyet basit erkek piskolojisi için bu hiç zor değil kollarına bir kız takmak uğruna şekilden şekile giriyorlar.