27 Kasım 2009 Cuma

Hayatın içinden



Hayatın içinden şekilin de bir başlık girmek canım istedi ve nitekim de öyle yaptım. Bugün ki ruh halim berbat değil hani eğer yazılarımı karamsarlık, bunalım gibi gören insanlar varsa ve farklı yazılar artık görmek istiyorlarsa sanırım bu tam onların aradıkları şey olucak.

Bugünün farklı olması bayram'dan kaynaklanmıyor. Bir sürü insan bayramlar hakkında zaten bir sürü yazı yazıyor. Herkes bugünün bayram olduğunu idrak edebilecek zeka'ya sahip tekrar tekrar ilkokulda törenleri gibi çıkıp günün anlam ve önemi ni kimseye anlatmıyacağım. Hem ben ne kadar bayram gibi yaşıyorum o da ayrı bir tartışma konusu, eleştrimi de yaptıktan sonra yaşadıklarımı anlatmaya geçebilirim sanırım.

Şimdi dün akşam malum arife, dedim bir banyo yapayım. Ama bilgisayar başında birşeyleri araştırıyordum kalkamadım o arada babam'da giricekmiş sen yap önce, o yapsın önce derken ben oturmaya devam edince dayanamadı babam girdi banyo'ya daha sonra sakallarımı derleyip topladıktan, zaten fazla uzamamış tırnaklarımın üzerinden biraz daha aldıktan sonra banyo'ya girmeye hazırdım ve girdimde. Çıktığım da saat 01:15'i gösteriyordu ve benim saçlarımı kurulamam lazımdı fön makinesini taktığım gibi haliyle homurdanmalar yükseldi evden, yarın bayram ve erken kalkılacaktı. Zaten ben de yatmadan önce duş almazdım sebebini söylicem "az sonraaaa" derken, saçımı kuruttum yattım yatağa. Evet sabah kalktığım da uzun saçlı bir insanın yapmaması gereken o hatayı yaptığımı biliyordum. Yeni kurutulmuş saçlarla yattığım için arka taraflarda inanılmaz bir kabarıklık oluşmuştu. Saçımı topluyorum, çekiyorum sıkıyorum. Düzelmiyor. Neyse olduğu kadar olcaktı artık.

Kahvaltımızı annaannem'de yaptıktan sonra dedem'lere doğru yol'a çıktık. Orada kuzenle konuşma fırsatım oldu. Eskiden fikirlerini çok beğenmezdim. Ama şimdi daha doğru konuşuyor hani benden 3 yaş büyük biri zaten. Klasik hayat nasıl gidiyordan girmiştik ilk başta sonra esas konuya geldi mevzu sosyal ortam. Kendisi 3. kaptan olduğu için armatörlerin kendilerinin sosyal hayatlarını satın aldıklarını söyledi. Haklıydı da çünkü gemiye çıktığın andan itibaren kazandığın parayı bile harcıyamıyacaktın.

İş benim sosyal hayatıma gelince ne yaptıklarımızı konuşmaya başladık gene o hiçbirşey yapamasa bile akşamları sokakta oturup takılabildiğini söyledi ama onun da aynı şeylerden yakınıcağı aklımın ucundan geçmezdi. Eskisi gibi mahalle de ortam bile kalmadı dedi. Haklıydı sosyal yaşam artık gittikçe e-sosyal yaşam olmaya başladı. Buna karşılık yine çözümü vardı kendisinin, bu da bir mahalle bakkalı. Kendisi sigara tükettiği için aşşağı yukarı hergün gittiği bakkal ile artık oturup sohbet ettiğini hani normal zaman da bir insanın bakkal ile alışveriş haricin de ne işi olabileceği hakkında bir konuşma yaptık. Hatta bu husus da karşında ki insan senin yaşına bile bakmadan konuşabiliyor.

Bu arada en hoşuma giden diyalog'da üniversiteyi okuduğu il'de yine benzer bir bakkal ile arasında olan alışveriş parayı masanın üzerine koy bekle sigarayı ver ya da parayı masanın üzerine koy içecek al koy sigara ile içeceği al çık. Bu arada geçen sıfır konuşma karşısında yanında bulunan arkadaşının küfürlü bir olum aşmışsınız tepkisi beni güldürdü. Tabi sıfır konuşma dediysekte selamlaşma hal hatır sorma kısımını es geçmeyiniz. Hatırlayanlar çıkabilir aranızda her zaman istediğim mevzuydu bu, aşina olunduğum bir yer de garsonun bana gelip "her zamankinden mi?" diye sorması.

Aynı şey sadece bakkal için değil, cafeler için de geçerli. Aslında burada geçen olay benim içimden de geçiyordu. Sürekli olarak uğranılan bir cafedekilerle tanışmak ki zaten böyle bir yer var ama benim daha çok istediğim ve onun da söylediği sürekli gele gide ortamda tanıdık simaların görünmesi ve geçerken onlara da selam verilmesi. Böylece "ulan bu adamı şu kadar kere gördüm selamlaşıyoruz bari tanışalım" mekanizması bir gün insan da uyarılacaktır. O zaman geldiğinde ise yeni bir insana merhaba diyeceğiz belki.

Evet işte bayram benim için bu açıdan gerçekten dolu dolu geçti. Kitap okuyabildim. Hiç yapmazdım ama sabahın köründe ki kahvaltıdan sonra biraz uzandım yeteri kadar dinlenmiştim. Yeteri kadar düşündüm, hayat penceremi biraz daha genişletebildim sanırım. Daha ne olsun =)

1 yorum:

  1. Yazılarını okumakla seni tanıyamayacağımızı söylemişsin ama ben okuduğum her cümleden sonra çok benzediğimizi fark ediyorum...Belki de benzediğimiz için yazılarından birşeyler anlayabiliyorum ya da diğer insanlar gibi sadece yazılarına bakarak benzediğimizi düşünüyorum...

    Off paradoksa bağladım iyice :)

    YanıtlaSil