1 Eylül 2009 Salı

Kitaplarım var

Bu aralar hayatım da yeni heyecanlar aramaya devam ederken çok daha fazla klişeleştirmeye başladı ramazan ayı beni, akşam belli bir saatte işten çıkıp iftar'a kadar yapılabilecek işler çok kısıtlı olduğundan bizlere direk evin yolunu tutmak kalıyor.

Ezanın okunmasıyla güzel bir çorbayla birlikte açılan oruçla insan kendine geliyor. Ardından biraz daha birşey atıştırınca insana fazlasıyla yetiyor ama vakit abur cubur vakti. İnsan orucunu açtıktan sonra etrafında bulunan ne varsa saldırabiliyor. Ben bu aralar eski huyuma döndüm havaların da akşamları biraz soğumasının etkisi bu olay da büyük tabiki.

Ne mi bu olay? Tabiki soğuk ya da serin havada sıcak bir bardak kahve. Hani sigara içen insanlar çay ya da kahve görünce hemen sigara yakarlar ya yanına aynen ben de o şekil de oldum. Kahve yaptığım zaman muhakkak o bitene kadar kitap okuyorum. Zaten kitabı da çok parça parça hazmederek okumaya çalışıyorum. Hiç bir iddam yok öyle haha bak bu gece 200 sayfalık romanı bitirdim bir oturuşta gibi. Hayır bitirdin de ne oldu? Madalya mı taktılar? Kitaptan ne kadar ne anlıyabildin?

Ben biraz da kitap okuma olaylarımdan başlıyayım öyle romanmış, en çok satılan kitaplarmış, hiç haz etmem. Romanlar beni kısıtlar, benim yerime yazar düşünüyor ve olayları kurguluyor ben sadece yazılmış bir senaryo içinde aptalca seyrediyorum. Bu sınırlar bana göre değil kesinlikle, kitap insana birşeyler katmalı, hayal dünyasına birşeyler vererek onları kopyalamasını sağlamamalı.

Ben bu yüzden kitaptan çok bilgiyle dolu makaleler okurum. Kitap olarak da yine içerisin de roman olarak değil insana birşey katmak için yazılmış yazıları okurum. Bunların üzerinden kendime göre mantıklar yürütürüm sınırsızca, o hayal aleminin içine dalarım. Öyle manyak okurum ki bu kitaplarıda, düz okurken yanındaki başlık ya da paragraf dikkatimi çektiyse oraya geçerim, tekrar aynı yerleri defalarca çevirip bakabilir ya da okuyabilirim, kafam almadıysa tekrar bakabilirim çünkü o an öyle bir hayal alemine girebiliyorum ki sadece okuyorum düşüncelerim ise bambaşka bir yerde yazanın kurgusunu oluşturmakla meşgul.

3 yorum:

  1. Merhaba,
    Makale yada saf bilgi veren yorumsuz yayınlar elbette çok vazgeçilmez. Yine de romanlara burun kıvırmaya gönlüm razı olmaz. Bir başkasının kurguladığı bir dünyanın, düşlediği hayallerin, yarattığı karakterlerin de o kurgu içerisinde size, bize yepyeni şeylet kattığını, öğrettiğini unutmamak gerek. Bazen hiç bilmediğiniz, daha evvel hiç görmediğiniz bir kapıdan içeriye ellerimizden tutup onlar götürür bizi. O kapıdan içeri girdiğinizde aslında kendi hayal gücümüz, bilgilerimizle varız. Algıladıklarımız, gördüklerimiz ve hissettiklerimiz yazarınkiler değil bizim kendi potamızda eritip de yorumladığımız şeyler. Hepimiz bu nedenle başka anlamlar çıkarırız aynı satırlardan. Ve var olduğumuz o yerde yüzlerce başka kapı çıkar karşımıza...

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Fikrini paylaştığın için teşekkürler ama biz ne kadar hayallere dalsakta haydaaa bu yazar ne yapmış burasın da romanın diyerekten kalabiliyoruz. Bazen de bu yüzden kitap ortasın da bile bırakılabiliyor.

    YanıtlaSil
  3. Roman okurken çoğu zaman öyle oluyor. Sonu mutlu bitse neden mutlu bitti mutsuzsa neden mutsuzdu gibi.. Yazarın hayal dünyası olduğu için böyle düşünmemiz normal ama bencede hem bizim hayal dünyamızı geliştiren hemde yazarın fikirlerini öğrenebileceğimiz yer köşe yazıları olmalı.

    YanıtlaSil