5 Eylül 2009 Cumartesi

Bu işler kısmet işi

Erkek Bloglarını takip etmeyenleriniz varsa orası için yazdığım yazımı kişisel blogumda da paylaşmak istiyorum.

Bu konular da aklıma çok şey geliyor ama şuan bile bu yazıyı yazmak için kendimi zor topladım. Dün çok şevkliydim sabah kalkınca birşeyi yapmak zorundaymış gibi hissettiğimden dolayı biraz geç karar verdim yazıyıyı yazmaya. Hani bir de sürekli bu tip şeyleri yazmak için zaman bulamadığımdan dolayı iki sıkıntılı konuyu birleştireceğim.

Genel de hangi erkek ortamına girerseniz girin, eğer bir adamın sevgilisi yoksa her zaman bu onun kısmetsizliğidir. Böyle algılanır, böyle söylenir, gerçekte aslında bu yöndedir. Bir insanla tanışma şansını bir nebze de olsa insan kendi oluşturur. Ama kiminle nerede, ne zaman ve nasıl biriyle buluşabileceğimizi kim bilebilir ki? İşte doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişi bulunduğunda biz buna şans diyebiliyoruz sanırım. Bu tür işler sen ne kadar çabalarsan çabala tanışma faslına bile giremeyebilirsin. En basitinden yolda binlerce insan yürüyor. Herkesin gözüne hoş görünen biri oluyordur. Tanımadığınız biri yanınıza gelip sizden hoşlandım dese kim inanır?

Bu olaylar gayet sancılı bir şekil de bir birini tekrarlar ki koskoca üniversite de bile kafama göre kız yok abi diyen adamlar mevcuttur. Tabi iş burada biraz kısmet'i de geçip çok üst düzey isteklere gelebiliyor. Ama erkeklerin istedikleri makul şeyler de vardır.

Genel de ilişki'de hep böyle laylaylom aşkım nereye gidelim, bak seni seviyorum, sana şiir yazdım şeklinde abidik gubidik bir ilerleyiş içerisindedir. Çoğu kişi asla o kişi ile evlenmeyi planlamaz hep böyle insanlar da bir anı yaşa tribi vardır. Buraya gelmemdeki asıl amaç tamam bir insanın düşüncelerini beğenebilirsiniz, fiziğini beğenebilirsiniz, hatta herşeyini beğenebilirsiniz. Ama kadınların erkeklere sevmekten başka birşeyleride vermesi lazım bunu da göz ardı edemeyiz.

Etrafımda gördüğüm ve konuşulanlara göre günümüzdeki hiçbir kadın doğru dürüst yemek yapmasını bilmiyor. Hadi bunu geçtim bilmemek değil öğrenmemek ayıptır asıl olan, peki niye ben kocama yemek mi yapıcam diye erkeksi bir boyuta geçer ki kadın? Kadının kadınlık vasıflarını bir kenara bırakıp niye bu erkekleşme eğilimi? İnanın etrafımda duyduğum çoğu tepki bu yönde, yemek yapıcak kadın yok!, Yok arkadaşım valla yok.

Bu kadınlar hiç mi duymamış? "Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer."

Bu yazıdan şöyle bir yanlış anlaşılma doğabileceğini düşünerek şu eklemeyi yapmak istiyorum. Yeri geldiğin de mutfakta erkek de karısına yardım etmeyi bilmelidir. Hatta aralar da erken eve gelip bir yemek denemesi gibi küçük süprizler bile yapılabilir. Ama beceri ve aile planması olarak bu işin sorumluluğu kadına aittir. Erkeğin yapacağı sadece ona yardımdır.

4 yorum:

  1. gzel yazı ama sanki yarım bırakılmış gibi..haddime dşmez ama yazını biraz daha devam ettirseydin daha hoş olurdu gibi gibi..en azından ne demek istediğini daha net aktarmış olurdun..
    saygılar

    YanıtlaSil
  2. Seni mi kırıcam bir gün aklıma gelirse söz vermiyeyim de =D
    vol2 yaparım. Biraz daha yüzeysel geçtim şimdi iki farklı konu olduğundan bireysel sorumluluk boyutu biraz daha kapsamlı olur.

    YanıtlaSil
  3. çok haklısın be stumm.. Bir bayan olarak ne olursa olsun eşine yemek yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bir sürü bayan feminizm diyerek "ben yapmam yemek kendi yapsın ya da ne buluyosa yesin" tarzında nutuk atıyo.. Feminist diye yapmıcak mı yemek evlenmesin o vakit.. Birilerinin "Ama yavrucum bak o yemek yapmayı bilmiyo, bilse bile yapsan ölür müsün? Madem öyle düşünüyosun neden evlendin a canım? Aaaa yeter ama sadist misin lan sen? Nedir bu mallık, insanda biraz sorumluluk olur, biraz vicdan olur sanki köleliğini yapıyosun, sanki kendin yemiceksin" diyerekten sarsmaları lazım o tipleri. Ben sarssam böyle derdim yani.

    YanıtlaSil
  4. lsjkd:D
    şahsi görüşüm: "anca beraber kanca beraber" modunda olmalı eşler.
    yemek yapmak kadın işi midir, öyleyse erkekler neden yapamasın? neden bu kadar iyi erkek aşçı var? bunları da sorgulamak lazım.

    evet, eski zamanlarda-kadınların çalışmadığı zamanlarda- erkekler çalışırken kadınlar evde oturur evlerini temizler, yemeklerini yaparlardı.şuanda durum biraz daha farklı.kadın da çalışıyor kocası gibi. belki ondan bile geç dönüyor eve ve karşılığında kadından evini de temizlemesi, yemeğini de yapması, çamaşırını da asması istemiyor.peki neden?
    çünkü "koca" eve yorgun geliyor ve "bir tabak sıcak yemek" arıyor.

    kadın aramıyor mu sıcak yemek.onun da önüne gelmesi onu da mutlu etmez mi, kadın yorulmuyor mu?-bunu da sormak lazım.

    burda biraz sanki "erkeğini elinde tutmak istiyorsa yapmalı kendinden bekleneni" tavrı seziyorum.
    evet, basit gibi görünse de bu tür şeyler önemlidir ama her iki taraf içinde.


    ben her şeyin paylaşılmasından yanayım.

    iki gün ben yemek yapıyorsam bir gün de kocam yapmalı. sofradan kendi tabağını kaldırmalı,buna tenezzül edebilmeli.

    ve hem ev işini de çalışan bir kadının üstüne yıkmak, "bunlar eve huzur getiren şeylerdir"şeklinde üstüne bir de savunma yapmak bana hiç mantıklı gelmiyor.

    evlilik hiçbir kanının evinde oturup ev işi yapmasını, kocasına yemek pişirmesini gerektiren bir müessese değildir.

    böyle beklentiler içinde olan erkeklere çalışmayan bir kadınla evlenmesini öneririm.

    bence çok fazla takmamalı bu yemek konusuna.çünkü "eşler birbirine yardımcı olmalı" deyip de, aynı şartlara sahip olan eşlerde yemeği kadına yükleyince bir çelişki çıkıyor ortaya.:)

    "bak yarası var da gocunuyor" şeklinde düşünülebilir.

    evet, yemek yapmayı bilmiyorum ve hiçbir zaman "sürekli yemeği ben yapmalıyım diye de düşünmüyorum."
    bununla doğru orantılı düşünen bir erkekle de evlenmem.
    evlilikte her şeyin paylaşılarak yapılmasından yanayım.
    bu da benim görüşümdür.
    bitti.

    YanıtlaSil