13 Ağustos 2009 Perşembe

Özgürlük ve Kalıplarla Yaşamak

Çoğu insan özgür yaşamak ister ve hatta özgür olduğunu zanneder. Özgürlük aslında biraz da insandan insana değişen bir kavramdır. Kimisi kuşlar gibi gök yüzünde paraşütle uçarken kendini özgür hisseder. Kimisi hayatını birilerinden emir almadan çalışarak özgür geçiriceğini düşünür. Anlıyacağınız özgürlük kavramı kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir.

Ama çoğu kişinin farkında olmayan ya da düşünmediği bir konu var ki bu da kalıplara bağlı yaşadığı halde özgür olduğunu zannetmektir. İnsanımız kalıplara bağlı yaşadığı için de kalıplara bağlı bakar. Örnek olarak kendimi verirsem metal müzikten hoşlandığım için herkes sigara ve alkol ağzından düşmeyen, ateist biri olarak düşünüyor çünkü bu işin kalıbı bu ya da erkeksen kesinlikle futbol manyağısındır. Kışın siyah, yazın beyaz giyinmelisin.

Hep insanlar bir kalıplara girmiş ve bu kalıpların dışında duran insanlar onlara ilginç geliyor bu aslında toplumumuz için çok acı bir gerçektir. Siyaset yapmayı sevmem yaparsam da insanlar beni sevmez çünkü bir kalıba bağlı kalmam ama beni dinleyen kişiler bir kalıba bağlı olarak birşeyi doğrusuyla yanlışıyla savunur. Yanlış birşey savunulmaz adı üzerinde yanlıştır. Bu çeşitli ideolojiler insanların bir birleriyle karşı karşıya durmasıyla böl ve yönet stratejisinin bir parçasıdır.

Siyasete biraz daha derinlemesine girersem hiç bir fikir karşıt kalıplar tarafından kötülendiği kadar kötü değildir. Çünkü eğer bu ideolojileri dünya üzerinde bir çok kesim kabul etmiş ise bu düşüncelerin doğru yanları muhakkak vardır. Misal kapitalizmin en iyi yanı rekabettir. Rekabet demek insanlar için daha iyi şeylerin üretilmesi, daha iyi hizmet vermek için firmaların birbiriyle yarışmasıdır. Burdan karlı çıkan taraf müşteridir.
Bunun yanında sosyalist hayattan da bir örnek vermek gerekirse savunulan en basitinden işçilerin daha adil şartlarda çalışması hakketiği standartları yakalaması için mücadele ederler ama burada gene abartılan bir kalıp bir öğe vardır ki che ve kübadır. İnsanlara davulun sesi uzaktan hoş gelerek bu şahıslar nedense hep küba da yaşamak ister.
Ülkücülük var birde her ırkdan kendini üstün görmek aslında bu ırkçılığın ta kendisi değil midir? Sırf başka din'e mensup diye bir insana Türk bayrağını öptürmek? Ama şunu söyliyebilirim ki ülke de en aktif olarak faaliyet gösterip bu ülkenin çıkarlarından başka birşey düşünmeyen kişilerdir.

Saydığım örnekler gibi bir çok kalıplar var yanlışları ve doğruları peki sizce bunlardan birine kapılmak ve o doğrultuda yaşamak ne kadar mantıklı? Bu şekil de koca bir nesil uyutuluyor, insanlar bunları tartışırken dünya düzenini belirleyen kişiler her gün istediklerine bir adım daha yaklaşıyorlar.

İnsanlara bunu yaptıran biraz da egosu bir erkek takım tutmuyorum dediği zaman etrafdaki insanlar güler çünkü bu bir kalıptır, erkek futbol izlemelidir eğer bu yapılmazsa insanlar ona gülecek bunu göze alamazlar yalnız kalmayı farklı olmayı. İşte bunları aştığımız zaman gerçekten özgürlük nedir göreceğiz.

Ama kimse bilmiyorki patikayı takip eden değil, patikayı terk eden iz bırakır.

2 yorum:

  1. Her şey kalıplaşmış durumda bencede ama insan bir süre sonra onların peşinden gitmekten vazgeçiyor. Bizim liseden siyaseti örnek veriyim. Güya komünistim diye gezinen öğretmenlerin burjuva çocuklarına ayrıcalıklı davrandığı, ülkücü öğrencilerin sınıflarda ayrımcılık yapmadığı bir ortamdayım. Ama bazıları var, bu kalıplara o kadar çok bağlanmış ki kendilerini unutup onların dedikleri gibi olmaya çalışırlar. En iyisi kim aklına nasıl eserse öyle davransın. Yoksa yaptığımız her şeyin altına isim yazmaya kalkarsak daha çok kayboluruz..

    YanıtlaSil
  2. "yok artık!"diyorum.
    fazla meşgul olduğum için,daha iyi bir zamanda okunma üzere es geçmiştim bu yazını ama yorumuna verdiğim cevapta da kısmen bundan bahsetmiştim.
    şimdi fark ediyorum olayı.(o yüzden siyasi görüş meselesindeki soruna cevap veremedim.)
    oldukça güzel izah etmişsin içinde bulunduğumuz durumu.
    tabiki her ideolojinin mantıklı yanı var.zaten mantıklı yönler üzerinden taraf edinme çabasında herkes.
    ama çok açık olan bir şey var. bu insanların gruplaşıp birbirlerini yemelerinden başka bir işe yaramıyor.halkın uyuması da devlet büyükleri(!)nin işine geliyor pek tabii.

    YanıtlaSil