19 Ağustos 2009 Çarşamba

El bebek, Gül bebek

Yine konuşurken ve okurken koyun insanları gördüm. "aaaa sen bu diziyi izlemedin mi?" tarzında insanları yadırgayan kişiler içerisinde sırf ben de popüler olmalıyım uğruna beş para etmiyecek dizileri izleyen koyun bir milletiz. Sırf sokaklarda koyun insanların fazlalığından dolayı onların ilgisini çekmek uğruna kocaman "Abercrombie" yazılı t-shirt giyenler.

Niyedir bu koyunluk anlam veremezken ülkemin gençlerinin durumuna kaydı konu birden insanların çoğu okulu uzatabildiği kadar uzatmaya çalışıyor, anlamsız bir şekil de gençliğimi yaşamalıyım korkusu var insanların içerisinde. Hep el bebek, gül bebek yetişen gençlik hep baba parası yemenin doruklarında yaşıyor ama avrupa da reşit olan çocuktan oda kirası alınıyor ya da ayrı bir ev'e çıkıyor. İnsanlar bir şekilde kendi ayaklarının üzerin de durmayı öğrenmeli ve öğreniyor.

Tamam belki bu olay çok katı gelebilir. Ama Türkiye'de biraz şımartılarak yetiştirilme, aslan oğlum sen okuluna git harçlığın benden gazları verildikçe yan gelip yatıyor. Bir gün hayata başlama çizgisi önlerine geldiğin şaşalıyorlar. Ne yani iş mi?, Çalışcak mıyız?, Pardon mesai nedir?
Bunun akabinde hayatını düzene sokamayan binlerce insan, dağılan yuvalar, çekilen para sıkıntılar vs. sayabileceğimiz bir sürü sorunu ortaya çıkartıyor.

Zaten ülkemiz kapitalist bir düzen de ilerlerken bazı şeylerin daha farkın da davranmamız gerekirken tembel toplumumuz her zamanki gibi nerde beleş olaya yerleş mantığı ve oğlum değil mi koyarım cebine harçlığını şeklinde yetiştirilen bir yapı ne kadar sağlıklı olabilir.Tabi burada daha çok hep erkekler üzerinden konuştum çünkü malum günümüz de kadınlar da iş alanlarında aktif olsalar da asıl ev'e ekmek getirmesi beklenen kişi erkektir.

Ama kadınlarımız da farklı bir laylaylom içerisin de daha yumurta bile kırmayı beceremiyen, saatlerini kuaförler de ve makyaj yapmakla geçirip, avrupa ki modayı takıp edip koyun gibi uygulayan kukla bir kadın nesili. Üzerine üstlük bir de bunlar iş hayatına girdiği zaman kocasının yemeyiğimiş, ütüsüymüş bilmezler manikürlü tırnakları kırılır ya da ojeleri kuruyordur muhtemelen ellemesinler süs bebekler.

Yanlız şu da yanlış anlaşılmasın kimseye kalkıp da kadının işi bu sen bütün gün yemek yapıcaksın, bulaşık yıkayacaksın, ütü yapıcaksın demem. Çünkü evlenmek demek iyisiyle kötüsüyle elinden geldiğince herşeyi paylaşmak demek eğer erkek eve erken geldiyse yardım edebildiği kadar yemeğe yardım edebilmesi demek, evlenmek demek kadının kocasına en azından bir tabak sıcak yemek koyabilmesi demektir. Tabi bunları yardımlaşarak iki tarafta birlikte yaparsa hem işlerin yorucu ve sıkıcılığı azalır, hem daha eğlenceli olur hemde herşey daha hızlı bittiğinden yapılabilecek diğer aktivitelere fırsat kalır.

Diyeceğim şu ki hiçbir zaman ölmiyecekmiş gibi bu dünya için, her an ölücekmiş gibi de öbür dünya için çalışmalı eğer bunları güzelce programlarsak hayat herkes için daha güzel olacağını inanıyorum. Halkımızı bilinçlendirip "hayattaki her an'ın, her yaşın farklı bir güzelliği vardır." şeklin de öğretir bu şekilde yetiştirirsek ben inanıyorum ki daha iyi bir nesil yetişecek. Tabi ilk başta kafasının üzerinde taşıdığı şeyi 250gr'lık bir organ olarak değil, ne işe yaradığını idrak etmiş bir toplum olmamız gerekiyor.

1 yorum: