26 Ağustos 2009 Çarşamba

Beyin Dalgaları ve Thetanın sırları

Beynimizden yayılan elektrik sinyallerinin kafamıza başlanan Elektroansefalogram (EEG) adındaki alıcılarla ölçülebildiğini biliyor muydunuz? İşte bu sinyallere ‘beyin dalgaları’ denir. Gerçek anlamda EEG’nin ilk hali 1890’larda İsveç bilim adamları tarafından icat edilmiştir. EEG’nin tıpta kullanılmaya başlanması ise 1930’ları bulmuştur. 1950’lerde uyku araştırmaları için kullanılmaya başlanan EEG’nin sağlık dışı ilk kullanımı 2001 de İsrail’de bir paranormal araştırma merkezinde gerçekleşmiştir. Buna göre insanın paranormal yeteneklerini sergilediği vakitlerde EEG’nin gösterdiği değer normalden çok farklı bir hal almıştır. İlk önce beyin dalgalarının türlerine bakalım. Temel olarak 4 tür beyin dalgası vardır. Bunlar alpha, delta, theta ve betadır (Yunan alfabesinden geliyor.)

BETA: 13 ve 30 HZ arası değişen frekansları vardır ve bir uyanış ritmidir. Yaşadığımız dünyaya ilişkin aktif düşünme, soru çözme, konsantre olma, bir şeyleri hatırlamaya çalışma gibi beynimizi yorduğumuz zamanlarda görülür. Yetişkinlerde çocuklara göre daha çok oluşur. Ayrıca uyku araştırma merkezleri rüya sırasında da beyin dalgalarının BETA’ya çıktığını gözlemlemişlerdir.

ALPHA: 8 ve 12 HZ arası değişen frekanstaki beyin dalgalarıdır. Rahatlık ve beynimizin çok kafa yormadığı bir anlayış halidir. Sakinlik ve huzur hissettiğimiz andır. Alpha’da beynimiz sorulara karşı kesinlikle pasif kalmaz aksine çok daha rahat bir şekilde çözüm buluruz. Einstein’ın karmaşık matematik problemlerini çözerken beyin dalgalarını betadan alphaya indirdiği bilinir. Alpha’da kalmak ruhsal sağlığımız için de önemlidir. Alphaya geçiş zor değildir sadece gündelik sorunlara kafa yormayı bırakıp derin derin nefes almamız gerekir. Meditasyon da Alphaya düşüş için iyi bir yoldur. Ama ani bir seste, korkuda beyin dalgaları tekrar betaya yükselebilir. Alpha Aralığındaki 7.8 HZ frekansı Shumann resonans frekansı olarak da bilinir ve bu frekans dünyanın manyetik alanının frekansıdır. Belki de iyi hissedip huzura kavuşmanın sebebi de budur.

THETA: 4 ve 8 HZ arasında değişen frekanslara denir. Derin meditasyon ve dünyadan uzak içimizde oluşan sinyallere doğru gittiğimiz bir ritimdir. Alacakaranlık hali (twilight state) de denir. Beynimiz tam bir bilinmezliğin içindedir ve dünyayla ilişkisi olabildiğince kesilmiştir. Ne uyur vaziyette ne de uyanık olduğumuz haldir ve biraz sonra değineceğim paranormal yeteneklerin ortaya çıkması için gereken frekanstır. Genel olarak 2 ile 5 yaş aralığındaki çocuklarda görülür. Yaratıcılık için mükemmel bir haldir.


DELTA: 0 ve 4 HZ frekanslarında yer alır. Genellikle çok derin uyku, koma ve bayılmalarda görülür. Dış dünyadan tamamen çıkılmış tam bir bilinmezlik halidir. Beyin aktivitesinin en yavaş olduğu dalga boyudur.

Bahsedebileceğimiz dalga türleri genel olarak bunlar. Ama Theta frekansının bu dalgalara göre ayrı bir yeri var. İlk kez araştırmacı Joan Healy tarafından söylenen teoriye göre tüm paranormal yetenekler bu seviyede ortaya çıkmıştır. Telepati için ideal bir beyin ortamıdır. Rockefeller Üniversitesi nörofizyologlarından Winson farelerin yeni bir çevreye bırakıldıklarında bir yandan yürüdüklerini bir yandan da burunlarını çekerek etrafı kokladıklarını ve burun kıllarını ileri ve geri oynatıp çevrelerine baktıklarını ve bu ritmik soluma ve oynatma frakansının theta frekansıyla aynı olduğunu görmüştür. Astral seyahat denemelerinde de araştırmalara göre beyin dalgalarımızın yine thetaya düşmüş olması gerekmektedir. Uyku sırasında beyin dalgalarımızın delta olduğu zamanlarda da istem dışı astral seyahatle karşı karşıya kalabiliriz ancak delta da beynimiz hafızaları kaydetmez ve bunu çoğunlukla hatırlamayız. İstediğimiz vakit deltaya geçemeyiz belki ama thetaya geçmemiz mümkün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder