28 Temmuz 2009 Salı

Üstü örtlü düşünceler

Bugün etrafı herşeyiyle incelemeye daldım gene, farklıydı. Nereden gireceğimi bende bilemiyorum sadece birşeyler yazmaya başlıyım gerisi gelir hevesiyle giriş yapayım dedim. Genelde bu şekilde üretiyorum. Sabah işe gelmemden başlıyayım.

Sabah iş'e geldim gün'e dünden kalan bir iş ile yoğun bir giriş yaptım. Görünürde baya bir dosya vardı ama yapılması gereken kısım azmış bunu da yaparken gördüm sevindim haliyle. Daha sonra birde bakmışım öğlen olmuş ofisteki diğer firmadaki arkadaşların blizzard t-shirtüme takılmalarıyla güzel bir muhabbete başladık. Laf lafı açtı hepsi gayet kafa dengi insanlar baya konuştuk bu konuları eskiden yeniye ne oldu ne bitti neler değişti bir sürü benzer kriter. Öğlen paydosuda bitmişti geldik ofise kaldığımız yerden çalışmaya devam ettik, sonra o müthiş an geldi yani mesai bitimi.

Dostum beni iş yerinin çıkışında bekliyordu. Lazım olan birşeyi vermek için buluştuk tabi ufak tefekte birşeyler yapalım dedik. Beşiktaş da karnımızı doyurduktan sonra karaköy de denize karşı oturduk. Yemeği fazla kaçırıp şişince birer soda söyledik. Daha sonra koltukta yayılarak mis gibi havayı ciğerlerime çekme uğraşı içerisindeydim bir taraftanda muhabbet ediyorduk çeşit çeşit kafamıza ne gelirse.

Daha sonra ordanda ayrılma vakti geldi. Hesabı ödedik yavaş yavaş eminönüne doğru yürümeye başladık taksim'e çıkıcak halimiz pek yoktu. O hemen deniz kenarının ordan binerken benim otobüsüm daha aşşağıda kalıyordu.

İş aslında benim için bir anda burda ceryan etti o daha demin gülen ben yoktum.
Anabantha-Manantial parçasını radyoda duyduğum an içimde uyanan değişik bir takım duygularla indirip mp3 player'ıma attım. Sanki sabahtan beri mp3'ümde başka şarkı yokmuşçasına hep ama hep onu dinledim. Her seferinde başka diyarlara yolculuk ediyordum hayal dünyamda yeni yerler keşfediyor gibiydim. Durakta akşamın bir saatinde otobüsümü bekliyordum, yanımda ise genç bir çift vardı. Rüzgar ve şarkının ahengiyle hayal alemlerinden gerçek aleme geçiş yaptım sanki hayat o an bana eksiğin işte bu bu yüzden mutsuzsun diye bana gösteriş yapıyordu.

Akşamın karanlığında ağaçların sallanışını denizin o dalgalanışını, tezgahını toplamış seyyar satıcılar, bisiklet yarışı yapan gençler farklı farklı hayatlar gördüm. Otobüsüm geldi ve hayalleri birazda olsun bir kenara bırakara değişik düşüncelere geçtim biraz daha gerçekçi düşüncelere.

Farkettim gerçekten mutsuz olmamın sebebini, hayat zincirlerden ibaretmiş eğer aradaki bir halka olmazsa o zincir nasıl işe yaramıyorsa hayatta aynen öyle işkence oluyor. Tabi böyle söylemekle hiçbir halt olmuyor. Bir yol var onu denemek istiyorum ama ayağım varmıyor bu işi yapmaya en büyük kaygım yapacağım işte yaşıtımın bulunmayacağını biliyorum. Yaşıtlarımın çoğu daha hayatın farkına varamamış bir kitleden oluşuyor maalesef.

Durum böyle olunca cümle hep şu oluyor. Bekleyen bir kişinin tek çaresi, biraz daha beklemek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder