3 Ağustos 2016 Çarşamba

Saçma sapan bir yok oluş içerisinde kararsızlıkların en yücesinin büyük eserini ortaya koymaktan çekinmiyorum. Zarlarımı kaybetmekten çaresizliğe doğru yollayarak amaçsızca nasıl biteceğim hakkında oyalanarak vakit geçiriyorum. Hayat amacınında bu büyük kumarda sadece tekrarlanacak yenilgilerden ibaret olduğunu açıkça o ağacın el deymemiş yüzeyine şiddetli bir biçimde kazıyorum.

Gerçeklerden o kadar uzayarak sıyrılmaya başladım ki oralarda bir yerlere sığınıp bir daha asla bulunduğum yere dönmek istemeyeceğim bir alem içerisinde kilitli kalarak hissiyatsızlık içerisinde kaybolarak en güzel boşluğu yaratmak kurtuluşu güzelleştirecek kocaman bir adım halini alabilir. Her ne kadar bağları koparmak zor olsa bile yıpranmış bir oluşumun bana artık vereceği tek bir gerçeklik bile bulunmayacağından kesip kurtulmak en iyi yöntem olabilir.

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Her şey olabildiğince kötüye doğru gidiyor ve sadece geçen zaman içerisinde hayıflanarak izlemekte olduğum bir tabloyu dolduruyor. Kocaman bir merak içerisinde oluşacak o büyük resmi görmek için sabırsızlanıyorum. Öte yandan bazı zamanlar resimi yarım bırakarak kendimi kocaman bir boşluğa itmek istiyorum. Bu kaosun içerisinden direnmek yerine boşluğun kollarına kendimi bırakmak gerçekten bir kurtuluş gibi gözüküyor.

Hayatta başaramadığım kısımları yaptığım bir kaç kıçı kırık meşgale ile örtbas etmeye çalıştığım gayet aşikar duruyordu. Çözemediğim durumları her zaman fazlasıyla kurculayan ben artık paspasın altına itmeye başlamıştım. Çünkü başka çarem yoktu. Yapabileceklerimi denedikten sonra geriye olan bitenleri imha edip hayal dünyanın içine gömülmende kalıyor.

Bitsin hayaller derken hayatında ne varsa bitiyor. Basit bir sistemin altında bir hiçlik içerisinde hapis kalıyorsun. Rutinlerin içerisinde kendine ufak bir delik bulduğun günler bile daha sevimli gözüküyor. Her gün aklını kaybetmek yerine daha somut çözümler bulmak istiyorsun ama her zamanki gibi olmuyor...

Ne zaman olmuştu?..

Hiç

8 Temmuz 2016 Cuma

Yine dibi gördüm sayılır. Önümde koca koca seçimler var. Bir tarafı belirsiz uçsuz bucaksız bir boşluktan ibaretken diğer tarafı eli kolu titretecek sıkıntıda bir süreliğine oyalayacak işlerde koşturmak. Mevzu aslında seçimden ziyade tecrübelerin artarak seçimi giderek imkansız hale getirmesinden kaynaklanıyor. Artık kaldıramadığın bir boşluğun yanında sadece maddi beklentiler için büyük dertleride yanına alman gerçeği tüm tadını kaçırabiliyor.

Alternatif arayıp duruyorum ama kendimi yapabileceklerim konusunda yeterince tanımadığım ya da cesaretli olmadığım konuları etrafında dönüp duruyorum. Yaratıcı insanlar görüp kocaman yutkunarak izliyorum. Benim üzerimde ciddi şekilde yapamayacağım işler etkisini büyüttükçe büyütüyor. Kara bir delik içerisine hapis oluyor öylece kendime gelmeye çalışıyorum.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Derin bir nefes çekiyorsun içine anlamsızca beyninin bütün fonksiyonlarını bu iş için yoğunlaştırarak kafa yapmaya çalışıyorsun. Sadece odaklamak istediğin o boş harekette anlamlar arayarak biraz daha bilinçsiz yaşamanın tadını çıkarmanın peşinde koşar adım gidiyorsun. Oysa hırsların kocaman bir canavar olmuş yutmak için tam da arkanda seni bekliyor.

Bazen onlardan o kadar korkuyor ki insan bütün bedenini saran sinsi bir zehir gibi önce yerleşiyor daha sonra da ele geçirdiği bütün bedeni tek seferde istediği hale getiriyor. Sanki hiç düşmeyecek bir mutant oluyorsun. Bu gereksiz hırs nereden geliyor asla bilemeyeceksin. Yapman gereken değil zihninin derinliklerinde bulunan o güç seni nereye isterse oradan oraya çarpacak. Senin asla dur demeye hakkın yok. Canavarı yaratan kendi iç dünyandan başkası değildi.

Zaman ile birlikte o mükemmeliyet hissi tavan yapacak ve nefret ile harmanlanıp ayrı canını yakacak. Çok daha fazla soru soracaksın. Kendini her seferinde biraz daha acı çektirerek güçlendireceksin. Üstün zeka ile delilik arasında gidip gelir gibi acının sana kattıkları ile ölüm ve yaşam arasında kocaman bir dans gösterisi olacak.

Belki de bu zamana kadar yaşanılan sıradan şeyler aslında kocaman bir hiçlik, bir boşluğun eseriydi. Çıraklık döneminden sıyrılıp hızlıca ölüm seni bulana kadar ona doğru durmadan koşman gerekir. Bazen de yenmen...

9 Şubat 2016 Salı

Fikirler alıp götürüyor beni o bulamadığım dünyalara hiç çıkmak istemediğim hayallerin içerisinde ondan ona atlıyorum. Sadece sakinlik içerisinde biraz hırçınlık arıyorum. Aslında sonuna kadar hissetmek istiyorum.

Körelmiş ruhuma tek dokunan o güzel şarkılar bile gittikçe kıymetsizleşiyor. Bir kaç dakika içerisinde her şey büyün büyüsünü kaybediyor. Zamanı durduracak o şeyi nasıl ve nereden elde edeceğim hakkında hiç bir fikrim yok.

Bunca zaman fikir veren ben olmama rağmen artık tamamen tüketmişliğe ulaşmak ne kadar da acı geliyor.

Tüm bu olanlara rağmen durup düşünmek bile gerçekten kocaman bir boşluğa sürüklerken tutku içerisinde bir arayış yaşıyorum. Onu bir şekilde değerlendirmenin ve sıyrılmasını sağlamak için kıvranıyorum ama ne yazık ki ne yapsam boşa gidiyor. Kendimi yağmur yağarken altına koyacak kova bulamayan bir insan kadar aciz hissediyorum.

Öylece koca bir hayatı izliyorum. Biraz loş, biraz sıkıcı, bolca acı içerisinde geçen dakikalar






8 Şubat 2016 Pazartesi

Her şeyden fazlasıyla sıkıldım. Hayatı yaşarken sanki düzlüğe kavuşacakmışım gibi dram filminin hüzünlü ama o yükselişte şarkıları bana eşlik ediyormuş gibi yürüyorum. Sadece düşünüyorum ya da düşlüyorum. Olması gerekipte olmayan, olamayan hayatımı her seferinde biraz daha irdeliyorum.
Eksik bir yanım olup olmadığım konusunda bile kendim ile çelişir oldum. Tek çıkış noktam biraz fiyakalı ve uçsuz bucaksız sürecek kahve muhabbetlerinden uzağa gitmiyor. Anlık yüksek dozda ağrı kesicilermiş gibi kısa süreliğine vücudu koca bir ızdıraptan kurtarıyor.

Hayatımı bir şekilde yenilemem gerektiği karşıma çıkan en basit cevapmış gibi geliyor. En çok korkutan kısımı ise değişimin gelmesi ve getiren ile birlikte sonrasında kaybolması.

19 Ocak 2016 Salı

Değişik kıpırdanmalar içerisinde boğulan kocaman umutlar vardır. Sıradan gidişatın birden dalgalanmasının insan üzerinde bıraktığı etkilerde özlenmiş ama bir o kadar çekincede bırakan bir duygu seliyle birlikte kıvam bulmaya çalışırken iyiden iyiye görüntüyü bulanıklaştıran sileceklerin dayanmadığı sonsuz bir yağmur gibi patlıyor.

Daha boş bir zihin istiyorum. Ilık havada boşluğu izlediğim bir anlığına her şeyden koptuğum fikir dolu bir dünya içerisinde kendimi bırakmak.